Kimilerine göre 3 milyon, kimilerine göre 5 milyon, kimilerine göre de 8 milyon mülteci yaşıyor Türkiye’de.

Bu rakamların değişik şekilde ifade edilmesi ülkemize kaçak yollardan giriş yapan mülteciler nedeniyle kesin takam verilememesinden kaynaklanıyor.

Sınırlarımız kevgire dönmüş, akın akın Türkiye’ye giriş yapıyorlar.

Afganistan’dan İran’ı geçip ülkemize giren sığınmacılar oradan 1500 km giderek İstanbul’a ulaşıyor.

Hiç mi yollarda kontrol yok. Biz görüyoruz kısa mesafelerde bile birçok yerde trafik polisleri kontrol yapıyor.

Peki, bu kadar kaçak insan Van’dan İstanbul’a nasıl elini kolunu sallayarak gidebiliyor?

Belli ki bu bir devlet politikası haline gelmiş ve hiç bir engelleme girişimi yok.

Ülkemiz artık bir istilaya uğramış vaziyette.

Tamam, savaştan kaçan insanlara kucak açmak ve onları korumak iyi bir şey.

Ama yaklaşık 10 yıldır yaptığımız ev sahipliğinin de bir sınırı var.

Bugün devletimizin bütçesinden milyarlarca dolar bunlar İçin harcanıyor.

Ama kendi milletimiz bir kuru soğana muhtaç olmuş.

Ucuz ekmek alabilmek için yaşlı ve hasta insanlar ekmek kuyruğunda bekliyor.

Sanayi tesislerinde Suriyeliler çalıştırılırken bizim gençler iş bulamıyor.

Bunlar sayesinde hem ev fiyatları arttı hem de kiralar katlandı.

22 metrekarelik bir odanın kirası 900 TL olmuş.

İstanbul’da artık bir evin odaları kiraya veriliyor.

Bu durum karşısında kendi insanımız perişan vaziyette.

Bu durum demografik yapımızı değiştirmeye başladı.

İstanbul’da bayramda İstiklal caddesindeki görüntüler dehşet verici.

Kendi insanımız karısını çocuğunu o kalabalıklara nasıl sokacak?

Bu durum gittikçe trajikomik bir hal almaya başladı.

Muhalefette gittikçe bu konuyu gündeme getirmeye ve bu sorunu çözmesi için iktidara baskı kurmaya başladı.

İlk önce misafirliğe devam edileceği açıklandı. Daha sonrada onurlu bir şekilde geri göndereceğiz denildi. Son olarakta yapılan biriket evler tamamlanınca 1 milyon Suriyeli ülkelerine dönecek denildi.

Bu açıklamalar şunu gösteriyor; artık iktidarda bu sıkıntının farkında.

Yapılan kamuoyu araştırmalarında yüzde 70 civarında Suriyelilerin ülkelerine gönderilmesi gerektiği ortaya çıktı.

Bunun içinde her partiden insanın olması iktidara bir mesaj olarak değerlendirildi.

Ak parti milletvekillerinin saha çalışmasında da bu şikayetler dile getiriliyor.

Yapılacak ilk seçimlerde iktidarın oy kaybedeceği hesap ediliyor.

İktidarı destekleyen TGRT bile bu istilaya karşı ses yükseltmeye başladı.

Artık mızrak çuvala sığmıyor ve vatandaş isyanda.

Bizim evlatlarımız birer birer şehit olurken Suriyelilerin ülkemizde rahat rahat gezmesi kabul edilebilir değildir.

Bayram’ın birinci günü Pozcudan Mezitli’ye doğru yürürken bir Suriyelinin lokantasının önünden geçtim. Masalar tıklım tıklım Suriyeli gençlerle dolu. Bizim insanlarımız lokantanın önünden bile geçemezken bu insanlar yiyip içip üremeye devam ediyorlar.

Ama devlet bunun önlemini almak yerine Ümit Özdağ ve Sinan Oğan hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Binali Yıldırım bir açıklama yaparak 1,5 milyar Müslümanın sorumluluğu bizde onlara destek çıkıyoruz diyor.

Yahu insanın hafsalası almıyor. Senin insanların aç, aç. Çöplerden sebze meyve topluyor.

Mersin’de artık yaz havaları başladı. Geçen sahilden geçerken denize girenleri gördüm. Yarın tam deniz mevsimi başladığında Suriyeliler sahillerde nargilelerini içerken kadınlara bakarak zaman geçirecek.

Şu anda Suriye’de savaş falan yok artık ülkelerine dönme zamanı geldi.

Hükümet ne yapıp ne edip bu insanları ülkelerine göndermenin yolunu bulmalı.

Aksi takdirde seçimlerde bunun faturası çok ağır olacak.

Çünkü toplumun büyük bir kısmı artık bu istilaya dur diyecek kim varsa oyunu ona verecek.

Misafirliğin de bir süresi var. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.

Bu ülke daha fazla yara almadan acil olarak bu işi çözmeli.

Bunun yolu da Esad ile görüşmeden geçiyor.

Esad yine af çıkardı. Bunu fırsata çevirerek Esad ile görüşülmeli ve bu badireye bir son verilmeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.