MİLLET İTTİFAKININ DIŞ POLİTİKA ÇIKMAZI

Dünya artık global bir şekilde birbirine bağlanmış durumdadır.

Stratejik konumda olan ülkeler bile kendi başına bazı kararlara imza atamıyorlar.

Hiç bir ülke ben tek başıma yaşayabilirim diyemiyor.

Kendinden binlerce kilometre uzaktaki bir olaydan etkilenmemesi mümkün değil.

Bu konjektörde ülkelerin DNA genleri birbirleriyle bağlantılı.

Gerek ticaret,gerekse kültürel halkalar iç içe geçmiş vaziyette.

Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde olan bir gelişme dövizi,akaryakıt ve doğal gaz fiyatlarını artırıyor.

Bir ülke gösterinki bundan etkilenmesin?

Gıdada başgösteren bir krizin açlığı daha da artırdığını görüyoruz.

Rusya Ukrayna savaşında elde kalan buğdayların nasıl önem arzettiğini gördük.

Bunları niçin anlatıyorum?

Hiç bir ülkenin başka bir ülke ile küs olması ileride büyük bir kaosun önüne geçemiyor ne yazı ki!..

Ak parti iktidarında bir çok ülkeyle ters düşüldü.

Bir çoğu iç siyasete kurban edilen bu küslük ne yazık ki ülkemizin yalnızlaşmasına neden oldu.

Sırf siyasi saiklerle yapılan yanlışların faturası ağır oldu.

Çeşitli tarihlerde Almanya,Hollanda, Fransa,ABD,İran,Suudi Arabistan,BAE, Mısır gibi bir çok ülkeyle diplomatik ilişkileri kesmeye kadar vardırdık olayları.

Yerli goygoycular sayesinde adeta körükle gittik yangına.

Her olumsuz gelişmeden sonra o ülkenin ürünlerini protesto ettik.

Balon gibi sönen bu gösteriler ülkeye büyük zarar verdi.

Aynı goygoycular şimdi iktidarın hadımları ile barışmalarını manşetlerine taşıyarak alkış tutuyorlar.

Onlara göre İsrail ile barışmak vatana ihanetle eşdeğer.

Esad ile görüşmek katliama alkış tutmak.

Her şey dış güçler masallarıyla vatandaşa enjekte edildi.

Pahalılığın nedeni dış güçler,döviz artışının nedeni dış güçler.

Halbuki bu duş güçler Osmanlılar’dan beri var.

Neymiş dış güçler Erdoğan’ı devirmek istiyormuş.

Peki şimdi o dış güçlerle barışılınca durum tersine mi döndü?

Bunun mantığını anlamak mümkün değil.

Paranoyak bir algı yöntemiyle ülke idare edilemez.

Türkiye’de olan her şeyi dış güçlere bağlamak mümkün değil.

Her ülke için geçerli olan kavramları içselleştirerek algı oluşturmak galiba bize has bir şey.

Bugün İran dış güçlerin ambargosuna tabi tutuluyor.

İhracaat,ithalat yapması bile yasak.

Ülkeden çıkan veya ülkeye giren tek kuruşun hesabı soruluyor.

İran buna direniyor ve direnmeye devam ediyor.

Ama İran’da ağlayan ve buna tepki gösteren bir yönetim yok.

Türkiye’de öyle bir algı oluşturuluyor ki sanki bu hükümet giderse dış güçler ülkeyi istila edecek.

Birlik ve beraberliğimiz yok edilecek.

Terör örgütleri sınırdan içeri girip katliam yapacak.

Böyle bir algıyla ülke idare edilebilir mi?

Bu ülkede çok seçimler oldu ve bir çok iktidar göreve geldi.

Bu kadar bir yanlış düşünceye ne rastladım nede kitaplarda okudum.

Ne Rusya’nın Erdoğan’ı desteklemesi,nede Biden’in muhalefete sempati duyması önemli değildir.

Kararı yüce milletimiz verecektir.

Bu iktidar tekrar seçilirse yolumuza devam ederiz.

Şayet halkımız muhalefete iktidar görevi verirse yine kaldığımız yerden devam ederiz.

Yok muhalefet gelirse ülke çökermiş,dış güçler böyle istiyormuş gibi safsatalar kabak tadı vermeye başladı.

Hiç bir güç halkın iradesinden öteye geçemez.

Gerçek demokrasilerde iktidarı ancak halk değiştirir.

Darbe söylemleri veya sokak çatışmalarıyla artık yüzleşmemiz lazım.

Gelişmekte olan tüm ülkelerin ortak sorunu bu.

Önemli olan bu tip antidemokratik gelişmelerin önünü tıkamak.

Önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimleri herkes içine sindirmelidir.

Kimse bir bahanenin ardına sığınmamalı.

Demokrasiyi taçlandıracak adımları hızla artırırsak hiç bir dış güç bizi etkileyemez.

Adaleti,fırsat eşitliğini,basın özgürlüğünü tesis edince kim bize müdahale edebilir.

Ekonomik bağımsızlığımızı dış güçlere teslim edemeyiz.

Biz iri ve diri olursak bütün belaları başımızdan defetmeyi biliriz.

Yeterki şu kısır siyasi çekilmeleri bırakalım.

Belden aşağı siyasetten vazgeçelim.

Korku iklimini yaşantımızdan uzaklaştıralım.

Son zamanlarda devletle iktidar aynı statüde görülmektedir.

Yapılan röportajlarda hükümetle devlet iç içe geçmiş gibi gösterilmektedir.

Bunun emareleri de yok değil.

Bazı iktidar bürokratları kendini devlet yerine koyuyor.

İktidarı eleştirmek devleti eleştirmekle eşdeğer gözüküyor.

Halbuki iktidar başka,devlet başka.

Bunu iyi ayırmak gerekir.

Çünkü geçmişte devleti kullanarak bir çok yaşadığı işler yapıldı;cinayetler işlendi.

Bugünki görüntü tek parti iktidarını andıran gelişmelere rastlıyoruz.

Bundan uzaklaşmak lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.