banner141
Öne Çıkanlar Ayşe öğretmen Vali Güzeloğlu yag fabrikası Başbakan Ahmet Davutoğlu Antalyaya Tünellerle Bağlanıyor

İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ NEYZEN AHMET COŞAR: "ALMADAN VERMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK..."

İmece Kent Söyleşileri'nin bugünkü konuğu Mersin Mevlana Kültür Merkezi Kurucu Başkanı Ahmet Coşar, hedeflerinin sevgi yüklü paylaşımcı Mevlana kültürünün bölgede tanıtıp gelecek kuşaklara aktarmak olduğunun altını çizen Ahmet Coşar'la dergah çalışmaları, geleceğe dönük projeler ile dünya ve ülke gündemini etkileyen korona sürecini konuştuk.

İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ  NEYZEN AHMET COŞAR: "ALMADAN VERMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK..."

  • Sayın Ahmet Coşar, öncelikle sizi okurlarımıza tanıtalım.

Coşar:  1962 Mersin doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Mersin’de tamamladım. Tevfik Sırrı Gür Lisesini bitirdim. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine gittim. 1984 yılında İstanbul Üniversitesini bitirdim. Mersin’de avukatlık yapıyorum. Avukatlık dışında eskiden beri musiki ile alakalıydım. İçel Sanat Kulübünde ney üflemeye başladım. Oranın sanat musikisi korosunda neyzen olarak görev aldım. Daha sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi Konservatuarında ve başka derneklerde neyzen olarak görev yaparken bir tasavvuf musikisi korosu kurduk.  Orada bazı gönül dostları ile tanıştık.  Ve Mevlana Kültür Derneğini 2009 yılında kurduk. O zamandan beri de hem dernek faaliyetlerine hem de avukatlığa devam ediyorum. Zamanla yelpaze genişledi. Mesnevi söyleşileri yapılmaya başlandı. Kurduğumuz koro hem tasavvuf konserleri hem sema törenleri düzenledi. Sayısız konser ve program düzenlendi. Zaman zaman televizyon radyo programları oldu. Zaman içinde dernek binamız oluştu. Orada ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtmaya başladık. Her hafta bu pandemi sürecine kadar.

  • Hizmet alanınızı genişletmek daha çok insana ulaşmak için çalışmalarınız var mı?

Coşar: Her zaman her konuda sağlıklı büyümekten yanayım. Çok çabuk ve anormal gelişen yapıların çok çabuk yıprandığını gördüm. Kalıcı hizmetler yapabilmek için hem kendi imkanlarımızı ve yeteneklerimizi abartmadan, hem de aç gözlü olmadan, sağlam doğru ve öze yönelik bir yapı ile devam etmekten yana oldum. Evet, gönlüm ister ki 2 bin kişiye, 5 bin kişiye yemek çıkaralım. Hatta gönlüm ister ki her gün yemek çıkaralım. Ama elimizdeki imkanlar, toparlayabildiğimiz imkanlar  bunlar. Bizim gücümüz haftada bir gün 400 kişiye yemek çıkartmaya yetiyor. Eğer daha geniş çevrelere ulaşıp daha imkanlarımızı arttırabilsek isterim ki daha çok insana yiyecek dağıtalım. İsterim ki daha geniş bir ağda insanlara giyecek ev eşyası dağıtabilirim. Keşke sağlık işlerine destek olabilsek. Gönüllü doktorlarımız olsa. Ama bir söz var “ayağını yorganına göre uzat” biz bütün faaliyetlerimizde ve planlamalarımızda kendi yorganımıza göre ayağımızı uzatmamız gerekiyor. Böylece daha gerçekçi olabildik.

-İçinde bulunduğumuz korona süreci çalışmalarınızı etkinliklerinizi nasıl etkiledi?

Coşar:  Pandemi bizi çok ciddi etkiledi. Yasal olarak güvenlik tedbiri amaçlı mekanlarda toplu halde bulunmak yasaklandı. Derneklerin bu anlamdaki faaliyetleri yasaklandı. Bizler musiki çalışmalarımızı yapamadık. Yemek dağıtımlarımızı yapamadık. Yemek dağıtımlarımızda insanlar geliyor kuyruğa giriyor. Ve yemeklerini alıyorlar maske ve mesafeyi ayarlamamız çok zor. İyilik yapalım derken birilerinin hasta olmasına sebep olmak bizi çok üzer. Eşya dağıtımını yapıyoruz. Bireysel olarak.

 Onun dışında mesnevi sohbetlerimiz binalarımızda oluyordu ama maske ve mesafeyi burada da yapmamız zor olacaktı, biz de internet üzerinden bu sohbetleri yürütüyoruz. Yemek konusunda da, evet virüs hala var ve maske mesafe kuralına uyulmalı ama bir yandan da bu insanların yemek ihtiyacı devam ediyor. Bizim de ev ev dolaşıp yemek bırakacak imkanımız yok. Ona çözü bulma aşamasındayım. Çözüm bulamadık daha. Sonuç olarak bizleri de çok etkiledi.

  • Sıfırdan başlayıp çıktığınız yolda kaç yıl geride kaldı, amacınıza ulaştınız mı? Bu dernek konusunda amacınıza ulaştınız mı?

