Eleştiri, aslında "eleme" kökünden türetilmiş bir kelimedir. İyiyi- kötüyü-doğruyu/yanlışı ortaya koymak demektir. Öz eleştiri de bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargıdır.  Yani bir kişinin kendi kendisini elekten geçirmesi, gördüğü eksiklerini dile getirmesidir.

Toplumlarda kişi kendini eleştirmek yerine sürekli olarak savunma mekanizmasına çok sık başvurulduğu görünüyor. Oysa kişi kendi özeleştiri yaptığında toplumsal süreçlerdeki mevkisi daha da ilerler ve buda kişiye güven duygusu vermektedir. Günümüzde eleştiri ve özeleştiri her alanda kişi kendini savunmak için uyguladığı bir yöntem haline gelmiştir

Günlük yaşantımızda olumsuz olayların sebeplerini kendimiz bünyesinde araştırmak bir öz eleştiridir. Bu haliyle gerek eleştiri, gerekse öz eleştiri bireyin gelişmesi ve yetişmesi açısından lüzumludur. Eleştirinin olmadığı yerde ayna teorisi devreye girer. Jacgues Lacan’ın psikanaliz teorisi konsepti olan ayna teorisini kendimize uygulamalıyız.

Ayna teorisi; kişinin kendi benliğini başkalarının ona ilişkin düşünceleri, değerlendirmeleri ve ona yönelik tepkileri temelinde algılamasıdır. Ama biz kendimize farklı bir dünya yaratıyoruz.  Birey kendisi için yaratığı dünyayı eleştiri/ öz eleştirisiz olduğunu sanıyor. Bu bireyin egosunu tatmin anlamına geliyor. İkili ilişkilerde ise başkalarını eleştirmekten çekinmiyoruz.  Kendimiz ise öz eleştiri veremiyoruz.

Artık kendimle ilgili öz eleştiri yapmanın zamanı geldi.” demenin bireye hiçbir zararı yoktur. Toplum veya birey öz eleştiri yapamadığı zaman sanki farklı bir dünyası varmış gibi davranması, bir kimsenin kişilik duvarlarını aşamaması birey/toplum ve ikili ilişkilerinde sosyolojik doku parçalanmasına neden olur.  Çünkü bir toplumun veya bir ailenin bir arada yaşamasına gerekli olan norm ve şartları vardır.  Bir evde veya bir iş yerinde çalışıyorsanız,  her kes kişiliğini törpüleyerek bir arada yaşayabilir.  Yoksa; ‘Ben buyum beni öyle kabul edin’, ‘Karakterim böyle kabul etmek zorundasın’  söylemleri bireyin kendi kişiliğini ve karakterini dayattığı ve karşı tarafa da baskı dayattığı evresine girersek; toplum veya aile bir arada yaşama özelliğini kayıp eder. Dolayısıyla bu ego ve kibir de insanı bilinmeze götürür.

Öz eleştiri cümleleri ile ilgili örnek olarakBugünkü olayda öfkemi kontrol edebilseydim daha iyi olurdu.’  ‘Bu şekilde davranmak bana yakışmadı.’ ‘Yerli yersiz konuştuğum için seni üzdüğümüm farkındayım.’ vs örnekler mantıklı yapıldığı zaman birçok sorunu ortadan kaldırarak yaşam kalitesini yükseltme de önemli bir etkendir. Eğer eleştirinin olmadığı yerde Öz eleştiriden kaynaklanan Psikolojik olarak kronik mutsuzluk başlar.

Psikolojik bir vakadan örnek verir olursak 42 yaşındaki bir birey terapiye giriyor ve hayatından hafif ama sürekli bir memnuniyetsizlik hissettiğini bildiriyor. Geniş ailesi ona eşit miktarda stres ve neşe getiriyor, terapiste anlatıyor ve işi tatmin edici ama aynı zamanda endişesine de neden oluyor. Evliliği aynı derecede rahatlatıcı ve sinir bozucu. Birkaç seans terapiden sonra, bu dış koşulların hiçbirinin gerçekten sorun olmadığı ortaya çıkıyor.

Eleştiri ve özeleştiri, toplumun ve bireylerin yanlışlarını görüp düzeltmesinin bir kaldıracı olarak kullanıldığı oranda, bireylerin ve toplumların gelişip ilerlemesinin temelidir. Bunu özüne uygun kullanmayan birey veya toplumların gelişip ilerlemesinin olanağı yoktur.

Bu nedenle hiçbir insanın kusursuz olmadığı ve yaradılış bakımından insanların hata yapabilir bir konumda olduğunu unutmamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.