Genç Mersin, kent olarak yerleşimin yoğunlaştığı ilk günden beri denizcilik anlamında Anadolu’ nun
dünyaya açılan en önemli kapısı…
Tahmil ve tahliye işlemlerinde iskelelerin yetersiz ve doğal koşullara karşı korunaksız kalması
nedeniyle 1900’ lerin başında korunaklı modern bir limanın yapılması girişimleri iki dünya savaşı,
küresel ekonomik krizler ve hükümetlerin de gerekli önemi vermemesi sonucu akamete uğrasa da,
geciken limanın 1950’ de yapımına başlanır ve o döneme göre hayli kısa sürede tamamlanarak 1958’
den itibaren hizmet vermeye başlar..
İkinci Dünya savaşında ABD silahlı kuvvetlerinin malzeme sevkiyatı amacıyla başlattığı yöntem 1970’
lerin ortalarında dünya lojistik sektörünü tümüyle değiştirecek bir devrime yol açar…
Binlerce yıldır kuru yük gemileriyle sürdürülen deniz taşımacılığında yükün kapıdan kapıya
ulaştırılmasını sağlayan konteyner türü taşımacılık dönemi başlar…
İlk yıllarda 800 konteyner taşıyan gemiler boy gösterirken zaman içinde kapasiteler 30 katına çıkar.
Bugün 20 binden fazla konteyner taşıyan gemiler söz konusu ve uzak doğu tersaneleri 24 binlik
gemileri denize indirmek için gün sayıyor..
Genç Türkiye’ nin dünyaya açılan en önemli kapısı genç Mersin lojistikte yeni bir çağ başlatan devrime
bigane kalamazdı, öyle de oldu…
1985 yılında TBMM tarafından kabul edilen beşinci 5 yıllık kalkınma planında ‘uluslararası taşımacılık
yönünden önemli bazı limanlarımızda konteyner terminalleri yapımı sağlanacaktır’ ifadesi aslında
tam olarak Mersin’ i tarif ediyordu…
Altıncı ve yedinci kalkınma planlarında da pekiştirilen ihtiyaç 2000’ lerin başından itibaren ete kemiğe
bürünmekle kalmadı. Devasa boyutlardaki konteyner gemilerinin ortaya çıkmasıyla bu kez Ana diğer
adıyla HUB limanlarının gerekliliğini ve önemini ortaya koydu…
20 bin konteyner taşıyan 400-500 metre uzunluktaki gemilerin yanaşacağı rıhtımlar bir yana, bu
gemilerin hayli yüksek masrafları nedeniyle bekletilmesi de aşırı maliyete yol açmakta..
Bu nedenle Ana Aktarma Limanı öylesine organize edilmeliydi ki, gemi geldiği an yanaşacak, getirdiği
konteynerleri indirip, alması gerekenleri saatler içinde yükleyip yoluna devam edecekti..
Mersin limanı konteyner taşımacılığında hayli öne çıkıyordu ama yılda 1-2 milyon elleçleme kapasitesi
ve mevcut durumuyla yılda 10 milyon konteyner ve üstü elleçleyen limanlar için kullanılan Ana (HUB)
liman özelliğinden hayli uzaktı…
Aynı dönemde küresel üretim ve dağıtım üssü haline gelen Çin’ in dünya ticaret hacimlerini çok daha
ileri boyutlara taşıyan ağırlığı da eklenince Çin limanlarından başlayıp Atlas okyanusuna ulaşan taşıma
ağlarına hizmet verecek Ana Limanların oluşturulması çok daha önemli hale geldi..
Türkiye’ nin dünyayı şekillendirmeye başlayan bu trende ayak uydurmak için ‘3 denize 3 ana liman’
sloganıyla Akdeniz’ de Mersin, Ege’ de Çandarlı ve Marmara’ nın Karadeniz ağzında Filyos liman
projeleriyle ilgili hazırlıkları işte bu gelişmelerin dışında kalmama kaygısıyla 1990’ ların sonunda
başladı..
