Öne Çıkanlar TARSUS spor Akdeniz şike mersin idmanyurdu haberler mersinhaberler Akdeniz Belediyesi Bayrama Hazır

Baro Başkanı Antmen: “Eşitlik Sağlansın”



Akdeniz Bölge Baro Başkanları Toplantısı için Mersin’de buluşan baro başkanları, mesleki sorunlar ile ülke sorunlarını tartışarak, çözüm yolları için fikir alış verişi yaptı.

Baro Başkanı Antmen: “Eşitlik Sağlansın”
banner123
Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, savunma mesleğinin en kısa zamanda anayasal güvenceye alınması gerektiğini söyleyerek, “İddia makamıyla eşitlik sağlanmalı” dedi.

Akdeniz Bölge Baro Başkanları Toplantısı, Mersin Barosu Başkanlığı’nda yapıldı. Gökdelen 16. Kattaki Baro Hizmet Binasında yapılan toplantıya; Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, TBB Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Bilge, TBB Başkan adayı ve Ankara Barosu Başkanı Metin Fevzioğlu, Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Adana Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtır, Gaziantep Baro Başkanı Ali Elibol, Kilis Baro Başkanı Muammer Fazlıoğlu, Çankırı Barosu Başkanı Erkan Köroğlu, Antalya Barosu Başkanı Alper Tunca Bacanlı, Bilecik Barosu Başkanı Halime Aynur, Kırşehir Barosu Başkanı Mehtap Karabucak, Aydın Barosu Başkanı Sümer German ve Osmaniye Barosu Başkanı Hamza Tur ile söz konusu baroların yöneticileri katıldı. Toplantı öncesi; Şehir Plancıları Odası Mersin İl Temsilcisi Ali Cenap Yoloğlu, “Adana-Mersin 1/100 binlik Çevre Düzeni Planı” ve Makine Mühendisleri Odası (MMO) Enerji ve Çevre Komisyonu Başkanı Serdar Erkan da, “Akkuyu Nükleer Güç Santrali” ile ilgili birer sunum yaparak, son durum hakkında baro başkanlarını bilgilendirdi. Mersin’in Haziran ayında ev sahipliği yapacağı 17. Akdeniz Oyunları’nın maskotu Karetta da salonda hazır bulundu.



SORUNLAR KATLANARAK BÜYÜYOR
Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin Baro Başkanı Alpay Antmen, yıllardan beri yaşadıkları sorunların katlanarak büyüdüğünü ve yakın bir gelecekte de çözülecek gibi görünmediğini söyledi. Toplantı ile amaçlarının gündemde yer alan meseleleri masaya yatırarak, hep birlikte çözüm yolları aramak olduğunu belirten Antmen, “Her şeyden önce, avukatların yargı mekanizması içerisindeki yerinin hala ikincil bir konumda görülmesi, en başta adil yargılanma ilkesi ve silahların eşitliği prensiplerine aykırı olup, savunma mesleğinin de en kısa zamanda Anayasal güvenceye (yeni Anayasa için uygun şartlar oluşuncaya kadar mevcut Anayasa içerisinde) kavuşturulması ve ilk başta iddia makamıyla eşitliğinin sağlanması gerekmektedir. Hukuk fakültesi sayısının olağanüstü şekilde artması ve mezun olanların hiçbir sınava tabi olmaksızın avukatlık mesleğini yapabiliyor olması, savunma mesleğinin geleceği açısından en büyük tehlikelerden biridir. O nedenle staja başlama ve avukatlık mesleğine kabul sınavları kesinlikle yapılmalıdır. Avukatlık kimliği resmi kimlik hükmünde olmasına rağmen, bazı kurum ve kuruluşlarca hükümsüz kabul edilmesi mesleğin saygınlığının hiçe sayılmasıdır. Başta bankalar olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlara gerekli uyarılar yapılmalı, avukatlarla bu kurumlar karşı karşıya getirilmemelidir. Her ne kadar serbest meslek icra ettiğimiz iddia edilse de, avukatlar, kamu hizmeti vermekte olup, yurt dışına çıkışlarında vize vb. eziyetlerden bir an önce kurtarılmalı ve başta hakim ve savcılar olmak üzere diğer kamu çalışanları gibi kolaylıklara (yeşil pasaport gibi) sahip olmalıdırlar. Mesleğe yeni başlayan avukatların sorunları avukatlık mesleğinin de temel sorunlarıdır. Özellikle genç avukatlar için vergi indirimi yapılması, onların desteklenmesi için bir seçenek olabilir, üzerinde çalışılması gerekmektedir. CMK zorunlu müdafilik ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi düzeyine çıkartılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, yine Avukatlık Kanunu’nun 180/e maddesindeki Adli Yardım için avukata ödenen ücretten yapılan yüzde 10 kesinti düzenlemesi (avukata ödenen ücreti tarifenin altına indirdiğinden) kaldırılmalıdır. Noterlere ve mali müşavirlere sağlanan iş alanlarında, aslında avukatların etkin olması gereken alanlar avukatlara bırakılmalıdır” diye konuştu.



