" />
Öne Çıkanlar mersin haber MERSİN mersin siyaset CHP Takla Atan Araçlardan Yara Almadan Kurtuldular

Türkiye 50 Yıl İçinde Avrupa'nın İlacı Olacak



MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, "AB, 50 yıllık zaman diliminde yaşlanacak ve bugüne göre fakirleşecek. Bugün kapıda bekletilen Türkiye, genç nüfusu, girişimci ve dinamik yapısı, potansiyel ülke zenginliği ve köprü görevi gören stratejik coğrafyası ile Avrupa'nın ilacı olacaktır. Avrupa'nın bütünleşmesi sürecinde Türkiye kilit noktada yer alıyor ve Türkiye’siz bir bütünleşmeyse yarım kalır. Kendimizle ilgili önyargıları kırmak bize düşer ama Avrupalıların da bu konuda çaba göstermesi gerek" dedi.

Türkiye 50 Yıl İçinde Avrupa'nın İlacı Olacak
banner123
MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, "AB, 50 yıllık zaman diliminde yaşlanacak ve bugüne göre fakirleşecek. Bugün kapıda bekletilen Türkiye, genç nüfusu, girişimci ve dinamik yapısı, potansiyel ülke zenginliği ve köprü görevi gören stratejik coğrafyası ile Avrupa'nın ilacı olacaktır. Avrupa'nın bütünleşmesi sürecinde Türkiye kilit noktada yer alıyor ve Türkiye’siz bir bütünleşmeyse yarım kalır. Kendimizle ilgili önyargıları kırmak bize düşer ama Avrupalıların da bu konuda çaba göstermesi gerek" dedi.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Avrupa Birliği'nin (AB) 50 yıllık zaman diliminde yaşlanacağını ve bugüne göre fakirleşeceğinin öngörüldüğünü hatırlatarak, bu noktada AB kapısında bekletilen Türkiye'nin; genç nüfusu, girişimci ve dinamik yapısının yanı sıra potansiyel ülke zenginliği ve köprü görevi gören stratejik konumu itibariyle Avrupa'nın ilacı olduğunu söyledi. Aşut, Avrupa'nın bütünleşme sürecinde Türkiye'nin kilit noktada yer aldığını ve Türkiyesiz bir bütünleşmenin de yarım kalacağını iddia etti.



