Öne Çıkanlar mersin haber ekrem dumanlı Aile Bireylerinin Çoğu MS Hastası sınır gürbulak

MHP Lideri Bahçeli İşadamlarıyla Bir Araya Geldi



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye iyi yönetilmiyor. İnsanlar mutsuz, yarınlar belirsiz ve kimin başına ne geleceği, hangi iftiraya maruz kalacağı bilinmemektedir" dedi.

MHP Lideri Bahçeli İşadamlarıyla Bir Araya Geldi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye iyi yönetilmiyor. İnsanlar mutsuz, yarınlar belirsiz ve kimin başına ne geleceği, hangi iftiraya maruz kalacağı bilinmemektedir. Milletin vermediği yetkiyi gayri hukuki yollarla elde etmeye çalışmaya kimsenin hakkı yoktur, ancak 'darbeci' diyerek bölücü terörle mücadele eden kahraman askerlere hesap sormaya da kimsenin hakkı yoktur" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milletin vermediği yetkiyi gayri hukuki yollarla elde etmeye çalışmaya kimsenin hakkı yoktur, ancak 'darbeci' diyerek bölücü terörle mücadele eden kahraman askerlere hesap sormaya da kimsenin hakkı yoktur" dedi.
Üç günlük bir program için Mersin'e gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, programının ilk gününde Hilton Oteli'nde Mersinli işadamları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Bahçeli, burada yaptığı konuşmada, ekonominin sosyal huzur ve siyasal istikrarla çok yakın bağı ve ilişkisi olduğunu söyledi. Güven, umut, iyimserlik ve toplumsal düzenin, ekonomik gelişmenin yakıtları arasında olduğunu ve bunlar olmadan refah ve zenginliğe ulaşmanın imkansız olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bugün Türkiye'nin belki de en büyük açmazı işte buradadır. Ekonominin ve iş hayatının kalıcı ve sürdürülebilir başarıyı yakalaması, her şeyden önce gerçeklerin üstünü örtmekle hayat bulmamaktadır. Propaganda iksirinin etkisi ile şuurunu kaybeden siyasi sorumluluk sahipleri, gerçekleri görmeme konusunda inat ve ısrar ettikçe hayırlı ve olumlu bir ekonomik iklimin tesis edilmesi çok zor olacaktır. Ekonominin güçlenmesi ve bir üst aşamaya geçmesi için her alanda intizam şarttır ve gerilim hatlarının zayıflaması, çatışma dinamiklerinin gerilemesi bir an evvel sağlanmalıdır. İş adamlarımızın yapacakları yatırımların, ticaret ilişkilerinin fabrika ya da tesis açmalarının yolu güvenin ve güvenliğin sağlanması ile yakından ilişkilidir. Bu görev de hükümetindir. Ne var ki ülkemizin kargaşa ve karanlık bir ortama girmesi iş hayatını olumsuz etkilemektedir. Terör bu haliyle ekonomik güvenliği de tehdit etmektedir, iş aleminin bu çevrede endişeleri ziyadesi ile artmıştır" diye konuştu.