KAMU AVUKATLARI ZORDA
Kamuda çalışan meslektaşlarının sorunlarına da değinen Baro Başkanı Antmen, yürütme organını yargı yerlerinde temsil etmekte ve aynı zamanda idarenin hukuka uygun hareket etmesini sağlayarak hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesinde önemli rol oynadığını da söyledi. Kamu avukatlarının sorumluluğu ağır ve zor olan görevlerini yürütürken hak ettikleri değeri görmediğini vurgulayan Antmen, hakim ve savcılarla kamu avukatları arasında ki ücret farkının da her geçen gün kamu avukatları aleyhine bozulduğunu işaret etti. Başkan Antmen, “O nedenle, kamu avukatlarının özlük haklarının en kısa zamanda emsallerinin seviyesine çıkarılması, ek gösterge, maaş ve emeklilik haklarının yeniden düzenlenmesi, Avukatlık Kanunu’ndan doğan vekalet ücretlerine dokunulmaması, yoğun iş yüklerinin hafiflemesi için hukuk birimlerinde görevli memur sayısı arttırılarak, fiziki ve teknik altyapı sorunlarının en kısa sürede çözümlenmesi gerekmektedir” dedi. Antmen, çözüm yolları belli olan bu meselelerin çözümünde siyasileri eleştirmekle birlikte, Barolar Birliği ve tüm baroların daha kolektif bir şekilde hareket etmesi gerektiğinin de altını çizdi.

“GELECEĞİMİZ TEHDİT ALTINDA”
Başkan Alpay Antmen, mesleki sorunların yanında, yaşadığımız kent ve ülkenin sorunlarının da had safhada olduğunu söyleyerek, Akkuyu’ya yapılması planlanan nükleer santrale değindi. Santralin sadece Mersin halkının değil, hem Türk halkının, hem de çevre ülkelerdeki insanların geleceğini tehdit ettiğini dile getiren Antmen, “Yakın vadede bizlerin, uzun vadede gelecek nesillerin başına bela olacak bu projeden derhal vazgeçilmeli, nükleer enerji yerine çevreyi ve insan sağlığını tehdit etmeyen yenilenebilir enerji türlerine dönülmelidir. Bilindiği gibi, Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin işlendiği ‘Mersin-Karaman 1/100 bin ölçekli çevre düzenleme planı değişikliği’ hakkında Danıştay 6. Dairesi yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Kararın ardından nükleer santral yapımı sözleşmesinin iptal edilmesi gerekirken, Bakanlık bu kez projenin işlendiği Mersin-Adana çevre düzenleme planını yapmak üzere kolları sıvamıştır. Biz Mersin Barosu olarak Akkuyu’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde nükleer santral yapılmasına karşıyız ve başta Nükleer Karşıtı Platform olmak üzere tüm sivil toplum örgütleriyle bu konuda işbirliğini sürdürmeye ve yaşadığımız kentle birlikte çocuklarımızın geleceğini korumaya kararlıyız. Çözüme kavuşturulması gereken pek çok sorun olmasına rağmen, birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimiz takdirde üstesinden gelemeyeceğimiz sorun olmadığını düşünüyorum. Son derece faydalı geçeceğine inandığım bu toplantıya katıldığınız için teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum”.

“ÜLKE ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”
Daha sonra söz alan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar da, ülkenin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Hayat bir sorun çözme sanatı, avukatlarda bu işin ustasıdır. Yönetime gelmeden önce de bu sorunların bir kısmı vardı. Bir kısmını çözdük, bir kısmını da bizden sonrakiler çözecek. Ancak sorunlar çözüldükçe yerine yenisi gelecek. Gelecekten iyimserim, ödevimizde iyimserlik olmalıdır. Sorunları birlikte çözeceğiz. Birlikte hareket etmeli, dayanışma içinde olmalıyız. Bu tür toplantılar, sorunların çözümü noktasında fikir üretilecek yerlerdir. Daha önceki bölge baroları toplantılarında somut örneklerini gördük. Bu toplantıların bize yeni ışıklar, yollar, fikirler getireceğine inanıyorum” dedi.

