Mersin’imizin kıymetlilerinden olan cennet ve cehenneme hiç gittiniz mi? Cennet denilince herkesin kafasında, kendine has bir güzellik tasviri şekillenir. Mersin’in Silifke ilçesinde bulunan cennet-cehennem mağaralarına giderken, kafamızda oluşturduğumuz bir cenneti, görmek için yola çıkarız. Bu yola çıkarken, genel de tek değilizdir. Mutlaka bir aile ferdi, bir akraba ya da bir arkadaş ile cenneti görmek için yola koyuluruz. Yüksek bir yerden aşağı, derinliklere doğru bir macera başlar. Yolun başında taştan, topraktan bir merdiven karşılar bizi. Yürümeye, merdiven inmeye başlarken, telaşla gözümüz etrafı inceler ve cennete uzanan yolda güzellikler aramaya çalışırız.

 Cennetin yolu uzundur, hızla başladığımız yolda, belli bir süre sonra yorulmaya ve yavaşlamaya başlarız. Adımlarımız yavaş yavaş hızını kaybetmeye başlar. Cennete giden yolda, bir bakarız, sıcak bir sohbet başlamıştır. Belki bir aşkı, belki bir sıkıntıyı, belki de bir özlemi paylaşıyoruzdur. Cennete giden yol, uzadıkça uzar ve sohbet de koyulaşarak devam eder. Cennetin yolu öyle uzundur ki, belki de daha önce hiç konuşulmaya fırsat bulunulmamış konular açılır. Ertelenmiş sözcükler dillerden dökülür.

Bazen sohbete, biraz nefeslenmek için bir iki dakika ara verilir. Bu arada sessiz bir yürüyüş başlar ve gözlerimiz cennetten güzel parçalar aramaya başlar. Cennete gidip te geri dönmeyen insanoğlu, acaba cennet nasıl bir yerdir diye düşünmeye başlar. Yürüdüğü yola bakarak, acaba cennetin yolu da böyle olabilir mi diye düşünürken, sohbet kaldığı yerden devam eder. Ve tam 452 basamaktan sonra, yolun bilinen sonuna varılır.  Ama önce 300’züncü basamakta durup, etrafınıza detaylıca bir bakın. Taş merdivenin sonunda Helenistik dönemden kalma Zeus tapınağına bakmadan geçmeyin.

Saf ve temiz bir yürek, bu cennet yolunda, cennete dair ipuçlarını görür mü bilinmez ama bakan gözlerin değişik ağaç türlerini, farklı boyutlarda rastgele yere serilmiş taşları, yeşil yaprakları göreceği kesindir. 

Cennete gözlerinizi aracı kılarak, yüreğinizle bakmayı deneyin. Belki yürüyen bir melek, belki geleceğinizle ilgili bir müjde, belki bir hazine, belki kutsal bir güzellik görebilirsiniz. Sessiz olun ve yüreğinizin sizi götürdüğü yere gidin. Sessiz olun ve görülen hayat aynasından kendinize bakın. Rüzgarın, kulağınıza fısıldadıklarını anlamaya çalışın.  Sessizce dinleyin ve mitolojik bir akarsuyun, akış sesinin huzuruna erişin. Mağara ağzındaki kiliseye, içindeki yaşanmışlıkları düşünerek bakın. Sadece bakan gözleriniz bir mağaradan başkasını göremez. Ama unutmayın ki suyun bir hafızası vardır. Bulunduğu yerdeki tüm bilgileri kaydeder ve yanından geçene ya da içine bu bilgiler geçebilir. Bilgece bakmayı bilen gözler, bu tarihi yerden geçerken mutlaka kendine bir şeyler eklendiğini hissedecektir.

Cehenneme gitmek için çaba harcamanıza gerek yok zaten. Aşağıya doğru bir bakın. Gözleriniz bir çukur görecektir elbet. Ama yüreğiniz ne görür, bilinmez bir sırdır. Yürek gözünüz ile bakmamış iseniz mutlaka cennet ve cehenneme bir daha gidin derim.

Ve cennete giden yolun tadını çıkarın. Yol, her bir yolcu için bilgidir, tecrübedir, aşktır, hüzündür, heyecandır, mutluluktur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner92

banner97

banner98

banner99