"DARBECİ KİM YA DA KİMLERSE ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMESİNİ SAĞLAMAK HEPİMİZİN BORCUDUR"
Ekonominin gelişmişlik seviyesinin, müteşebbislerin geleceği ön görebilmesi ile yakından alakalı olduğunu dile getiren Bahçeli, bunun olması için de huzur, güvenlik, barış, esenlik ve istikrarın vazgeçilmez bir unsur olduğunu söyledi. Türkiye'nin şu aşamada iyi yönetilmediğini ileri süren Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Böyle gittiği sürece de iyiye ve güzele ulaşmamız mümkün değildir. İnsanlarımız mutsuz ve yaşananlardan kaygılıdır. Yarınlar belirsizdir ve kimin başına ne geleceği, hangi iftiraya maruz kalacağı ve ne tür bir suçlama ile karşılaşacağı bilinmemektedir. Sosyal gerginlik, siyasal öfke ve bölücü küstahlık artarak mesafe almaktadır. Vatandaşlarımızın birikimleri ve güçlükle bankalara faiz ödemekle elde ettiği evi, otomobili kundaklanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Mersin'de bir kahvehaneye yapılan Molotoflu saldırı, bir çok insanımızın hayatını tehdit etmiştir. Şehirlerde isyan provaları yapılmakta, nefret dalgaları gittikçe yayılmaktadır. Mısır'ın Tahrir meydanına benzer bir bölücü, yıkıcı organizasyonun alt yapısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Etnik nifak, terörist faaliyetler ülkemize kan kusturmaktadır ve bundan da iş başında olan iktidarın her hangi bir şikayeti yoktur. Bu esnada terörle mücadele edenler sindirilmeye çalışılmakta, uzayan ve bir türlü sonuçlanmayan sözde darbe iddiaları kabus gibi toplum ve devlet hayatının üzerine çökmektedir. Şüphesiz darbeci kim yada kimlerse hakkından gelmek ve adalet önünde hesap vermesini sağlamak hepimizin boynunun borcudur. Milletin vermediği bir yetkiyi gayri hukuki yollarla elde etmeye çalışmaya kimsenin salahiyeti ve hakkı yoktur. Demokrasinin korunup kollanması ve cumhuriyetin devamının sağlanması her bir vatandaşımızın en temel görevidir. Ne var ki 'darbeci' diyerek bölücü terörle mücadele eden kahraman askerlerden hesap sormaya da hiç kimsenin hakkı yoktur.
Bunları milletimiz asla affetmeyecek ve unutmayacaktır. Nitekim gözbebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni darbe yapmak için fırsat kollayan bir kuruluş olarak göstermek kimseye fayda sağlamayacaktır. Üzülerek ifade etmek isterim ki, Türkiye her taraftan kuşatılmış, darbe üstüne darbe yemektedir. 'Açılım' denen yıkım projesinden dolayı kardeşlik bağları gün geçtikçe zayıflamakta, sinirler gerilmekte ve Türk milleti karanlık ve çıkmaz bir sürece çekilmek istenmektedir. Adalet kurumları yandaş taarruzu altında kaldığından tam bir kaos görüntüsü vermektedir. Bununla birlikte demokrasinin ve özgürlüklerin arttığı iddia edilse de bu pratiğe bir türlü yansımamakta, toplum ve devlet hayatı yönsüz ve idealsiz bir düzlemde kalmaya mahkum edilmektedir. Bundan dolayı bu karanlık tablo Türkiye'yi tehdit etmekte ve ekonominin başını kaldırmasına izin vermemektedir."



"TUNUS'TA ATEŞLENEN VE ORTADOĞU'YA SIÇRAYAN TOPLUMSAL KIVILCIMIN GERİSİNDE GELİR ADALETSİZLİĞİ VARDIR"
Bahçeli, ekonominin yürüyen aksamının pas tuttuğunu, bir çok faktörün bir araya gelmesinden dolayı da çürüme aşamasına geçtiğini önü sürdü. Konuşmasında gelir dağılımındaki adaletsizliğe değinen Bahçeli, "Tunus'ta fitili ateşlenen ve Ortadoğu'ya sıçrayan toplumsal kıvılcımın gerisinde bu açmazların hatırı sayılır bir rolü olduğu açıktır. Adaletin, gelir ve refah dağılımının toplumdaki en yoksul kişinin durumunu düzeltecek şekilde yeniden ele alınması sağlanamazsa, toplumun kaynama ve taşma noktasına ulaşması çok zaman almayacaktır. Bu kapsamında hem ülkemizin hem de diğer milletlerin en öncelikli sorunlarının başında bu tehlike gelmektedir. İnsanların eşitsizlik ve adaletsizliğin dehlizlerinde boğulmalarının önüne, sadece günlük ve olması gereken temel ihtiyaçlarını karşılamakla geçilmeyecektir. Artık günümüzde her vatandaşımız, insan olmanın verdiği hakları sonuna kadar kullanmak istemekte, daha iyiyi haklı olarak talep etmektedir. Bize göre bunların, siyasi sorumluluk noktasında olanlar tarafından gerçekleştirilmesi ahlaki bir vecibedir. İşte siyaset burada devreye girmelidir ve ekonomik konularda adaleti sağlamada, bireysel özgürlüğü arttırmada, nimet-külfet dengesinde eşitlik ve sosyal düzeni tesis etmede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Bu nedenle siyaset ve ekonomi arasında doğrudan bir bağlantı söz konusudur ve bunu anlayamamış veya anlasa da ihmal etmiş siyasi zihniyetlerin ekonomik sisteme katkı sağlamaları imkansızdır" dedi.



