Demokrasinin anavatanı antik Yunan’dır ve modern ülkelerin dillerine doladığı en kıymetli kelimelerden bir tanesidir demokrasi. Günümüzde de halen iyiliği, güzelliği, doğruluğu ve adaletli olmayı ifade etmek için demokrasi kelimesi kullanılır ve bunun için mücadele etmeyi,  toplumlar kedilerine bir erdem ve gurur sayarlar. İnsanlar, demokratik oldukları için övünürler. TV’lerde, demokrasi konulu oturumlar yapılır ve yayın yaptıkları programları, demokrasi kavramı ile överler. Demokrasi, her zaman iyi bir şey midir acaba. Biraz demokrasinin tanımına ve yürütülüş biçimine yakandan bakalım.

 Genel doğru kabul edilen tanım şöyledir. Demokrasi, vatandaşların ya da üyelerin, devlet veya organizasyon politikasını şekillendirme konusunda eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Demokrasinin sözlük anlamı ise; üstün gücün insanlara tanındığı ve doğrudan kendileri tarafından ya da serbestçe bir seçim sistemi altında, seçtikleri temsilciler tarafından uygulandığı hükümettir. Yani demokrasi, halkın hükümetidir. Bu tanımlar günümüz yurttaşlarının, adil ve huzurlu yaşamaları için, halen geçerliliğini koruyor mu, tartışma konusu yapıla bilinir.

Bazı genel doğru olarak kabul ettiğimiz kavramları, sürekli değişen dünya da, değişen koşullar ve bakış açısıyla aynı şekilde kullanmak doğru olabilir mi? Demokrasi gerçekten her zaman iyi bir şey midir? Demokrasinin uygulanması, kötü sonuçlar doğurur mu? Bunun için demokrasinin çıkış yeri kabul edilen antik Yunan’a ve demokrasi mağduru olan Sokrates’in hayatına bir bakmak gerekir.

 “..Bir gün Sokrates yine öğrencileriyle sohbet ederken bir öğrencisi Sokrates’e sorar:-Eğer demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, adil olan da bu değil midir? Mesela yüz kişinin oy kullandığı bir yerde, elli bir kişinin kararına mı uymak daha adil ve doğru olur yoksa kırk dokuz kişinin kararına uymak mı? Hem çok mümkündür ki daha çok insanın, daha az insandan yanılma ihtimali daha azdır. Şu halde sizin demokrasiye karşı çıkmanız, doğru olmadığı gibi haklı da sayılmaz.

 Sokrates: -Bilge olmak mı daha zordur, yoksa cahil olmak mı daha zordur?

Öğrenci:- Elbette ve hiç şüphesiz bilge olmak daha zordur. Bilge olmak için çok okumak, araştırmak ve yorulmak gerekirken, cahil olmak için bir şey yapmaya gerek yoktur.

 Sokrates:-Peki o halde söyler misin, toplumlarda cahil insanların sayısı mı çok olur, yoksa bilge insanların sayısı mı çok olur?

Öğrenci:- Elbette ve hiç şüphesiz cahil insanların sayısı fazla olur.

Sokrates:-Peki bize yine söyler misin, bir gemide yüz yolcu bulunsa, geminin nerede-nasıl ve hangi yönde yelken açması gerektiğini kaptan mı daha iyi bilir, yoksa o yüz yolcu mu?

Öğrenci:-Eğer yolcular içinde Denizcilik bilgisi olan yoksa pek tabi en iyi bilen kaptandır.

Sokrates:-Peki o halde diyebilir miyiz ki herkes her konuda karar veremez, herkes bildiği yerde konuşmalı ve her iş ehline verilmeli?

Öğrenci:- Pek tabi olması gereken budur.

Sokrates:-Peki o halde bize yine söyler misin kimin hangi konuda bilgili olup olmadığını bilmeden, sadece çoğunluk oldukları için kararlarını doğru bulmak adil ve doğru olabilir mi? Hem sen de kabul ettin ki bir toplumda cahillerin sayısı, bilgelerden hep daha çok olur… “

Sokrates’in öğrencileri ile yaptığı bu küçük sohbet, demokrasiye dair bizlere birçok ipucu verebilir. Nitekim Sokrates, demokrasi anlayışının ölümcül sonuçlarını bizzat yaşamıştır. MÖ 399 yılında “Atina gençliğini yozlaştırmak” suçlamasıyla mahkemeye verilmiş ve onunla ilgili karar vermek için, rastgele seçilen beş yüz Atinalıdan, bir jüri oluşturulmuştur. Jüri heyeti, yüzde 52’lik oy çokluğuyla Sokrates’in “suçlu” olduğuna karar verip, onu baldıran otu zehriyle ölüme mahkum etmiştir.

Demokrasi, görüşlerini kabul ettirmek isteyen çoğunluğun elinde güçlü bir silaha çoktan dönmüştür. Çoğunluğun kabul edip, onayladığı her görüş veya davranış elbette ki doğru olamaz.  Demokrasi mağduru olmamak için, savunduğumuz kavramların olası sonuçlarını iyi tahlil etmemiz gerekir. Hiçbir kavramı, yönetim biçimini, ideolojik bakış açısını tek doğru görüp, tapmamalıdır insan. Yurttaşların eşit haklara sahip olması, genelde oy çokluğunun kabulü üzerine uygulanan demokrasi, her bireyin kendi temsili için eşit oy hakkına sahip olması, hayatımızın daha sağlıklı olmasını maalesef ki sağlamıyor. Azınlığın daha bilgili ve tecrübeli olduğu toplumlarda, seçimlerin demokratik yapılmasının nasıl bir faydası olabilir yurttaşlara, düşünmek gerekir. Dünyanın sürekli bilgi ve teknoloji ile geliştiğini düşünürsek, ta antik Yunan’a ve daha geresine dayanan doğru ve iyi olarak kabul ettiğimiz bazı kavramları, belki de gelişen dünya ile uyumla olacak şekilde değiştirmenin, toplum yararına olacak yeni kavramlar üretmenin zamanı çoktan gelmiş olabilir.

 Adaletten yoksun bir eşitlik, zaten tam bir facia iken, demokrasi yurttaşların eşit temsili açısından iyi bir şey olsa da, yanlış ellerde ölümcül bir silaha dönüşebilmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.