Öne Çıkanlar BİK mersin Site Sakinleri Başkan Yıldırımı Konuk Etti Kaymakamlıkta Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Toplantısı Koçtan Öğrenciler İçin Farklı Bir Proje mersin turizm

Esnaf Kriz Kıskacında, Tedbir Bekliyor



Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı (ESOB) Talat Dinçer, dünyada yaşanan her olumsuzluğun Türkiye'yi de etkilediğini, teğet geçme diye bir durumun söz konusu olmadığını ve esnafın şu an krizi yaşadığını söyledi.

Esnaf Kriz Kıskacında, Tedbir Bekliyor
Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer, "Teğet geçme diye bir şey yok; dünyada olan her olumsuzluk bu ülkeyi etkiler. Dünyada yaşanan kriz Türkiye'de esnafa yansımış durumda. Biz zaten krizi yaşıyoruz. Kriz söylentilerinin estirdiği rüzgar, en zayıf halka olan esnafı yaprak misali sallıyor. Tedbirler bankacılık ve finans sitemi üzerinden alınıyor. Küçük esnafla ilgili tedbir yok. Alınan tedbirler makro düzeyde, mikro düzeyde insanlar feryat ediyor. Hükümet, sadece makro düzeyde değil, mikro düzeyde de bir takım önlemleri biran önce hayata geçirmeli. Mersin fakir bir kent, ticari alışverişi çok düşük" dedi.
Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı (ESOB) Talat Dinçer, dünyada yaşanan her olumsuzluğun Türkiye'yi de etkilediğini, teğet geçme diye bir durumun söz konusu olmadığını ve esnafın şu an krizi yaşadığını söyledi.
Mersin ESOB Başkanı Talat Dinçer, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşanan finansal çalkantı ve kriz tehlikesini İHA muhabirine değerlendirdi. Dünyada ciddi anlamda bir sıkıntı olduğunu, tarihte ilk defa ABD'nin kredi notunun düştüğünü, Avrupa ülkelerinde de ciddi anlamda ticari sıkıntı yaşandığını belirten Dinçer, birçok Avrupa ülkesinde nakit sıkıntısı ve borç krizi yaşandığını, işsizliğin ciddi boyutlara ulaştığını kaydetti. Tüm bunların yok sayılamayacağını vurgulayan Dinçer, Türkiye'nin de bu
çalkantılardan etkilendiğini dile getirdi. Türkiye'nin çok sık kriz atlattığına işaret eden Dinçer, bu krizlerde esnafın çok ağır bedeller ödediğini ifade etti. Dinçer, "Biz krizle boğuşurken insanlar rahatındaydı. Biz bu krizler döneminde bazı ciddi tedbirler aldık. Çok canımız yandı, inanılmaz sıkıntı çektik ve çok ciddi faturalar ödedik. Sadece 2001 krizinde 15 bin esnaf kaybettik, çok ağır bedeller ödedik. Ona rağmen hükümet tarafından bazı ciddi adımlar atıldı. Gerek kredilerdeki faiz oranlarının çok düşürülmesi gerekse kredilerin geri çağrılmasının önlenmesi gibi. Kredilerimiz 2001'de toplu halde geri çağrıldı, uzun vadede aldığımız kredilerin hepsinin tek kalemde tahsilatına gidildi, bu esnaf çok ağır bedeller ödedi. Küçük esnaf ve sanatkarımızın durumu zaten iyi değil. İnsanlar bir beklenti ve tedirginlik içerisinde. Esnaf yarın ne olacağını bilmiyor, önünü göremiyor. Kredi çekecek yüklü borçlanmalara gitmemeye çalışıyor" dedi.



"MERSİN TİCARİ ALIŞVERİŞİ ÇOK DÜŞÜK, FAKİR BİR KENT"
Mersin esnafının bugün içinde bulunduğu durumun hiç de iç açıcı olmadığının altını çizen Talat Dinçer, ticari alışverişi çok düşük olan kentin, fakir bir kent olduğunu öne sürdü. Dinçer, "Mersin açısından ticari alışverişimiz zaten çok çok düşük. Mersin nüfusunun büyük bölümü zaten emekli kesim. Çalışan kesimin büyük bölümü asgari ücret veya çok az üzerinde ücretlerle çalışıyor. Çünkü çok güçlü bir sanayimiz yok Mersin'de, güçlü ihracat yapan potansiyelimiz yok, turizm zaten yok. Tüm bunlara baktığımızda Mersin zaten fakir bir kent. Büyük oranda da göç almış, genç nüfusu ve işsiz oranı çok yüksek. Mesleksiz bir genç nüfus ağırlıkta. İnsanlara bir iş öğretip, 'hadi iş kur' dediğinde elinde sermaye yok. Dolayısıyla, Mersin'in genel yapısı itibariyle baktığımızda tüketicimiz zaten zayıf. İnsanlar bugün ev kirasını zor ödüyor veya evi kira olmasa bile mutfağını zor geçindiriyor. Yapılan istatistiklerde en az kazancın 2 bin lira olması gerekir deniyor ama insanlar 2 bin liranın 4'te birini bile alamıyor. Bugün asgari ücretli bir iş için binlerce gencimiz müracaat ediyor. Bu, bizim tüketicimizin fakir olduğunu gösteriyor. Esnafın işinin iyi olması için halkın alım gücünün iyi olması lazım; emeklinin maaşını artıracaksın, çalışanın ücretini yükselteceksin. Bunlar olmuyorsa zaten sen istediğin kadar ucuzlat, sunum yap, adamın cebinde parası yoksa zaten alışveriş yapma imkanı yok. Böyle bir Mersin halkı, tüketici grubumuz var" diye konuştu.

