“Üzülecek ne var, buna da ağlanır mı” demek insani duyguları görmezden gelerek, duyguları hiçe saymaktır. Bu hayatta ağlayan insana, söylene bilinecek ne kötü cümle budur galiba. Ağlamak, en insani duyguların, samimi bir şekilde dışa vurumu olmasına rağmen, ağlayan bir insan gördüğümüzde hemen susturmaya çalışırız. Çünkü acının, acı çekmenin en saf ve doğal halidir ağlamak. Ve ağlayan insanı gördüğümüzde, hüznün, acının rengini de görmüş oluruz. Empati kurmamız çokta zor olmaz, çünkü bu hayatta herkes öyle ya da böyle acı çekmiş veya ağlamıştır. Ağlayan insanı gördüğümüzde, içimizdeki o tanıdık acının dışa vurumu, bizi merhametli olmaya iter doğal olarak. O acıyı iyileştirmek isteriz, ağlamasına izin vermeyerek. Peki, mi doğru yaparız.

 Ağlamak bir özgürlüktür, hele ki çocuklar için ağlamak, onların kendini ifade etmenin bazen tek yolu gibidir. Ama bir çocuk ağladığında, onu hemen susturmaya çalışırız, susmadığı zaman kızmaya, hatta öfkelenmeye başlayabiliriz. Acı çeken bir insan için ağlama, aslında bir ihtiyaçtır. İnsan yeterince ağladıktan sonra, rahatladığı için susacaktır. Onu çokta engellemeye gerek yoktur. Özellikle çocuklarda ağlamayı engellemek, duygularını bastırmak anlamına gelebilir ve bunu sürekli yaparsanız, çocuğun kişiliğine zarar vermiş olabilirsiniz.  Hiç acele etmeye gerek yoktur aslında. Çocuklar hüzünlenince ağlarlar, ilgi çekmek istediklerinde ağlarlar, bir şey istediklerinde, bunun gerçekleşmesi için ağlarlar. Yetişkinler olarak yeterince ağlamasına izin vermek, ağlamaya müdahale etmemek en doğru yaklaşım olabilir.   Çocuklara, sus ağlama diyerek kızmak, bir eğitim yöntemi değil, korkutma yöntemidir. Zaten, bazen farkında olmadan, genellikle eğitmek yerine, korkutma yöntemini kullanarak, disiplini sağlamaya çalışırız. İnsanlar çokça, ağlamaktan duyulan utancı da dile getirebiliyorlar. Ağlamaktan duyulan utancı, kişinin kendisi için anlamak kolayda, fakat bir yakının ağlamasından ya da bir kendi çocuğunun ağlamasından duyulan utancı, anlamakta zorluk çekiyor olabilirim. “Çocuğum markette ağladı çok utandım. Eşim korkudan ağladı, çok utandım. Babam çocuk gibi ağladı, çok utandım vs.” gibi cümleleri sizlerde hayatınızda çokta duymuşsunuzdur.

 Ağlamaktan utanç duymak, insanı duyguların inkârı anlamına geldiği için insana yabancılaşmanın, en başarılı göstergesi olur. İnsan ağlayamadığı veya ağlamasını bastırdığı zaman, ruhu paramparça olur. Ruhu parçalamak, insanı öldürmek ile eşdeğer olabilir. Ruhun, içinde biriken ve ona zarar veren zehri, sağlıklı kalabilmesi için gözyaşı ile dışarı atması gerekir.

 Çocuklara kızdığımız için sustururuz, yetişkinlere acıdığımız için sustururuz, her halükarda insanların ağlamasına izin vermiyoruz. Ağlamak da yemek, yemek gibidir, yeterince yemek yedikten sonra mutlaka doyacağızdır ve yemeği bırakacağızdır. Kimsenin müdahale etmesine gerek yoktur aslında. Sonuçta ağlama olayı, planlı yapılan bir eylem değildir. Yarın biraz ağlayacağım, bugün benim ağlama günüm diye bir plan yapmıyoruz. Ağlama, duygularımızın dışa vurumu, insanlığımız ve özgürlüğümüzdür. Duygularınızı dışa vuramıyorsanız, gün gelir o duyguların esiri olursunuz.

Gözyaşları özgür olmalı. Her ne sebeple döküyorsak dökelim, gözyaşları içimizde esir olarak kalmamalı. Her duygu ya da durumun kendine ait bir gözyaşı olduğunu, mikroskopla ile baktığımızda görebiliriz. Mutlu iken farklı, hüzünlü iken farklı, normalken farklı ve soğan doğrarken döktüğümüz gözyaşının bile, mikroskoptan görünümü farklı şekildedir.  Nasıl ki doğal olarak akan bir suyun önünü kapatmak, önene setler örmeye çalışarak engellemeye çalışmak, sadece büyük bir felakete sebebiyet veriyorsa, doğal olarak akan bir gözyaşını durdurmaya çalışmanın da aynı sonuçla biteceğini kestire bilmek gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner38

banner40