Öne Çıkanlar mersin haber mersin siyaset futbol vali Dikkat Başbakan Geliyor Tabelalarıyla Uyarılacak Bir Noktaya Geldi

Dilencilik Olgusal Bir Sorun Olmaya Devam Ediyor



Toplumsal yaşamın değişmeyen, fakat ayrıntıda kalan özelliklerinden birisi olan “dilenci” ve “dilencilik” hemen herkesin haberdar olduğu bu
Olgu. Ancak bu olgu günümüzde çok farklı biçim ve içerikte açığa çıkabiliyor.

Dilencilik Olgusal Bir Sorun Olmaya Devam Ediyor
Toplumsal yaşamın değişmeyen, fakat ayrıntıda kalan özelliklerinden birisi olan “dilenci” ve “dilencilik” hemen herkesin haberdar olduğu bu
Olgu. Ancak bu olgu günümüzde çok farklı biçim ve içerikte açığa çıkabiliyor.

Yapılan araştırmalarda “Dilenci gerçekten muhtaç olan fakat ihtiyacını karşılayamadığı için dilenmek zorunda kalan kimse midir?” sorusu ön plana çıkıyor. Araştırmalarda dilencinin kimler olduğu ve dilenciliğin niçin ya da nasıl yürütüldüğü saptanmaya çalışıldığı görülüyor.



KİŞİNİN VİCDANINA HİTAP EDİYORLAR
Dilenciler, toplumda genel kabul gören şartlarda yaşamını
sürdürebilmek için sahip olması gereken ekonomik imkanlara sahip
olamadığı, veya aslında yoksul olmadığı halde kendisini yoksul göstererek ihtiyaç hissettiklerini elde etmek için veya dilenmeyi bir hayat tarzı olarak benimsediği için ekonomik imkanı olanlardan söz, yazı veya
davranışlarla para veya eşya isteyen kimse olarak biliniyor. Dilenciler, isteğin gerçekleşmesi için, istekte bulunduğu kişinin vicdanına, duygularına hitap eden sözler kullanıyor veya tavırlar sergiliyor.

ÜZERLERİNDEN SERVET ÇIKIYOR
Dilenci veya dilencilik, hemen herkesin, hakkında kolaylıkla görüş
bildirmesine karşılık, Türkiye’de bilimsel bir yaklaşımla ele alınmamış bir konu olma özelliğini hala sürdürüyor. Konu, gazetelerin genellikle magazin sayfalarında ve çoğu zaman da dolgu haber niteliğinde ele alınmaktan öteye gitmiyor. Zabıta görevlileri tarafından yakalanan bir dilencinin üzerinden çıkan büyük miktardaki para veya yüklü banka hesabını gösteren bir cüzdan ise, söz konusu haberlerin hemen her zaman değişmeyen konusu oluyor. Gerek toplumsal ve gerekse bireysel olarak değerlendirilsin, dilencilik olgusal bir sorun olmaya da devam ediyor.



DİLENCİLİK SORUNUNUN MUHATABI YOK
Türkiye’de, dilenciler ve dilencilik konusu, toplumsal neden ve sonuçlarıyla tartışılan, araştırılan bir konu niteliğine sahip olamadığı için, toplumsal bir sorun olarak yasalarda da son derece dar anlamda ele alınmış ve sorunu çözmeye yönelik gerekli yasal düzenlemelere gidilmiyor. Hatta, sorunun resmi muhatabı dahi bilinmiyor. Belediyelerin “dilencilikle mücadeleyi” bir anlamda gönüllü olarak kendi görev alanlarına dahil ettiği gözlemlenirken sorunla ilgilenmeye başka yasal bir muhatabın da çıkmaması toplumda şaşkınlık yaratıyor.

Belediyelerin genelde yaptıkları ise, tespit ettikleri dilenciyi, sembolik bir
cezaya dönüşmüş olan “kaldırım işgaliye cezası” aldıktan sonra yerleşim
merkezinin dışına çıkarmaktan başka bir şey olmuyor. Bu tür cezalarla
sorunun önüne geçilemeyeceği, çözüm için eğitimden başlayan ve yasal
düzenlemelere kadar uzanan geniş yelpazeli düzenleme ve uygulamaların gerektiği, bunların başarılı olabilmesi için de öncelikle olgunun doğru şekilde belirlenmesini gerektiği apaçık ortaya çıkıyor.

Hal böyle olunca da kimi kadınlar yanlarındaki bebeleriyle, okul çağına gelmiş çocuklarıyla insanların vicdanlarını zorluyor. Kimi insanlar kırmızı ışıkta duran araçların camlarından sürücülere duygu sömürüsü yaparak servetine servet katmaya devam ediyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.