Coşar :11 yıl geçti ve amacımıza büyük ölçüde ulaştık. Ama amacımız, son olan bir amaç değil. Bayrak yarışı gibi bizden sonra da ilelebet devam etmesini istediğimiz bir amacımız var. Ancak ilk etaptaki hedefimize ulaştık. Bu derneğin kuruluş amacı, Hz. Mevlana’nın yaşadığı dönemin kültürünü, Hz. Mevlana’nın eserlerinde ortaya koyduğu felsefesini, insana verdiği değeri araştırmak o dönemin sanatını araştırmak, bunları öğrenmek ve gelecek nesillere aktarmaktır. Bu amaç, sınırsız ve sürekli yenilenmesi gereken bir amaç. Biz ilk etapta bir dernek binası oluşturarak o dönemin sanatlarından musikinin icrası ve Türk sazlarının öğretisinin öğretilmesi, hat, ebru, teship, ahşap oymacılığı gibi o sanatların icra edilmesi ve isteyene öğretilerek gelecek nesillere aktarılması. Yine Mevlana’dan önce başlayıp, Mevlana ile devam eden ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak. Aracılık ederek olandan olmayana ulaştırmak amacı ile devam ediyor. O felsefeyi düşünceyi insan sevgisini, insana doğru değer verilmesini hoşgörü ve barışı, sevgiyi aktarmak için sohbet programları televizyon programları da hiç bitmeyecek şekilde devam ediyor.

  • Mevlana geniş çerçevede çok insanın gönlünde yer etse de Konya ile anılıyor. Siz burada bu kültürü yaygınlaştırdınız. Bu konuda nereden nereye ulaştınız bize biraz anlatır mısınız?

Osmanlı döneminde Mevlevilik çok yaygın bir tasavvuf yoluymuş. Bizim şuanda yürütmekte olduğumuz faaliyetler yürütülüyormuş. Ama Mersin ilinde, bizim şahsi coğrafyada lokal olarak hiçbir zaman bir Mevlevihane bulunmamış. Adana’da bir Mevlevihane olduğunu kitaplar yazıyor ama hiçbir iz yok. Antalya’daki ise başka şeylere dönüşmüş. Yeri belli ama hiçbir faaliyet yok. Mersin’de hiçbir zaman bir okul olarak, dergah olarak bulunmamış. Bu misyonu üstlenmek bize nasip oldu. Mersin’de, hiçbir tasavvuf musikisi korosu olmamış. O da bizlere nasip oldu. Ben ve arkadaşlarım için bu bir onurdur. İstanbul’da 5 tane Mevlevihane hayatta kalmış. Ve günümüze de miras gibi bilgiler, imkanlar, kişiler aktarılarak gelmiş. Ama biz başladığımızda hiç kimse, hiçbir imkan yoktu. Bizden sonrakilerin şanslı olacağını düşünüyorum. En azından onlar için temeli atılmış bir şeyler bırakmış olacağız. Tasavvuf musikisi korosunu kurduğumuzda ‘kim dinleyecek’ gibi dönüşler almıştık. Ama ilk konserimizde izdiham yaşanmıştı. Ama Mersin’in belediye başkanlarını anlatmakta çok zorlandık hâlâ da zorlanıyoruz, sahip çıkmıyorlar. Geçen seneki programımızda Büyükşehir Belediye Başkanımız geldi ve bir konuşma yaptı. Orada, gerçekten inşaların bu konuya ne kadar ilgili olduğunu, insanların bu programdan ne kadar memnun olduklarını gördü. Benim onlarda en  büyük beklentim, bize bu konuda destek olmaları. Destekten kastım da, aylık ödentiler falan değil. Senede bir defa yaptığımız programın çok cüzi bir masrafını karşılamalarını bekliyoruz. Diğer etkinliklerimiz zaten ücretsiz yapılıyor. Zaten biz almaya değil vermeye gönüllüyüz bu çatı altında. Bizim de imkanlarımız bir yere kadar. Oradan ötesine gücümüz yetmiyor. 

  • Son olarak kamuoyuna bir mesajınız var mı ?

Coşar: bu korona süreci tüm dünyaya bir ders verdi. Dünyanın en büyük güçleri amerikan başkanı, korona oldu. Halk içine çıkamadı bir süre. Maddi güçlerin bazı konularda yetersiz kaldığını bazı konularda idrak ettiklerini düşünüyorum. Ne kadar zengin olursanız olun, ne kadar gücünüzün yettiğini düşünürseniz düşünün bazı durumlarda bunların hiç biri yetmiyor. Küçücük bir virüs bütün bir dünyayı esir aldı. Evlerimize kapandık. Bu kapanmanın insanı bazı konularda düşünmeye sevk etmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkes kendini bir hesaba çekmeli, “ne yapıyorum. Niçin yapıyorum”  Benim de gücüm bir yere kadar. En sevdiklerimize sarılamaz olduk, en sevdiklerimize gidemiyoruz. Onları korumak adına gidemiyoruz. Sevdi bazen uzak durmayı gerektiriyormuş. Bunu öğrendik mesela. Dünyanın geçiciliğini herkes biliyor. Ama bu bilinçle yaşamıyor.  Benim mesajım, bu anın kıymetini bilmek eldekinin kıymetini bilmek. Ömrüm kısa olduğunu bilmek. Manevi konulara ve inançlara değer vermek. Malınız var dışarıya çıkamıyorsunuz, evladınız var çıkamıyorsunuz, arkadaşınız var ama bir lokmayı karşılıklı paylaşamıyorsunuz. Elimizdekilerin kıymetini bilip, gereksiz şeylere çok düşkün olup tutkuyla bağlanıp kendimizi yıpratmayalım.  Allah hoştur, gerisi boştur.

Söyleşi:  Gizem TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.