Avrupa Birliği (AB) Bilgi Gençlik Konferansları'nın Mersin ayağında kültür ve kimlik konusu masaya yatırıldı. MTSO AB Yerel Bilgi Bürosu ile British Council tarafından Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çiftlikköy Merkez Kampüsü Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi'nde organize edilen panele Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahar Rumelili konuşmacı olarak katıldı. Toplantının açılışında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.
Son zamanlarda sıkça sorulan 'Hangi Türkiye?' sorusunu farklı bir açıdan ele alarak; 'Hangi Avrupa?' sorusuyla karşılık veren Aşut, "Muhafazakar, kültürel karışımı reddeden, içerisinde Türkiye'ye yer vermeyen ve Hristiyanlık vurgusu yapan Avrupa mı? Yoksa çeşitliliği, kültürel farklılıkları zenginlik olarak gören, ortak bir geleceğe, demokrasiye, insan haklarına, ilişkilerde eşitlik ilkesine vurgu yapan bir Avrupa mı?" diye sordu.
2. Dünya Savaşı'nda yaşanan yıkım ve acılardan ders alan Avrupalı liderlerin, kıtanın ilk defa barışçıl bir yöntemle birleştirilip bütünleştirilebileceğini düşünüp önemli bir karar aldığını hatırlatan Aşut, savaş döneminin ardından ilk olarak 'Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu', ardından da sırasıyla 'Roma Antlaşması ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)', 'Avrupa Topluluğu', 1991 yılında da Mastrich antlaşması ile AB'nin kurulduğunu anlattı. Aşut, başlangıçta ekonomik nitelikli bir örgütlenme olarak öne çıkan birliğin, zamanla siyasal bir kimliğe dönüştüğünün altını çizdi.
"ÖNYARGILARIN AŞILABİLMESİNDE AVRUPALILAR DA ÇABA GÖSTERMELİ"
"Türkiye bu sürecin neresinde?" sorusuna Şerafettin Aşut, şu yanıtı verdi; "Elbette AB'nin zaman zaman haksız taleplerini eleştiriyoruz. Avrupa Türkleri, bugün birçok açıdan Avrupalılar'dan daha girişimci. İnançları ve etnik kökenleri Avrupa'ya uyum sağlamaya engel olmamış. Aksine kendilerinin Avrupa'nın bir zenginliği olduğunu düşünüyorlar. Bu anlamda günümüz Avrupalı yöneticilerinin, bu birliği kuran ilk yöneticiler kadar ufuk sahibi olmaları gerekir. Her türlü önyargıların tek bir sebebi vardır;
bilgisizlik. Birbirimizi tanımalıyız. Farklılıklarda birliktelik, çeşitlilik içinde bütünlük. Bunlar AB'nin yapmak istediği şeyler değil mi? Tabii kendimizle ilgili önyargıları kırmak bize düşer ama Avrupalıların da bu konuda çaba göstermesi gerek."
Bugünkü dünya tablosunda bir yanda dev bir ekonomiye sahip ABD, diğer yanda da önü alınamayan Çin ile birlikte yıldızı parlayan Hindistan, eski gücünü toparlama aşamasında olan Rusya ve Güney Amerika ülkeleri arasındaki yeni iş birliklerinin öne çıktığını anlatan Aşut, küreselleşen ve rekabetin her zamankinden daha çok arttığı bir dünyada Avrupa'nın da ancak bütünleşerek söz konusu ülkelerle rekabet edebileceğini savundu. Aşut, yapılan araştırmaların önümüzdeki 50 yıllık stratejik vizyonunda; Avrupa'nın giderek yaşlanacağı ve bunun yanında da fakirleşeceğinin öngörüldüğüne işaret etti. İşte tam da bu noktada AB kapısında bekletilen Türkiye'nin genç nüfusu, girişimci ve dinamik yapısının yanı sıra potansiyel ülke zenginliği ve köprü görevi gören stratejik konumu itibariyle Avrupa'nın ilacı olduğunun altını çizen Aşut, Avrupa'nın bütünleşme sürecinde Türkiye'nin kilit noktada yer aldığını ve Türkiye'siz bir bütünleşmenin de yarım kalacağını iddia etti. Aşut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Hepimiz aynı inançları paylaşmak zorunda değiliz. Farklı düşünmek gelişmeyi sağlar ama sorunların çözümünde birliktelik oluşturabiliriz. Ayrılıkçı, asimilasyoncu kavramların aksine ötekinin farklılığına saygı gösterme ortak paydamız olabilir. Tek bir çiçekten oluşan monoton bir bahçe mi, farklı çiçeklerden, farklı kokulardan oluşan ve göz kamaştıran bir bahçe mi güzeldir?"

"AB, SÜREKLİ DEĞİŞEN BİR TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNİ TÜRKİYE'NİN ÖNÜNE SUNUYOR"
AB ilişkilerinde ortak değerlerin tarihte aranmasına yönelik yaklaşımların artık bir kenara bırakılarak, geleceği kurgulayan ortak değerler paydası oluşturulması tavsiyesinde de bulunan Aşut, Avrupa'nın durağan ve sabit bir oluşum değil, aksine sürekli değişen bir toplum mühendisliğini Türkiye'nin önüne sunduğunu vurguladı.
Bugün yaşanan sorunların çözümünün ön sıralarda oturanlarda değil, arka sıralarda oturanlardan, bir başka ifadeyle gençlerden geleceğine inandığını dile getiren Aşut, "Çözümün bilgi ve bilimle donanımlı gençlerde olduğunu biliyorum. Bu anlamda Mersin'in gözbebeği olan Mersin Üniversitesi'nin bu donanıma sahip önemli bir kaynak olduğunu biliyorum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz derler ya. Bu anlamda konusunda uzman çok değerli misafir konuşmacılarımızın katkılarıyla, en güzel açılımları sizlerin yapacağını bilmenin mutluluğu taşıyorum" dedi.
İHA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner125

banner124