Disiplin, “kurallar dahilinde davranış eğitimi” ya da “doğru davranış ve hareketi geliştirmek için tasarlanmış talimat ve egzersizler” anlamına gelir.

 Disiplin, çocuklarınıza kazandırdığınız alışkanlıklar yoluyla ona, yaşama hazırlanmak için gerek duydukları araçları vermek demektir.

 Disiplinin büyük çoğunluğu iyi davranışları özendirmektir, kalanı ise kötü davranışlara karşı takındığımız tavırdır.

 Disiplin, sorumlu davranmayı öğretmektir: Çocuğun bilgi toplaması, önündeki seçenekleri ve sonuçları görmesi, aralarından kendileri ve başkaları için en iyisini seçmesi, “iç disiplin”dir. Çocuğun kişiliği ise onun oyunu oynayış biçimidir.                                                 

Bazı öğrenciler çok çalışmalarına rağmen başarılı olamamaktan yakınıyor. Uzmanlar ise önemli olanın çok çalışmak değil programlı ve verimli çalışmak olduğunu söylüyor. Başarıya ulaşmak isteniliyorsa belirli bir plan ve program dâhilinde çalışmak gereklidir. Hazırlanan programın ilgi, yetenek ve ihtiyaçlar doğrultusunda olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca etkili ve verimli bir çalışma programında dinlenmeye, eğlenmeye ve kişinin kendisine de zaman ayırmasına yer verilmelidir.

Belirli bir plan dâhilinde hareket etmek başlarda sıkıcı ve yorucu olacaktır. Ancak zamanla bu durum alışkanlık haline gelmeye başlayacaktır. Uygulanılan programın başarılı bir şekilde ilerlemesi sonucunda kişinin kendisine olan güveni, motivasyonu ve inancı artar. Ayrıca kişi bu çalışma modelini devam ettirirse eğitim hayatında ve sosyal hayatta da planlı, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bir birey olacaktır. “Bir çocuğun mizacını değiştiremezsiniz çünkü bu onun doğasıdır, fakat kişiliğini şekillendirebilirsiniz. Bir çocuğun mizacı dağıtılmış iskambil kağıtları gibidir. Kişilik, bir çocuğun doğal mizacı ile birlikte ortaya koyduğu davranışların tamamıdır

İtaat ise dış disiplindir. Kişi, sorgulamadan kabul eder. Önemli olan çocukta iç disiplini oluşturmaktır. Korku ve baskı ile yaptırılan hiçbir davranış kalıcı değildir ve iç disiplini oluşturamaz.

