Aç iken ne düşünürüz sorusunun cevabı, ne kadar basit öyle değil mi? Aç iken, yemeği düşünürüz. Daha önce önümüze geldiğinde, burun kıvırdığımız şeyler, açken bize güzel görünmeye başlar. Açlığımız devam ettiği sürece, yemeği düşünmekten kendimizi alıkoyamayız. Kendimizi işimize vermekte, zorluk çekeriz. Yemek yiyebileceğimiz bir saat var ise, o saatin gelmesini iple çekeriz. Farkında olmadan sürekli saate bakarız, acaba yemek yemeye kaç saat kaldı diye. Her gün ömrümüzden akıp giden zamanın, hızlanmasını arzularız ki, bir an önce yemek yiyebilelim. Yemek saati gelene kadar, zaman öldürmeye çalışırız. Yemek yemek insan hayatı için, yaşamsal bir mahiyete sahip olduğundan dolayı, açken belki de tek düşündüğümüz şeye dönüşebilir yemek. Açlık, insan hayatı için zor bir dönemdir ve neye açlık duyarsak, o şey bizim kıymetlimiz olmaya, zihnimizi dolduran tek bir düşünceye olmaya başlar kuşkusuz. Açlık duygusu, bize neler yaptıra bilir, hiç düşündünüz mü? Açlık, hiç hafife alınacak bir konu değildir. Açlık, giderilmediği sürece, beynimiz yeterince beslenemediğinden kaynaklı, hiçbir şeyi doğru dürüst yapamayız. Açlık, yavaş yavaş bizi hayattan koparır. İlk önce bütün yemek dışındaki düşüncelerden koparız ve beynimize tek şey yerleşir oda yemektir.

Oruç tutarken, aç kalınmasına rağmen, buna büyük bir sevinçle katlanılır. İnanarak yapılan eylemler, zorluk içerse bile kişiyi yıpratmaz, olumsuz etkileri olsa bile, az olur. Fakat inanmadan katlanılmak zorunda olan açlık, insanı yıpratır güçten düşürür. Mideniz guruldamaya başladığında, başınız ağrımaya başladığında, gözünüz kararmaya başladığında ne düşünebilirsiniz. Tabi ki sadece yemek düşüneceksiniz. Düşünün ki bir aile aç, ne düşünebilir, sadece yemek. Yine düşünün ki, bir toplumun gençleri aç ve sadece yemek düşünüyor, bir toplumun kadınları ve çocukları aç ve sadece yemek düşünüyor. Bu toplumun bilimde, teknoloji de ilerleyebilme şansı, sizce yüzde kaç olur?

 İnsanların temel fizyolojik ihtiyaçlarının, aşırı yoksunluğunu yaşaması, tıpkı kölelerin, sadece yemek ve barınmak için tüm günlerini çalışarak geçirmesine benzer. Fakat günümüz modern toplumlarında, temel fizyolojik ihtiyaçlara yeterince ulaşamama, kölelerden bile daha kötü bir durumu ifade eder. Çünkü eskiden köleler çalıştıkları ölçüde, yemek yiyebileceklerini biliyorlardı ve her gün sahiplerinin onlara çalışması için verdiği, bir işleri vardı. Ama modern dünyada insanlar, yemek ve diğer temel ihtiyaçlara ulaşmak için, öncelikle çalışabilecekleri bir iş aramak zorundalar. Çalışma güç ve yeteneğine sahip olmalarına rağmen, iş bulamayan binlerce gencin olduğunu, artık herkes biliyor ve görüyor maalesef.

 Günümüz modern dünyasında, eskiden kölelerin yaşadığı yaşam statüsünün altında, yaşamanın adı ne olabilir acaba. Belki de miyarlarca insanın yaşadığı bu duruma, bir isim koymak gerekir. Şimdi en kötü yaşam biçimi olarak, kölelik akla geliyor olabilir. Fakat bu yaşamında altında, bir hayat tarzı var maalesef. Köleler günlük çalışma karşılığında yemek, yatacak yer, kıyafet ve kişisel temizlikleri öyle böyle sahipleri tarafından karşılanır. Günümüz koşullarında, insanlar kendini ya da ailesini doyurmak için, çalışmak istese bile iş bulamıyor. İş bulanlar ise, çalışmalarına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Galiba buna köle-altı yaşam diyebiliriz.

Günümüzde modern kıyafetli köleler(işçiler), asgari ücretle karınlarını zar zor duyururken, kendini çalıştığı için şanslı hissediyor. Kölelerin, köle olduğu için kendini şanslı hissettiğini sanmıyorum. Tabi eskiden köleler, ev kirası, elektrik-su vs faturaları da ödemiyordu, şimdiki modern köleler bunu çalışsalar da, çalışmasalar da ödemek zorundalar. Karnı tamamen doymayan ve bunun için sürekli yemek düşünmeye mecbur bırakılan bir nesil duruyor karşımızda.   Sadece yemek düşünen bir insan, yemekten öteye gidemez ve beyni gelişemez. Hastalıklı, cılız bir beden ile hastalıklı ve cılız bir beyne sahip olur.   Beynin yemek dışında bir şey düşünebilmesi için, öncelikle midenin doyması lazım. Bu ne kadar acı bir durumdur. Köle-altı durum, insanı sadece yemek düşünmeye mecbur bırakmadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.