Aslında Çin’ den başlayıp İngiltere’ ye uzanan güzergâhta konteyner sektörünün Çandarlı ve Filyos
limanları ilgisini çekecek konuma sahip değildi…

Yılda 13-14 milyon elleçleme yapan Dubai’ deki Jebel Ali ile Rotterdam ve Antverp arasındaki tüm
Akdeniz boyunca Baltıklara kadar bir Hub limanı yoktu ve Mersin stratejik konumuyla bu anlamda
ideal koşullarıyla en önemli adaydı…
2009 yılında onaylanan ÇED dosyası ve yabancı yatırımcıların ilgisi de eklenince Mersin Ana Konteyner
limanının birkaç yıl içinde hizmete girmesinin önünde pek engel kalmıyordu…
Bu iyimser beklentiyi boşa çıkaracak bürokratik engelleri ve sahipsiz Mersin’ in lobi gücünden yoksun
olmasını saymazsak…
Ancak ortaya çıkan olumlu koşullar ve Mersin’ in alternatifsizliği ile birlikte mevcut limanın 2007’ de
işletmesini üstlenen grubun kısa süre sonra ‘biz her türlü ihtiyacı karşılarız, gerekirse rıhtım uzatır
büyük gemilere de hizmet veririz’ türünden sözlerle başlayan ‘lobicilik faaliyetleri’ zaman içinde
Mersin yanında ülkenin kaderini değiştirecek yaşamsal projeye duyulan heyecanın en azından
bürokraside uyutulmasına yol açtı…
Ölü yatırımdan başka işlevi olmayan Çandarlı ve Filyos’ a bol keseden kaynak aktarılıp iki yatırım da
tamamlanırken jeostratejik anlamda Akdeniz’ in HUB limanı özelliklerine sahip tek aday konumundaki
Mersin Ana konteyner Limanı projesi buzdolabına kaldırıldı…
2014-18 yıllarını kapsayan Onuncu Kalkınma Planında yer alan “Türkiye’ nin artan dış ticaretini
karşılamak ve bölgesel aktarma merkezi olmasını sağlamak için büyük ölçekli Mersin Konteyner
Limanı etüt projeleri tamamlanmış, Çandarlı limanının yapımına başlanmıştır” ifadesi beklentileri
boşa çıkaran hayal kırıklığının özetiydi…
Ve umutların Akdeniz sularına gömülmesi, 2019-23 yıllarını kapsayan On Birinci kalkınma planındaki
tek cümleye sığdırılacaktı…
O güne kadar tüm planlarda yer alan “Mersin Konteyner Limanı” tanımı ‘Doğu Akdeniz Bölgesinde
Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasına çıkış kapısı olacak transit yük odaklı bir Ana Konteyner Limanı
inşa edilecek’ hedefine revize ediliyordu..
Mevcut Mersin liman işletmecisinin lobi gücüne karşı sahipsiz Mersin’ in bir kez daha hüsran
yaşamasına hazırlıklı olunması gerektiğinin farkındaydım ancak itiraf edeyim bir kentin böylesine
dışlanabileceği beklentilerimi de aşan bir durumdu.
Plan metnini resmi gazetede okuduğum an yaşadığım şokun ardından uyardığım, MTSO ve MESİAD
gibi kent ekonomisinde ağırlığı olan kurum yetkililerinin ulaştığı o günlerin etkili kimi Bakan ve
siyasetçileri ‘yanmakta olan gönüllere su serpen ve Mersin’ den asla vazgeçilmediği’ sözleriyle
ortalığı yatıştırmaya çalıştılar ama gidişat başka şeyler anlatıyordu…
Derken pişirilmekte olan ‘Doğu Akdeniz bölgesinde Ana Konteyner Limanı’ projesinin kokusu Adana
Yumurtalık ÇED dosyasıyla ortaya çıktı..
2009’ da tamamlanan Mersin Ana Konteyner Liman ÇED dosyası on üç yılın sonunda artık ‘kadük’
duruma düşerken nur topu gibi Yumurtalık Ana konteyner Limanı projesi var bugün kucağımızda…
Adana İli, Yumurtalık İlçesi, Gölova Mahallesi, Deniz Mevkii’nde T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı,
Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan “Adana (Doğu Akdeniz) Ana
Konteynır Limanı” projesi ÇED dosyası ile ilgili süreç Adana Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün 24
Haziran 2022 tarihli halkı bilgilendirme kapsamlı toplantı ilanıyla duyuruluyor…
Halkı bilgilendirme toplantısı ise 4 Temmuz 2022 günü Yumurtalık İlçesi, Gölovası Mahallesi, Gölovası
İlkokulunda saat 11’ de gerçekleştiriliyor…

Peki, Yumurtalık’ ta seçilen bölge gerek konumu gerek kara bağlantıları itibariyle Konteyner liman
yapımına uygun mu?
Aslında liman anlamında Mersin ve Yumurtalık ikilemi yeni ortaya çıkmış değil ve Mersin’ in
tartışılması bile gereksiz avantajları çok eskilere dayanıyor..
1920’ lerde Mersin liman yapımı ile ilgili kanun tasarısı TBMM’ de tartışılırken gündeme gelen
Bakanlık raporlarında Mersin- Yumurtalık karşılaştırması yapılıyor ve Yumurtalık’ ın asla Mersin ile
boy ölçüşemeyeceği somut ve bilimsel verilerle ortaya konuyor…
Sadece bu da değil…
Bugün Yumurtalık Projesini hazırlatan Ulaştırma Bakanlığının 2009’ da ÇED sürecini tamamlayarak
yatırıma hazır hale getirdiği Mersin Ana Konteyner Liman proje dosyasında da Mersin- Yumurtalık
karşılaştırması iki bölgenin zayıf ve güçlü yanları itibariyle yer alıyor ve Yumurtalık’ ın neden
Mersin’in yerini alamayacağı hususu güçlü somut verilerle vurgulanıyor…
1922 TBMM Nafıa Komisyonu ve 2009 Mersin Ana konteyner Projesinde yer alan bilgi ve belgelerle
neden Yumurtalık’ ın Ana konteyner limanı olamayacağı konusunu sonraki makalede ele alacağım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.