“Bunu yap, yoksa sen bilirsin” denilen bir çocuk söyleneni yapacak ve kurala uyacaktır, fakat bunun sebebi ebeveynlerinin bilgeliğine duyulan saygıdan çok hissedilen korku olacaktır. Ebeveynler kurallar koyarak ve bu kurallara uyulmadığı zaman çeşitli cezalar uygulayarak çocuklarını kontrol altında tutabilirler, ancak burada olması gereken karşılıklı saygı yoksa, otorite eksiktir, burada sadece “dış disiplin” vardır. Çocuk neyi, neden yapması gerektiğini bilmez, cezadan korktuğu için boyun eğer. Ancak ceza korkusu duymadığı durumlarda (anne baba yokken) istediği gibi davranır, çünkü “iç disiplin”i gelişmemiştir. Çocuklar sınırlara ihtiyaç duyarlar. Aile sınırları içinde hareket etmeyi öğrenmiş olan bir çocuğun, hayatının ileri dönemlerinde girdiği diğer sosyal ortamlara (okul, iş, vb.) uyumu kolaylaşır. Kurallar konmalı, bunlar anlaşılır, sınırlayıcı ve belirli olmalıdır. Kurallar oluşturulurken mutlaka sebepleri, bunların arkasındaki prensipler ve kurala uymanın kazandıracakları ile uymamanın kaybettirecekleri karşılıklı konuşulmalıdır. Ebeveynler ve çocuklar kontrolü ele almak için çabalarken, düşmanca bir ilişkiye girebilirler. Bir tarafın kazanması için diğer tarafın kaybetmesi gerekmektedir. Evde patronun kim olduğunu göstermek amacıyla tepki veren ebeveynler, iletişimi keser (örneğin küser), sonuçta herkes kaybeder. Oysa çocuğun istek ve ihtiyaçlarını, gelişim dönemi özelliklerini göz önüne alarak hareket eden, kararları çocuklarıyla birlikte alan, tartışmaya açık olan ve kuralların nedenlerini açıklayan ebeveynler, çocuklarının gözünde otoritelerini kazanırlar, hürmet görürler. Hangi yaşta olursa olsun, bir çocuğun disipliniyle ilgili anahtar o çocuğun yapabileceği davranışları önceden sezebilmek ve gerekli önlemi almaktır. Örneğin yeni yürümeye başlayanlara uygulanacak disiplin, evi çocuğa uygun hale getirmektir. Böylece çocuğa sık sık “hayır” diyerek güç savaşına girmenize gerek kalmaz. Kimse devamlı “hayır” demekten ya da kendisine devamlı “hayır” denmesinden hoşlanmaz. Gerektiği zaman ve kararlı söylenen “hayır”ın başarı şansı daha yüksektir. Çocuğa “hayır” demek çoğu ebeveyn için zordur, çünkü dirençle karşılaşırlar. Çocukların istedikleri gibi davranmalarına izin vermek ise çok daha kolaydır. Ancak bu sükunet kısa ömürlüdür. Mesajlarınızı “hayır” yanıtı almayacak şekilde iletiniz: “Sütünü iç” yerine “sütünü bardakla mı yoksa kırmızı fincanınla mı içmek istersin” deyiniz. Yapılmasını istediğiniz şeyi pozitif cümlelerle ifade ediniz: “Ayakkabılarını çıkar” yerine “Haydi terliklerini giy” deyiniz. Çocuklar için gereğinden az korunmak çok büyük bir sorundur. Ebeveyn yönlendirmesi olmadan, kuralsız ortamda büyüyen çocuk birçok kararı kendisi vermek zorunda kalır ve zorluk çekerler. Bu çocuklar hayata karşı kızgın olabilirler. Fazla Hoşgörülü ailelerin çocukları, sahip olduklarına değer vermeyen, zor tatmin edilen, bencil, hizmet bekleyen, dikkat çekmek isteyen, dolayısıyla sosyal uyumu zayıf çocuklar olurlar. Kendilerinden ne beklendiğini bilen çocuklar, ona göre hareket ederler, zihinleri daha az karışır. Bazen verilmesi gereken tek mesaj “Ben senin bunu yapmanı istiyorum, çünkü ben senin annenim ve senin güvenliğini ve sağlığını düşünmek benim görevim” dediğinizde, sorumluluğu üstleniyor olmanız çocuğunuzu rahatlatır. Çocuğun iyi davranışını sık sık övünüz, kötü davranışını ödüllendirmekten sakınınız: Çocuğunuz ilgiye muhtaçtır. Bu ilgiyi iyi davranarak görememişse, yaramazlık yaparak görmeye çalışır. Bu yüzden onun iyi davranışlarını zamanında fark edip övmek, kötü davranışlarını azaltır. İlgi çekemeyen çocuk kötü davranışlar sergilediğinde anne ya da baba onu azarlar. Bu da bir çeşit ilgidir, çünkü çocuk dikkat çekmeyi başarmıştır. Bazen de çocuk ağlar, ağlar, ağlar, anne-baba ilgi göstermez, en sonunda susmadığını görünce istediğini yapar. Burada asıl ödüllendirilen “ağlama” davranışıdır. Çocuk, ancak uzun süre ağlarsa istediğinin yapıldığını öğrenmiştir. Zamanlama da çok önemlidir. İyi davranışın tekrarlamasını istiyorsanız, davranışın hemen ardından onu övmelisiniz. Çocuğumuzun her yaptığı iyi şey için sürekli övgüye gerek yoktur. “Sen mükemmelsin, prensessin, dünyanın en güzel kızısın” gibi gerçek dışı övgüler, özgüvenin aşırı derecede kabarmasına ve kendini diğerlerinde üstün görmesine yol açar. Büyüdükçe bunun gerçek olmadığını anladığında ise çocuk hayal kırıklığı yaşar, geçimsiz olur. Çocuğunuzu disipline ederken, her zaman “davranış” üzerine odaklanınız. Eleştirdiğiniz şey çocuğunuzun kişiliği olmamalı, yoksa çocuk “beni sevmiyorlar”, “beni istemiyorlar”, “ben kötüyüm ki beni istemiyorlar” gibi hislere kapılarak özgüvenini kaybeder. Hatta “ben kötüyüm” diye düşünen çocuk bu ünvana layık olmaya çalışır, iler ki hayatında da gerçekten kötü davranışlar sergiler. Kullanılan tüm disiplin yöntemleri, çocuğun kendisine saygısını korumalı ve geliştirmelidir. Çocuk topluluk içinde azarlanmamalı, küçük düşürülmemelidir. Onu uyaracaksak, bunu yalnızken yapmalı, konuşulanları yalnızca o ve siz duymalısınız. Adil olmak, herkese aynı davranmak değildir. Herkes ayrı bir bireydir ve herkesin farklı farklı ihtiyaçları vardır. Dünyaya çocuğunuzun gözüyle bakınız. Onların davranışları genellikle dürtüseldir; istediklerini o anda elde etmek için yanlış davranışlarda bulunabilirler. Amaçları, düşünerek sizin otoritenize karşı gelmek değildir. Burada anahtar, çocuğunuzu tanımak, yaşına uygun olan ihtiyaçlarını bilmek ve onu nasıl disiplin altına alacağınıza karar vermektir. Onu en kısa sürede en az zorlukla nasıl itaat ettireceğinizi biliyorsanız, işte disiplin budur. Çocuğunuzun hangi aşamada kendi başının çaresine bakabileceğini ve hangi aşamada olaya el koymanız gerektiğini ayırt etmelisiniz. Çocuklarınızın hata yapmasına ve hatalarından bir şeyler öğrenmelerine izin veriniz. Yapılan seçimlerin sonuçları, çocukların karar verme becerilerini şekillendirir. Bir şey sizi çocuğunuza disiplin uygulamaktan alıkoyuyorsa, onun ne olduğunu meydana çıkarınız ve bu durumu düzeltmeye çalışınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.