"DEVLE TAVŞANI AYNI KULVARDA YARIŞTIRIYORSUNUZ. HÜKÜMET OLAYA SOSYAL AÇIDAN BAKMALI"
Mersin'de kent içine kurulan alışveriş merkezlerinin esnafı bitme noktasına getirdiğini de savunan Dinçer, kurallı politikalar geliştirilmesini istedi. AVM'lerin çok sınırsızca, kuralsızca, hiç bir şeyi dinlemeden şehrin içine gelip market açmaları nedeniyle binlerce esnafın yok olmayla karşı karşıya kaldığını öne süren Dinçer, "Dünyanın hiçbir yerinde kuralsız iş yapılmaz. Her işin kuralı olur. Hükümet başta olmak üzere yerel idareciler bunu önceden planlayacak, Mersin'de böyle bir talip olduğunda bunun
şehir planlamasında iş yerini konduracağı yer şurası diyebilmeli. Tabi böyle bir planlama olmadığı için haddinden fazla alışveriş merkezi ilimize geldi, küçük esnafın işi tamamen bitti. Esnaf gidip bu marketlerden mal alıp dışarıda insanlara satmaya çalışır duruma geldi. Halkımızı, esnafı yok ediyoruz. Tüketiciye çok büyük haksızlıklar ediliyor. Tüketicinin büyük bölümü elindeki kredi kartını kullanma alışkanlığına haiz değil, daha bunların sıkıntıları var. 'Bu karttan çekersem o parayı ödemeyeceğim, bugün de aldım kurtardım' zannediyor ama ay döndüğü an hemen ekstre kapıya yapışıyor. Bugün kredi kartlarının üstündeki risk aldı başını gidiyor. Çok ocak sönüyor, boşanmaların yüzde 60'ı ekonomik nedenlerden kaynaklanıyor ve kredi kartları veya kredi borçları başta geliyor. Böyle bir Mersin politikası var. Ülkemiz bundan farklı değil. Belki İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük metropollerde biraz hareketlilik olabilir ama sonuçta insanların kazanç oranı çok düşük. Kıyasıya ve inanılmaz bir haksız rekabet var. Tutuyorsunuz devle tavşanı aynı kulvarda yarıştırıp rekabet ettiriyorsunuz, böyle bir şey mümkün değil. Hükümetin bu olaya biraz sosyal açıdan bakması lazım. Bir tane alışveriş merkezinin çok ciddi paralar kazanması mı çok önemli, binlerce insanın yok olması mı çok önemli? Bunların hesabını çok iyi yapmalılar" ifadelerini kullandı.

