banner41

Her şey ne kadar hızlı, her şey ne çok diye sesleniyor Sertap Erener radyodan. Oturup ince şeyler düşünmek için vakit yok. En son ne zaman baktın gökyüzüne ne zaman geldin göz göze birisiyle diyerek devam ediyor.

Hız kavramı hayatımızın o kadar içindeki, onu yadsımamız imkânsız. Bu konuda, doğru ya da yanlışlığından emin olmadan bazı teoriler geliştirmiş durumdayız.

Örneğin, bir yerden bir yere giderken hızlı olmak zorundayız. Çünkü vaktimiz çok önemli. Gitmek eylemi için uzun zamanlar harcamayı vakit kaybı olarak görüyoruz.

En kısa sürede nasıl gideriz? O yolda göreceğimiz manzaralar ya da yanımızdaki kişilerle yapabileceğimiz sohbetler çok önem arz etmiyor. Yanından geçip gittiğimiz ağaçların güzelliğinden pek haberdar değiliz. Hep bir yerlere yetişmek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Telefonlarımızı ve bilgisayarlarımızı en hızlı olanlardan seçiyoruz. Bilgi akışını hızlı yapmak istiyoruz. Yine bilmediğimiz bir şeylere ya da bir yerlere yetişmek için.

Çocuklarımızda bu hıza ayak uydurmuş durumda. Hız yüzünden, küçük parmaklarıyla yukarı kaydırarak tarihe gömdükleri görsellere odaklanmıyor, sorduğunuzda ise hatırlamıyorlar. Bir fotoğrafın anlamını bizim kadar bilemiyorlar. Bugün 11 yaşındaki bir çocuğa fotoğraf albümlerinden bahsetseniz aklına dijital albümden başka bir şey gelmeyecektir.

Sakın yanlış anlaşılmasın, bu klasik bir ‘’bizim zamanımızda’’ yazısı değil. Sadece bazı kavramlarında insanlarla beraber değiştiklerini vurgulamak istiyorum.

Hız kavramını sadece fiili bir hareket olarak düşünmemek lazım. Hepimizin tanık olduğu üzere hızlı düşünme konusunda kitaplar yazılıyor eğitimler veriliyor. Hızlı düşünmenin günümüz dünyası için olmazsa olmaz bir gereklilik olduğu vurgulanıyor. Hızlı yaşa, hızlı düşün, hızlı karar ver gibi.

Peki hızlı düşünmenin zararları yok mudur? Bana kalırsa zararları yararlarından daha fazladır. Örneğin hızlı düşünen birinin herhangi bir konuda sağlıklı karar alma ihtimali, yavaş ve sakin düşünen birinin aldığı sağlıklı karar ihtimalinden düşüktür. Çünkü hızlı karar alıp veren insanlar, yan yolları görmez sadece yolun sonundaki hedefe odaklanırlar.

Hızın bir diğer zararı ise tüketim hastalığına sebep olmasıdır. Hangi konuda olursa olsun hızlı düşünmeyi alışkanlık haline getiren birinin fikir ve düşüncelerinde tutarsızlıklar baş gösterebilir. Hızlı düşünen biri, hayatındaki insanları ve onlarla yaşadığı ilişkileri bile, o hız dahilinde değerlendirir. Hızlı düşünen bir insan için, diğer insanlar hızla gelip geçerler. Tıpkı fikir ve düşünceler gibi. Bu tip insanlar için tüketilen şeyin önemi yoktur onlar hıza odaklanmışlardır.

Çocuklara dönecek olursak, onlara aldığınız bir oyuncağın ömrünün ya da popülaritesinin ne kadar kısa olduğunu düşünün. Oyuncak alınmış, merak giderilmiş ve köşeye atılmıştır. Bir oyuncağın o çocuğun dünyasındaki yeri en fazla bir gündür. Çünkü o çocuk telefonundaki ya bilgisayarındaki görselleri de aynı hızla yukarı kaydırarak tüketmeyi öğrenmiştir. Hız dünyasındadır. Bu yüzden çocukların birçoğunda odaklanma problemi var.

Hızlı düşünmek için kendimizi eğitmenin 5 yolu başlığı altında bir makale okumuştum. Makaleye göre bu yollardan en önemlisi, yavaşlamaktı.  Yavaşlayın. Derin bir nefes alır ve kalp atış hızınızı yavaşlatırsanız, beyninizdeki oksijen miktarını artırırsınız yazıyordu.

Kısacası hızlı düşünmek için bile önce yavaşlamaya ihtiyacımız var. Çünkü hayatımız boyunca alacağımız kararlar, her zaman bir çocuğun bir günde sıkılıp atacağı bir oyuncak kadar önemsiz olmayabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner44

banner46

banner42

banner40