TÜRKİYE’NİN SORUNU; İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ KRİZİ
Ankara Barosu Başkanı Metin Fevzioğlu ise yaşanan sorunların nedeninin, Türkiye’nin içinde bulunduğu derin insan hakları ve demokrasi krizi olduğunu işaret ederek, “Önümüze konulan Kürt sorunun özünde de, insan hakları ve demokrasi krizi yer almaktadır. Kutsal savunma hakkı için aldığımız davalar veya h düşüncelerimizi söylediğimiz için yargılanıyoruz. Bundan öteye söz kalmadı. Esasen barolar ve avukatlar siyasi iktidarın yeni hedefi ve totaliter rejimin yeni düşmanı olarak belirlenmiş dururumdadır. Tüm baskıcı rejimler içte ve dışta sanal düşmanlara ihtiyaç duyarlar. Mesleğimizi; yüklendiği sorumluluktan ayrı düşünemeyiz” dedi. Barış sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başkan Fevzioğlu, “Aramızda; kan durmasın, insanlarımız birbiri ile kucaklamasın diyen olamaz. Bunun aksini söylemeyi düşünemeyiz. İnsani değerlere sahip hiç kimse kandan, gözyaşından yana olamaz. Tabi ki toplumsal barış, kan dursun istiyoruz. Ancak barış büyülü bir kelime ve bu büyü ile akıl tutulması yaşamayı da doğru görmüyorum. Bu büyülü kelimenin gösterdiği istikamet barışın istikameti midir? Yol işaretinin sonunda hakikaten barış mı vardır? Bunu sorgulamayı ve doğru istikameti bulmayı gerekli görüyorum. Bunu da sorgulamanın öncelikle bizlere ait bir görev olduğunu biliyorum” diye konuştu.

“YARGI, SİYASİ İKTİDARA BAĞIMLI HALE GETİRİLİYOR”
Yargının siyasallaştığını, siyasi iktidara giderek daha da bağlı kılındığını da savunan Ankara Barosu Başkanı Metin Fevzioğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bunu dile getirdiğimizde, ‘Dünde böyleydi’ cevaplarından yoruldum. Dün böyle diye, bugün daha beter hale gelecek diyemeyiz. Kaderimize razı olup, rehavet içerisinde bulunamayız. Siyasi iktidara giderek daha da fazla bağımlı kılınmış yargı eliyle Türkiye şekillendirilmektedir. Bu çerçevede, seçilmiş tüm Kürt siyasetçileri, yerel yöneticileri dışarıda bırakmak şekilde zindana atma kampanyası yürütüldüğünü inkar edebilir miyiz? Milletvekilleri, avukatlar, askerler, gazetecilerin sanal, sahte dijital verilerle yıllardır hapiste süründürüldüğünü görmezden gelebilir miyiz? İşin görünen şekli şu; iktidar bir taraftan demokrasi ve özgürlüklerden had safhada rahatsız, değer taraftan da ‘barışa gider’ diye bir tabela asıyor. Birde; bizim gerçekten barışa gittiğimizi inandırmak için seferber olmuş bir takım akil insanlar var.