"TEĞET GEÇME DİYE BİRŞEY YOK, ESNAF KRİZİ ZATEN YAŞIYOR"
Hükümetin krize karşı aldığı tedbirlerde esnafı düşünmediğini belirterek sitem eden ESOB Başkanı Dinçer, Türkiye'de krize karşı tedbirlerin genelde bankacılık ve finans sektörüne dayanarak alındığını kaydeden Dinçer, genelde bankacılık sektörünün ayakta tutulduğunu söyledi. Oysa kriz döneminde bile en fazla kesimin bankacılar olduğunu öne süren Dinçer, küçük esnafla ilgili tedbir alınmadığından yakındı. Kriz söylentilerinin bile esnaf üzerinde büyük baskı oluşturduğunu belirten Dinçer, "Küçük esnafla ilgili alınan bir tedbir zaten yok. Kriz söylentileri bile esnaf üzerinde olumsuz etki yarattı ve büyük bir baskı oluşturdu. Bu söylentilerle hacim daraldı. Zaten bizim alışveriş oranımız yüksek değil, bizden parası olmayanlar alışveriş yapıyor. Bir tarafta kriz söylentileri, bir tarafta halkın alım gücünün düşmesi, insanların tedirgin olması var. Esnaf, işini genişletmek ya da geliştirmek için borçlanmaya korkuyor, riske girmek istemiyor. Son derece yerinde bir serzeniş. Zaten ülkemizde kriz tellallığı aldı başını gidiyor, bir şey yokken bile ortaya bir şeyler atılıyor ve sonuçta en zayıf halka olan, emek yoğun çalışan esnafımız, yaprak misali hemen o rüzgarda sallanıyor" dedi.
Burada genel anlamdaki spekülasyonlardan bahsettiğine vurgu yapan Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünyada bir gerçek var; bu gerçek de; dünya krizle, işsizlikle boğuşuyor, bunu yok sayamayız. Bu ülkemize yansıyacak mı? Emek yoğun çalışan bizlere zaten yansımış durumda, şu an biz bunu yaşıyoruz zaten. İnsanlar yatırım yapmıyor, vatandaş da alışveriş yapmıyor. Bu ne demek, bu zaten bizim krizimiz demek. Teğet geçme diye bir şey yok; dünyada olan her olumsuzluk bu ülkeyi etkiler. Sayın Başbakanımızın söylediği bana göre, bankacılık sektörümüzde bir sallanma olmayacak, bankalarımız batmayacak, finans piyasası kendini ayakta tutacak ve biz bundan fazla etkilenmeyeceğiz, sadece o kesim için geçerlidir. Bizim küçük esnafımız akşam evde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünüyor. Dünyadaki bütün olumsuzluklar bizi direkt etkiliyor, olmaması mümkün değil. Çok ciddi yaralar açmayacak demiştir Başbakan, belki finans sektörü ile ilgili, Hazine'nin doluluk oranı, borçların ödenmesi, bankalardaki verilen kredilerin çok seçme krediler olduğu, batmayacağı, garantiye alınmış olması, tepedeki en üst makro düzeydeki ekonomiyle alakalı Başbakanın söylediği. Yoksa mikro düzeye indiğinizde insanlar zaten feryat ediyor. İşte Mersin'e bakın, işsizlik oranına bakın. Dükkan kapatmada eski hız biraz kesildi ama kesilme nedeni de şu; insanlar karar veremiyor, 'kapatayım mı, acaba yarın bir şeyler olur mu?' diye düşünüyor. Bir KOSGEB kredisi çıkarıldı ki, çok önemsediğimiz bir krediydi, yıllar önce çıkarılması gerekiyordu. Arka arkaya kredi çıkarıldı esnaf bundan umutlandı, 'bizim elimizden tutulacak' dedi ki, seçim öncesi bazı şeyler yapıldı. Seçim bitti, daha gerçekçi şeyler görmek istiyor esnafımız, daha ciddi katkılar görmek istiyor ama bunu daha göremedik. KOSGEB'in verdiği krediler de şu an durmuş vaziyette."

