banner141
Öne Çıkanlar Forum Mersinden Gnctrkclllilere Özel Bayram İndirimi YÜKSEL AHMET ADA KAYIP Mythimna

YOKSULLUK, İŞSİZLİK, SAVAŞ VE MÜLTECİLER

Emek Partisi, (EMEP) “Yoksulluk, İşsizlik, Savaş ve Mülteciler” eksenin de Emekçiler Ne Yapmalı? Başlıklı bir panel düzenleyerek, küresel anlamda insanları etkileyen konulara değinildi. Panele konuşmacı olarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçen Gökçe, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı. Pandemi sürecinde yaşanılan hak gasplarına değinen Akdeniz, “100 binlerce boş daire var, ev var ama gençler parklarda yaşıyor. İnsanlar ev kiralayamıyor ya da satın alamıyorlar. Niye? Çünkü kapitalizm aslında barınak üretmiyor.” diyerek tepkilerini dile getirdi. Pandemi süreciyle dünya devletlerinin bütçelerinin büyük bir çoğunluğunu savunma yerine sağlığa harcamaları gerektiğinin altını çizen Şebnem Korur Fincancı, “Bir küresel salgında bekleriz ki devletler bütçelerinin ağırlıklı bir kısmını sağlık hizmetlerine ayırsın. Savunma harcamaları kısıtlansın. Fakat beklenilen gibi olmadı. Örneğin, Türkiye savunma harcamalarını arttırmayı sürdürmüş. 2020’de 93 milyar olan savunma harcamaları, 2021 yılında 99 milyarı olmuş. Peki aynı yolda Sağlık Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar diye soracak olursak sadece 77 milyar. Bu harcamaların beşte biri de sizin Mersin'de de şehrin en uzak yerine yapılmış olan şehir hastanesinin kirasına ayırılmış durumda” dedi

YOKSULLUK, İŞSİZLİK, SAVAŞ VE MÜLTECİLER

HABER: ŞİRİN ALP

Mülteci sorununda Avrupa Birliği’nin de sorumluluk alması gerektiğini belirten Gökçen Gökçe, “Mülteci sorununun da Avrupa Birliği'nin de özellikle sorumluluğunun ciddi bir şekilde olduğu bir meselede hele ki bir savaş söz konusu olduğunda ve diğer uluslararası toplumun doğrudan bir sorumlulukları var.” dedi.

“AVRUPA SORUMLULUKLARINI BİLEMELİ”

Bazı sosyal demokrat partiler, sosyalist partilerin içinde yer alan bazı insanların ilkeleri dışına çıkıp mültecilere yönelik ayrımcılığı körükler nitelikte bir politika geliştiklerini dile getiren Gökçe, mülteci sorununun bir an önce çözülmesi için küresel anlamda herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini altını çizdi. Gökçe, “Göçmen sorunu Avrupa Birliği'nin de özellikle sorumluluğunun ciddi bir şekilde olduğu bir meseledir hele ki bir savaş söz konusu olduğunda. Diğer uluslararası toplumun doğrudan bir sorumlulukları var. Ve bu sorumluluklar olaylar meydana gelirken bu krizler çıkarken ya da çok konuşulmazken, mültecileri kabul etmek, mültecilerin hayatını bir şekilde kolaylaştırmak için gereken önlemler konuşulacağı zamanda sorumluluk alan kuruluşlar ortadan kayboluyor.” İfadelerini kullandı.

“MÜLTECİLER AVRUPA'YA KARŞI KOZ OLARAK KULANILIYOR”

Milyonlarca göçmenin koz olarak kullanıldığını dile getiren Gökçe, “Milyonlarca mülteci, göçmen Türkiye'de yaşamlarını sürdürüyorlar ve daha fazla kişinin de Türkiye'ye gelebileceği konuşuluyor. Bunlar konuşulurken aslında diğer meselelerde de biraz daha emek ekseninden bakılması gerektiğini de düşünüyorum. Şimdi Türkiye'de milyonlarca mültecinin olması ve Avrupa'ya karşı bu insanlarında bir koz niteliğinde kullanılıyor olması, bizim ilkelerimize de uygun bir tutum değildir. Bir diğer yandan Avrupa'nın da bu yükü, bu sorumluluğu, bu insani sorumluluğu eşit paylaşması, adil paylaşması gerektiği de ortada. Bu yüzden Türkiye'de şöyle bir riskle karşı karşıyayız. Ortaya çıkan savaşın, kötü politikaların, yanlış politikaların ve hatta kasti olarak yapılan yanlış politikaların sonucunda mağdur olan çok ciddi sayıda insan var.” şeklinde konuştu.

“PANDEMİDE YENİ SÖMÜRÜ DÜZENİ OLUŞTURULDU”

Salgın sürecinde yeni sömürü düzeni geliştirildiğini dile getiren Şebnem Korur Fincancı, “Bize salgın sürecinde evde kalın dediler ama kim nerede kalacaktı? Hangi koşullarda ve daha iyi nasıl sömürebiliriz düşüncesiyle evde kaldılar. Yeni çalışma modelleri oluşturuldu bir yandan da. Evde kalabilenler yeni bir sömürü düzeninin parçası oldular. Evden ve 7- 24 çalışmaya zorlandılar. Yani yeni bir kölelik düzeninde de karşı karşıya kaldık. Bir yandan da bu saldırı kapitalizmin o ahlaksız bir yüzünü çok iyi ortaya koyuyor. Ama o ahlaksız yüze karşı adım atabildik mi? Ne yazık ki o ahlaksızlık içine de sıkışmıştık biz de. Değerlerimizi yitirmeye başlamıştık. Hep beraber bu değerleri yeniden nasıl kazanabiliriz diye de düşünmek gerekiyor. Bu başlıkları düşündüğünde yoksulluğu, eşitsizliği bu özellikle savaş ve savaşların yol açtığı, zorla yerinde edinmiş olma halini, bunlarla nasıl mücadele edeceğimizi ve tabii, salgında yapabileceklerimizi düşünmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“BİR BAŞKASINI ÖLDÜRME KEYFİYETİ”