GERÇEKTEN BARIŞ MI İSTENİYOR?
Yeni anayasa sürecinin, barış veya çözüm süreci ile paralel yürüdüğünü görmezlikten gelmemeliyiz. ‘İstemezük’ diyenlerden değil, alternatifini söyleyenlerdenim. Samimi yürütülmediğini düşünmediğimiz bu sürecin, hukuki altyapısı olarak karşımıza bir anayasa dayatması çıkıyorsa, bu dayatmanın içeriğini sorgulamak zorundayız. Öte yandan yasama, yürütme ve yargıyı birleştiren başkanlık sistemi masaya konulmuştur. Yargının siyasi iktidarın elinde birleşmesi durumunda, bir kamu hizmeti olan avukatlığın serbestçe yapılabileceğini, mesleğimizin değer ifade edeceğini düşünen var mı? Diğer tarafta kapalı yürütülen sürecin içinde terör örgütünden hangi taleplerin geldiği ve bu taleplere nasıl yaklaşıldığını da, yalanlanmayan gazete haberlerinden görüyoruz. Talep konfederasyondur. Masanın bir ucu padişahlık isterken, masanın diğer tarafı buna ‘evet’ demenin şartı olarak, ‘konfederasyon’ talebini ortaya koymuştur. Bu konfederasyon Türkiye’nin, İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin sınırlarının değişmesi demektir. Müzakere masanın da bunlar tartışılıyor ve birileri Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirmek istiyor diye, Ortadoğu’nun sınırlarının barış içerisinde güle oynaya değişeceğini sanıyor muyuz? Yol işaretinin gittiği yer barış mıdır? Yoksa Ortadoğu’nun sınırların değişeceği, sonunu hiç birimizin görmeyeceği bir kanlı savaş mıdır? Bu süreci sadece siyasilere mi bırakalım, biz konuşmayalım mı? Bu bizim hayati sorumuz değil mi? Anayasa yoluyla rejimin değiştirilmesinden söz ettiğimize göre bunları tartışmamız lazım. Çözümü biliyoruz. Ve çözüm o kadar elle tutulur ki; çözüm biziz. İnsan haklarının evrensel değerlerini, Türkiye’nin her köşesinde hakim kılmak, demokrasiyi koşulsuz hakim kılmak, yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını hakim kılmak çözümdür. Türkiye’nin hangi vilayetinde yürürseniz yürüyün polis gördüğünüzde korkmayacak hale gelmek çözümdür. İşe başvurduğunuzda ırkınız, meshebiniz, ana diliniz sebebiyle kapı dışarı edilmeyecek bir Türkiye’yi el birliği ile yaratmak çözümdür. Demokrasidir çözüm. Laik, sosyal, hukuk devletini koşulsuz hakim kılacak güç biziz. Biz sorun çözeniz. Hukukçuyuz”.

“AVUKAT HAK İHLALİ YAPANLARI PİŞMAN ETMELİYİZ”
Mesleğin sorunlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ankara Barosu Başkanı Fevzioğlu, mesleğin sorunlarının, ülkenin sorunlarından bağımsız olmadığının da altını çizdi. Demokrasinin lokomotif gücü olan avukatlık mesleğinin daha iyi yapılabilmesi için ‘Avukatlık Sınavı’nın bir an önce gelmesi gerektiğini aktaran Metin Fevzioğlu, ülkedeki 79 baronun bu konuda hemfikir olduğunu da anımsattı. “Avukat hakları ihlallerine karşı da etkin ve hızlı bir mücadele yapılmalı” diyen Başkan Fevzioğlu, “Nerede bir avukat hakkı ihlaline uğrasa, orada toplanmalı, hak ihlalinde bulunan kim olursa olsun, pişman etmeliyiz. Bunu topluca yapabiliriz. Bu yolda; Avukatlık Kanunu’nun 5/C. Maddesinin iptali mesleğe çok büyük darbe vurmuştur. Bu iptal ile kürsüden kafamıza dosya fırlatan, bize hakaret eden, avukatı adam yerine koymamaya teşebbüs ederek, kendi insanlığını ayaklar altına alan bir takım cüppe giymiş ama hakim savcı olamamış kişilere karşı çaresiz bırakıldık. Baroların elinden en önemli caydırıcı yaptırım gücü Anayasa Mahkemesi’nce alınmıştır. Öte yandan Yargıtay’da dosya görmemiz vekalete bağlanmıştır. Bu bir hukuk katliamıdır. Artık; vicdanen inanmadığımız, almak istemeyeceğimiz bir dosyayı görebilmek için önce dosyayı almak zorunda kalıyoruz. Öte yandan; ‘Barolar Birliği Dernekleştirilsin’ diyen zihniyetle ve kapı girişlerini, asansörleri ayıran adliye yönetimleri ile mücadele ediyoruz. Sembolik gelse de bu uygulamalar aslında bizim nereye sıkıştırıldığımızı göstermektedir. Sessiz kaldığımız için bu sakılar artmaktadır. Zamanında etkili, caydırı, pişman edecek şekilde gereğini yapsaydık, bugün böyle olmazdı. Öte yandan stajda kaliteyi mutlaka yükseltmemiz lazım. 109’uncu hukuk fakültesi açılırken uyuduk ancak, 110’uncu hukuk fakültesinin açılması gündeme geldiğinde birlikte buna tepki koymalıyız. Mesleğimize ilişkin çözüm noktası; susmak ya da kavga etmek değil, kararlı ve örgütlü bir şekilde mücadele etmektir. Meslekle ilgilenelim derken, ülkenin geleceğinden sorumlu olmadığımız şeklinde bir yaklaşımı da kabul etmiyorum” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner125

banner124