"SADECE MAKRO DÜZEYDE DEĞİL, MİKRO DÜZEYDE DE TEDBİRLER BİRAN ÖNCE HAYATA GEÇMELİ"
Krizin etkilerini en aza indirmek için esnaf ve sanatkarın Hükümetten beklentileri olduğunu söyleyen Dinçer, en önemli noktanın ise sadece makro düzeyde değil mikro düzeyde de politikalar geliştirilmesi olduğunun altını çizdi. Hükümetin, bu işi gerçekten ciddiye alıp, bu işe sadece para olarak bakmadan, makro düzeydeki belli dengeleri düşünmeden mikro düzeyde bazı çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Dinçer, "İnsanların evine o gün çorbasını kaynatacak nafakasını götürmesi lazım, bunun sağlanması lazım. Bunun için de küçük esnafla ilgili, kendileri için küçük ama esnaf için çok büyük bazı tedbirlerin alınması lazım. Yapılacak şey çok zor bir şey değil. Mesela Sicil Affı çıktı ama hala bankadan kredi çekemiyoruz, çünkü uygulanmıyor. Hükümet bunu Bankalar Birliği'ne uygulatamadı. Esnafın önüne hala 1999 ve 2001 krizlerinde yaşanan sıkıntı sonucu kırmızı çizgi yediği engeller çıkıyor. Burada bir sıkıntı var, bunu çözmesi lazım. Küçük esnafın ödenen vergiler içerisindeki payı çok yüksek değildir. Basit
usulle çalışanların ödediği vergi 500 lira ile bin lira arasında gider gelir. Bu insanlar bu vergiyi ödemese de bu ülke batmaz ve bunun bir başka yerden kazancını sağlamak lazım; istihdam. İstihdamı zorunlu kılacaksın, vergi oranını düşüreceksin. Zaten bizim esnafımız aman aman işler yapıp da vergi kaçırdığı da yok, çünkü alışveriş yok. Dolayısıyla Hükümetin burada Vergi Mevzuatı'nı elden geçirip, emek yoğun çalışan küçük esnaf ve sanatkarın sadece işsiz kalmaması, kepenginin inmemesi ve yanında bir adam çalıştırması şartı koşulması kaydıyla vergi oranlarının aşağıya çekilmesi gerekir. Küçük esnaf ve sanatkarın asgari ücret tutarındaki vergisini almasan ne olur? O zaman bir artı moral gelecek" görüşlerini aktardı.
Sosyal Güvenlik Mevzuatı'nın da çok ağır olduğunu belirten Dinçer, sosyal güvenlikteki prim oranlarının biraz aşağıya çekilmesini istedi. Devletin elindeki zorunlu olan yüklerin azaltılması gerektiğini ifade eden Dinçer, esnafın önü açılırsa yanında insan çalıştırmaya da başlayacağını söyledi. KOSGEB gibi bir başka kurum daha oluşturularak, esnafın ürettiği ürünleriyle dışa açılmasına yardımcı olunmasını da isteyen Dinçer, çıkan her mevzuatın esnafın üzerine yük getirmesini de eleştirdi. Dinçer şöyle
konuştu: "Esnaf zaten vergisini ve sosyal güvenliğini ödeyemiyor. Bizim esnafımız hem kendi Bağ-Kur primini cebinden ödüyor hem yanında çalıştırdığı işçinin sigortasını ödüyor, bir taraftan vergi ödüyor, belediyeye olan yükümlülüklerini yerine getiriyor, geçici vergisi, KDV'siydi derken altından kalkmanın imkanı yok, 26-27 çeşit vergi var. Bunları azaltmamız lazım, insanların kar marjını yükseltebilecek bazı adımların atılması gerekiyor. Bunlar atılacak ki, sen esnafını kollayacaksın. Avrupa'da devlet
işyeri açana yardımcı oluyor, yerini buluyor, işyerini açtırıyor, 3-5 sene vergi almıyor ama tek koşulu 'yanında adam çalıştır, istihdam yarat' oluyor. 'Bunu yapmazsan elinden tutmam' diyor, o da zorunlu olarak yanında insan çalıştırıyor. Teşvik ediyor, neredeyse faizsiz krediler verdirtiyor. Ülkemizde bu daha gelişmedi. Bu gelişse, yeni işyeri açacaklara faizsiz krediler verilse, biraz uzun vadeye yayılsa, insanların elindeki para bitmese.. Bizde esnaf daha işyerine başladığında dükkan, kirası, dekoru, oraya buraya kayıt derken elindeki paranın tamamı işyeri hazır hale geldiğinde bitiyor. Bu sefer mal çekemiyor. Bunu rahatlatabilecek, en azından faizsiz krediler, 5-10 yıllık krediler verilse, biraz da teşvik edilseler, inanıyorum esnafımızın büyük bölümü ayağa kalkar."
Hep makro düzeyde düşünmemek gerektiğine de dikkat çeken Dinçer, sözlerini şöyle bitirdi: "Ülkede kayıtlı, fiilen çalışan 2 milyon esnaf var. Yukarıda makro düzeydeki bazı politikaları uygulamaya koyarken mikro düzeydeki bu kadar geniş bir kitleyi yok sayıyorsun. İşte bunlar da o zaman 3-5 tane büyük firmanın boyunduruğu altına giriyor ve insanlar kazanç elde edemiyorlar. Bakın bugün Mersin'in merkezi değişti, kimse yok artık Atatürk Caddesi'nde, İstiklal Caddesi'nde, Hastane Caddesi'nde, herkes şimdi Pozcu'da. Belli alışveriş merkezlerinin önünde yığılmalar. Oralarda trafik felç, insanlar yürüyemiyor, şehir içinde olduğu için değişik olaylar arttı, etrafındaki esnaf yok oldu. Yani dokuyu bozdu. Anlatmak istediğimiz, planlı, programlı ve kurallı sistemi oluşturulmuş politikaları üretmemiz lazım. Mikro düzeyde belli tedbirler alınsın ki biz de esnafımızı bir araya getirelim. Bize birleşin büyüyün diyorlar, neyle birleşeceğiz, birleşecek bir şey yok ki. Birçok esnafımızın işyerindeki ürünü satsanız 2 bin lira etmez, üç bin lira etmez, beş bin lira etmez. Bunun neyini birleştireceksiniz. Güçlü yapılar lazım. Bugün vergisini, Bağ-Kur'un ödeyemeyen küçük esnafın, bu şartlarda birleşerek bir şey yapması çok çok zor. Dolayısıyla esnaf Hükümetin sadece makro düzeyde değil mikro düzeyde de bir takım önlemleri biran önce hayata geçirmesini istiyor ve bekliyor. Önümüzün açılmasını istiyoruz" diye konuştu.
İHA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.