Geliştirilen aşı karşıtlığı içinde görüşlerini dile getiren Fincancı, “Bilim insanlarının sözlerini duymazdan geldik. Peki bilim insanların sözlerini duymazdan gelmek yeter mi? Hayır. Bunu da bir özgürlük alanı olarak tanımladık. Bizim bedenimizin başkasının bedenine temas etmesi halinde verdiği zararı görmezden geldik. Nasıl ki kapitalizm insanların bedenini, duygusunu ve ruhunu yok sayan bir yerden bizi sömürüyorsa, biz de birbirimizi sömürebileceğimizi yok edebileceğimizi kendi özgürlük alanımızla aslında bir başkasını öldürme keyfiyeti kazanabileceğimizi düşündük. Dolayısıyla değerlerimizi yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Haklar kavramsal olarakta tartışılmaya ihtiyaç duyan alanlar oldu. Ama birlikte bir toplumsal dayanışma içinde haklarımızın varlığını düşünmüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“PARALAR SAĞLIK YERİNE SAVAŞA HARCANIYOR”

Salgın sürecinde devlerin bütçelerinde ağırlıklı olarak sağlık harcaması yerine savunmaya yönelik harcama yapılmasını eşlettiren Fincancı, “Bir küresel salgında bekleriz ki devletler bütçelerinin ağırlıklı bir kısmını sağlık hizmetlerine ayırsın. Savunma harcamaları kısıtlansın. Fakat beklenilen gibi olmadı. Örneğin, Türkiye savunma harcamalarını arttırmayı sürdürmüş. 2020’de 93 milyar olan savunma harcamaları, 2021 yılında 99 milyarı olmuş. Peki, aynı yolda Sağlık Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar diye soracak olursak sadece 77 milyar. Bu harcamaların beşte biri de sizin Mersin'de de şehrin en uzak yerine yapılmış olan şehir hastanesinin kirasına ayırılmış durumda.” diyerek tepkilerini dile getirdi.

“AMAN PROVOKASYONA GELMEYİN DERSEK BU İŞ OLMAZ”

Yaşanılan bu sorunları özgürlük güçlerinin, emek güçlerinin birlikte vereceği mücadeleler ile çözülebileceğini ifade eden Ercüment Akdeniz, “Ama ilk seçimde gidecekler. Aman seçimi bekleyin, aman sandığı bekleyin. Aman provokasyona gelmeyin dersek bu iş olmaz.” dedi. Akdeniz, “Halk hareketi gerekir. Yükseltmek gerekir. Sokak ne kadar güçlü olursa halkın örgütlenmesi ne kadar güçlü olursa elbette provokasyona gelmeyelim tabii. Provokasyonda yaparlar doğru. Ama biz emek ekseninin demokrasi ve özgürlükler talepleriyle halk muhalefetini yükseltme çağrısı yapıyoruz.  Her şey sandık değil onlara göre. Sandık güvenlik altında değil. Bunu daha önce gördük. 2 milyon mühürsüz oy saydıklarını gördük. İstanbul seçimlerini yeniden yaptırdıklarında gördük. Envaiçeşit oyunlarla karşımıza gelecekler. Onun için bu sert tünele doğru girerken emek, demokrasi, özgürlük güçlerini, son sosyalist, sosyal demokrat, Kürt ve diğer parti ile çevrelerin her zamankinden çok birbirine ihtiyacı var. Kol kola girmeye ihtiyacı var. Biz onun için diyoruz ki Emek Partisi olarak ekmeğinde sandığında, seçiminde güven güvencesi bu özgürlük güçlerinin, emek güçlerinin birlikte vereceği mücadeledir” şeklinde konuştu.

“KAPİTALİZM ASLINDA BARINAK ÜRETMİYOR”

Pandemi ile birlikte yaşanılan konut sıkıntılarına da değinen Akdeniz, “Ekonomik kriz, savaşlar ve konum sorunu. Yani 100 binlerce boş daire var, ev var ama gençler parklarda yaşıyor. İnsanlar ev kiralayamıyor ya da satın alamıyorlar. Niye? Çünkü kapitalizm aslında barınak üretmiyor. Ne talep ediyor? Altın gibi onu borsada kullanıyor. Bütün bu tablonun fotoğrafının verdiği şey kapitalizmdir. Kapitalizmin geldiği yerdir. Dolayısıyla Türkiye'de ya da diğer dünya ülkelerinde sistem dışına, düzen dışına çıkmak zorundayız. Bu düzen değişmeli derken de çok haklı olarak kapitalizmi değiştirecek, antikapitalist, antiemperyalist bir mücadele çizgisini geliştirmek zorundayız. Yoksa her zaman sistem partileri kendini yeniler, revize eder, restore eder. Bir milyarlık yerini öteki alır ama hep gelen gideni aratır” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner196

banner162

banner195

banner178