Türkiye'nin yeni perspektiflere ve yeni ufuklara ihtiyacı olduğunu kaydeden Bahçeli, "Geleneksel alışkanlıkların ve kurumların reforma tabi tutulması, kültürel ve milli gerçeklerimiz çerçevesinde yeniden yorumlanması gerekir. Çünkü hepimiz yıllardan beridir yoksulluğu, üretimsizliği, işsizliği ve gelir dağılımındaki muazzam dengesizliği konuşmaktan yorulduk. Yatırım arttırıcı politikaları mutlaka hayata geçirmeliyiz. Dünyada küreselleşme bağlamında son derece yakıcı siyasi ve ekonomik gerilim hattı devrededir ve geride kalan, yorulan ve hazırlıklı olmayan milletlerin geleceğin dünyasında geri ve belirlenen bir durumda olması kaçınılmazdır" diye konuştu.
Tarımdan sanayiye, hizmetler sektöründen ticaret hayatına kadar iddialı ve küresel devlerle rekabet edebilen Türk şirketlerin varlığını önemsediklerini ve bunun için üzerlerine düşeni yapmaktan asla geri durmayacaklarını vurgulayan Devlet Bahçeli, "Türkiye ekonomisinin bir çok sorunu olduğu şüphesizdir. Ekonomik problemlerin hat safhaya ulaştığı bir döneme hepimiz şahit olduk. Halen krizin artçı sarsıntıları yaşanmakta olup tam anlamıyla feraha erişilememiştir. Türkiye ekonomisi son 8 yıllık süredeki ihmal ve yanlış politikalarla 2008 yılının ikinci yarısında çok ciddi bir krizin içine düşmüştür. Bu çerçevede işsizlik doruk noktaya çıkmış, iflaslar yaygınlaşmış ve Türkiye ekonomisi vahim bu krizin tüm etkilerini yaşamıştır. Ne yazık ki ekonomi, beklentileri boşa çıkarmıştır. Özel sektörün borçluluk düzeyi önlenemeyen düzeyde yükselmiştir. Dünyanın en çok cari açık veren bir kaç ülkesinden bir haline geldik. Bu çerçevede hükümetin merkez bankası rezervi ile övünmesi anlaşılır bir şey değildir. Ülkemizin ekonomik açmazları artık bitmelidir ve kendi dinamiklerinden güç alarak, dış tesirler karşısında anında istikrarsızlığa giren kütürüm yapıdan kurtulmalıdır. MHP olarak hedefimiz budur; üreten, bağımsız, milli bir ekonomi politikasıdır. Bu kapsamda iktidar sorumluluğunu üstlendiğimizde istihdam dostu, sürdürülebilir bir büyüme ortamını tesis etmek, işsizlik ve yoksulluğu azaltmak ve gelir dağılımını daha adil hale getirmek, rekabetçi bir kur politikası uygulamayı hedefliyoruz" dedi.
İHA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.