Öne Çıkanlar futbol vali Muradiye kurs METİD

Şehrin Anayasası Doğa İçin Masaya Yatırıldı



Mersin Barosu ve Mersin Nükleer Karşıtı Platform (Mersin NKP) işbirliğinde; yeni 1/100 bin Ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı’nda, “Nükleer, termik, hidroelektrik santraller, çimento fabrikaları ve sülfürik asit tesisleri istemiyoruz” konulu panel ve forum düzenlendi.

Şehrin Anayasası Doğa İçin Masaya Yatırıldı
Mersin Barosu ve Mersin Nükleer Karşıtı Platform (Mersin NKP) işbirliğinde; yeni 1/100 bin Ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı’nda, “Nükleer, termik, hidroelektrik santraller, çimento fabrikaları ve sülfürik asit tesisleri istemiyoruz” konulu panel ve forum düzenlendi.

Baro’ya ait Gökdelen 16. Kat’taki konferans salonunda düzenlenen panelin yöneticiliğini; Mersin İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Veysel Özkan yaptı. Mersin Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tolga Ünlü, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Zehra Korkmaz, Mersin Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Başkanı Sevim Küçük Abdimanoğlu da konuşmacı olarak katıldı. Büyük ilgi gösterilen etkinlikte; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Mezitli Belediye Başkanı Uğur Yıldırım, Yeşilovacık Belediye Başkanı İhsan Küpük, Baro Başkanı Alpay Antmen, Mersin NKP Sözcüsü Sabahat Aslan, Yeşilovacık, Akdere, Boğazpınarı köylüleri ve çok sayıda davetli katıldı.



DOĞA, İNSANLARIN KOYDUKLARI YASALARLA YÖNETİLEMEZ
Panelin açılış konuşmasını yapan Baro Başkanı Alpay Antmen, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde tanımlanan yaşam hakkı gereğince herkesin yaşam hakkının yasayla korunduğunu belirtti. Sağlıklı bir çevrede yaşayamamanın da insanların yaşam hakkına uygun olmadığını vurgulayan Antmen, “İnsanoğlunun en hoyratça kullandığı varlık, yaşadığı çevre olmuştur. İnsanlık, ulaşabildiklerinin ötesinde, düşlerinde bile erişemediği yeryüzünün büyüklüğü karşısında, günün birinde bunların tükenebileceğini düşünmemiştir. Yitirilen her parçanın, kendisinin ve gelecek kuşakların yaşamından neleri alıp götürdüğünün ayırtına varamamıştır. Sonuçta, çözümsüzlüklerle yüklü bir döneme gelinmiştir. Doğa, insanların koydukları yasalarla yönetilemez. Doğa ve onun ürünü olan doğal yaşam, kendi varlığından kaynaklanan doğa yasaları doğrultusunda gelişir. İnsanların koydukları kurallar ise kişilerin doğaya karşı davranışlarını düzenlemek açısından önem taşıyabilir. Doğaya yönelik yasal düzenlemelerin öncelikli amacı, bireylerin ve toplumların girişimleri ile çevreye zarar vermelerini önlemektir. Çevrenin korunması, günümüzde bütün toplumların çevre hukukunun geçirdiği süreç, insanlığın bilinç düzeyini ortaya koyan en somut göstergedir. Her ülkenin ‘kendi kapısının önünü süpürmesi’ gibi yerel ve dar yaklaşımlarla çevre sorunlarına çözüm getirilmesi olanaksızdır. Sınır tanımayan çevre olgusu, bütün insanlığın ortak yaşam alanıdır. Nükleer santrallerde enerji, istasyonun merkezindeki reaktörün içinde üretilen ısıyla sağlanır. Bu ısı, uranyum atomunun zincirleme reaksiyonu sonucu elde edilir. Atomun çıkardığı ısı enerjisi yüksektir ama çıkardığı radyasyon çok daha yüksek ve zararlıdır. Ancak özel binalarda kurşun mezarlarda saklanabilir. Reaktörde, açığa çıkan nötronları emme yeteneği olan kontrol çubukları vardır. Çubuklardan çıkan bu ısı reaktörün çevresini saran gaz tabakası tarafından emilir. Isınan gaz ısı değiştirici de ki ufak boruların içindeki suya alınır. Uranyum içerisinde ısı verecek enerji tükendikten sonra uranyum çubukları soğuyuncaya, radyasyon normal seviyeye gelinceye kadar suyun altında muhafaza edilirler. Muhafaza süresi dolduktan sonra yapılan analizler sonunda radyasyon seviyesi yüksek olanlar ayrılır. Radyasyonu normal düzeye inen katı cisimler toprağa gömülürken, sıvı olanlar denizlere veya göllere karıştırılır. Nükleer santrallerden çıkacak radyoaktif atıkların çevreye ulaşımı; rüzgarın ve yağmurun yardımıyla atmosferde taşınması birde denizlere, göllere ve toprağa karışımı yeklinde olur. Doğa olaylarıyla bitki örtüsüne ve sulara karışan radyo aktif maddelerin insan vücuduna ulaşımı kolaylaşmış olur. Nükleer santrallerin insan sağlığına zararlarına bakıldığında; nükleer reaktörlerin çalışması sırasında atık olarak ortaya çıkan plütonyum üst düzeyde zehirli ve kanser yapıcıdır. Doğada bulunma ömrü 250 yıldır. Ayrıca açığa çıkan bir diğer radyoaktif madde olan stronsiyum yağış yoluyla bitkilere oradan da hayvanların sütüne geçerek insana bulaşır. Kan kanserine (lösemi) yol açar. 280 yıl ömrü vardır. Sezyum ve İYOD’da besin yoluyla insan vücuduna girer ve tiroid bezi kanserine, çocuklarda büyüme aksaklıklarına ve genetik bozukluklara neden olur. Son olarak 1986 yılında Çernobil’de meydana gelen nükleer patlama sonucu etki alanına giren bölgelerde radyasyonun zararlı etkilerine uzun yıllar rastlanmıştır. Sonuç olarak nükleer santraller kurulumu uzun süren ve yüksek maliyetli olan tesisleridir. Ömrünü tamamlayan tesislerin sökülmesi işlemi de uzun süreli ve oldukça risklidir. Ayrıca dünyada şu ana kadar radyoaktif atıkların güvenle saklanabilmesine yönelik bir formül bulanabilmiş değildir. Doğa olaylarının çokça yaşandığı dünyamızda nükleer santraller sürekli kaza tehlikesi taşımaktadır” diye konuştu.



