Borsa vurgunları ve her alanı saran kokuşmuşluk dört yanımızı sarınca, aklıma 1999-2002 yılları
arasında partisi TBMM dışında kalan CHP Genel Başkanı Baykal’ ın o günlerde piyasaları gerip
rahatlatan demeçleri geldi nedense…
Ve o demeçlere bakıp acaba Baykal da “Borsa’ da mı oynuyor?” sorusuna kafa yorduğum, oturup
konuyu ele aldığım makaleleri ararken Eylül 2002’ de yayınlanan bir makalem çıktı karşıma…
2002 kader seçimleri arifesinde CHP liderinin “devr-i sabık yaratılmayacağı” anlamına da gelen
“geçmişe çarpı işareti koyacağız” demeci üzerine –tesadüf bu ya, bugünlerde de Kılıçdaroğlu
helalleşmekten söz ediyor - “Baykal kimin adına söz veriyor” başlığını taşıyan makaleyi okudukça “bu
kadar da olmaz ki” cümlesini yineler buldum kendimi…
Aşağıda 20 yıl aradan sonra bulacağınız makalemi okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacak,
sizler de ‘dejavu’ hissine kapılacaksınız…
Dönüp bakıyorum da, 20 yılın sonunda “az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik” diye başlayan
tekerlemeye nazire yaparcasına “bir arpa boyu yol alma” ötesinde bırakın bir yerlere varmayı, içine
düştüğümüz tuzaktan kurtulmaya yüklemişiz onca yıldır tüm umudu…
Bir ömrü kurtarıcı diye peşine düştüklerimizden kurtulmaya hasretmek ne acı!
Çetin Altan ustanın sonsuz yolculuğa çıkmadan önceki son veda sözleri ve “hayal ettiğim ülke bu
değildi” cümlesiyle özetlediği yıkım…
20 Eylül 2002 tarihinde yayınlanan makalemi okuduğunuzda çok daha iyi anlayacaksınız çıkılan umut
dolu yolculuğun sonunda yaşadığımız hüsranı…
**
“Baykal Kimin Adına Söz Veriyor!
"Yaşadıklarımızın üzerine çarpı işareti koyacağız" diye buyurmuş Baykal.
Sahi, Baykal kimin adına söz veriyor?.
İnsanlar kendi alacağını birilerine helal edebilir.
Ama ülke adına ne Baykal ne başkası çıkıp, çalınan kul hakkını bağışlayamaz.
Bankalar ve borsa kanalıyla son dönemde çalınan 100 milyar doların hesabını sormadan, bir
dönemin üstüne, kim nasıl, çarpı atabilir. Hesap sorulmadan böylesi bir dönem nasıl kapatılabilir?.
Çalınan geleceğimizi hiç kimse bizim adımıza başkasına helâl edemez. “Sizi bağışladım” diyemez.
Tarihi hesaplaşmadan kimse kaçamaz. Hiç kimse ‘unutalım’ diyemez.
Halk yangın yerindeymiş gibi bağırıyor bugün ve diyor ki:
“Talan dönemini unutmayın, unutturmayın ..”
Baykal, kirli döneme çarpı koyacağını açıkladığı konuşmasına bakın nasıl devam ediyor:
"Kimse ile husumet içinde değiliz. Geçmişte yaşananlar bir daha gelecekte yaşanmasın istiyoruz.”
Baykal olmayabilir ama halk özellikle de seçmen husumet içinde.

Korkmayın Sayın Baykal sizde bu kutsal düşmanlığın içinde olun. Oy kaygısına kapılmayın. Hiç
merak etmeyin bu kavga size kaybettirmez, aksine ummadığınız kadar puan kazandırır..
İktidar için başlattığınız yürüyüş, başlatılacak kavganın lideri olacak Baykal’ın peşine düşecek
milyonlarla büyür.
Halk geleceğini çalan kan emicilere, kendi yoksullaşırken, serpilip büyüyenlere dur diyecek insanları
arıyor.
20 yıl önce bir elbiseyi borç harç alıp giyenlerin, bugün nasıl olup ta milyonlarca dolarlık yalılarda
oturduğunun hesabını olası CHP iktidarı sormayacaksa, kim soracak?.
Bu hesabı görmeyecekseniz neden iktidara talip oluyorsunuz?
Size rağmen CHP’ye oy vereceğini söyleyen milyonlar Aydın Doğan’ın Truva atları görüntüsündeki
yazarları ile kadeh tokuşturan değil kendi yanında yer alan Baykal’ı sırtında taşımak istiyor.
Baykal bu çığlıkları duymalı. Eyyamcılıktan vazgeçmeli.
Kendisi bazı insanlarla dost arkadaş olabilir. Ama iktidara talip Baykal, artık kendi iç benliği, sevecen
duyguları ile hareket edemez.
Suçlanan, şaibeli kim olursa olsun yargının önüne çıkarılmalı. Dönemin ve hırsızlıkların hesabı
sorulmalı.
Yurttaş üzerine düşeni oy vererek yerine getiriyor. Ondan sonrası artık meclise gönderdiğimiz
insanların işi.
Yıllarca birileri hesap soracağını söyleyerek bizi kandırdı. Oylarımızı alıp Ankara’daki kutsal
mabedimize gittiler. İnanın ki sayın baykal: Hesap sorsunlar diye gönderdiğimiz insanlardan kim
hesap soracak noktasına geldik zamanla.
Artık hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz. “Yeter gayri, yetti gayri” diye bağıran milyonların sesini
duyun ne olur
Başımıza taç etmeye amade olduğumuz sizin gibilerden nasıl kurtulacağımız noktasına getirmeyin bizi
üç ay sonra.
Dokunulmazlara dokunun. Medya, siyaset, iş dünyası arasındaki körolası ilişkiyi tamir edilmez şekilde
koparın.
Sizin hesap sorma döneminiz öylesine acımasız olsun ki; Türkiye’de artık hiç kimse çaldığının yanına
kâr olmadığını görsün…
İktidara giden yol ülkeyi bu hale sokanlarla uzlaşmaktan değil, iliğimizi kurutan, geleceğimizi çalan
sülüklere karşı başlatılacak kutsal kavgadan geçiyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.