1/100 BİNLİK PLAN ŞEHRİN ANAYASASI
Antmenin ardından söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da, yeni 1/100 binlik plan ile ilgili özellikle nükleer güç santrali konusuna vurgu yaptı. Atıcı, “Tüm süreçlerde bu işe karşı çıkacağız. Siz istediğiniz kadar temel atın, inşaata başlayın, biz bu santralin işletmeye alınmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu. Atıcı’nın ardından ise Mezitli Belediye Başkanı Yıldırım söz alarak, kendinden önceki konuşmacılara destek verdi. Konuşmaların ardından panel; TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Zehra Korkmaz’ın sunumu ile başladı. Korkmaz, 2005 yılından itibaren Mersin kamuoyunda 1/100 binlik çevre düzeni planı ile ilgili tartışmaların başladığını anımsatarak, “1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı Nedir? Planlamanın Genel İlkeleri, Temel Esasları ve Planlama Yaklaşımları Neler Olmalı” başlıklı bir sunum yaptı. “1/100 bin ölçekli planlar, ülke ve bölge planlarının; o bölgeye yüklemiş olduğu fonksiyonlara uygun olarak planlanan; tarım, turizm, sanayi gibi arazi kullanım kararlarını içeren, doğayla dost, dengeli ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayacak bir planlama disiplinidir. Plan diğer anlamıyla; yerleşim, sanayi, tarım, ulaşım, doğal çevre ve kaynakların doğru kullanılması, koruma ve kullanma arasında bir denge oluşturulması ilkelerini hedefleyen genel düzenleyici bir plandır. Çevre düzeni planları doğrudan uygulama alanı olmayan planlardır. Bunlar kentlerin öncelikleri ile birlikte gelecek vizyonunu belirlemeye yarayan, hangi ekonomik sektörlerde nasıl gelişeceğini gösteren, yol haritalarının çizildiği ortak akıl ürünü belgelerdir. Şehrin anayasası olan bu planlar, kentlerin gelecek felsefelerini ortaya koymaktadır” dedi. Mersin’in ilk 1/100 bin ölçekli planı olan ve sonradan iptal edilen Karaman/Mersin Planı’nın, katılımcılıktan uzak olduğunu söyleyen Korkmaz, yeni plandaki katılımcılık ilkesinin korunması ile ilgili de tedirginlikleri olduklarının altını çizdi. Planı oluşturan verilerin de bilimsel olması gerektiğini söyleyen Korkmaz, “Bu planlama kapsamında bölgenizdeki doğal kaynakların tespiti de önemlidir” dedi. Mersin Üniversitesi’nden Tolga Ünlü ise, “Meşruyet Aracı olarak Planlama: Akkuyu Nükleer Güç Santrali” başlıklı bir sunum yaptı. Nükleer santral konusunda Mersin NKP’nin çabaları ve “Temel atmalarına rağmen biz bu işi yaptırmayacağız” yönündeki açıklamaların, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin meşruyetini sarstığını söyledi. Konuşmaların ardından katılımcılar söz alarak, düşüncelerini paylaştı.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.