banner141
Öne Çıkanlar kış maaş kılıçtaroğlu KIZKALESİ Gülen

1 MAYIS’IN FATURASI YİNE EMEKÇİYE KESİLDİ

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak için sokağa çıkan vatandaşlardan204’ü polis tarafından şiddet uygulanarak göz altın alındı. Polis şiddetinden dolayı yaşanan yaralanmalar kameralara yansırken, gazeteciler dışında görüntü alınmasının yasaklanması için genelge hazırlanmıştı. Yasağa ve göz altılara tepki gösteren Mersin Üniversite Dayanışması Üyesi Onur Gök, “İşçisiyle, kadınıyla, LGBTİQ+ ile öğrencisiyle direnenlerin, boyun eğmeyenlerin sesleri yükseldi. Pandemiyi bahane ederek 1 Mayıs’ı yasaklayanlara neden kongreler yapıldı? Neden toplu cenaze törenleri düzenlendi? Neden bu zamana kadar ‘Tam’ kapanma olmadı?” diye iktidara seslendi.

1 MAYIS’IN FATURASI YİNE EMEKÇİYE KESİLDİ

Haber: Ayşenur ÖNAL- Seren SABUNCU

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Nisan tarihinde saat 19.00’da başlattığı sokağa çıkma yasakları nedeniyle, tüm Türkiye’de 30 Nisan Cuma günü kutlanması planlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı programları iptal edildi. 1 Mayıs’ta sokağa çıkma yasağına rağmen İşçi Bayramı’nı kutlamak için sokaklara akın eden emekçilerden 204 kişinin gözaltına alındığı eylemlerde, polis şiddetinden dolayı yaşanan yaralanmalar kameralara yansırken, gazeteciler dışında görüntü alınması ise yasaklanmıştı.

DEMİR: “POLİS ŞİDDETİNİ VATANDAŞIN ÇEKTİĞİ GÖRÜNTÜ ORTAYA ÇIKARIR”

Gazetecilerin bulunduğu alanlarda polis şiddetinin kameralara yansımaması için çok dikkatli hareket edildiğini, ancak gazetecilerin olmadığı alanlarda polis şiddetini ise vatandaşların çektiği görüntüler ortaya çıkardığına dikkat çeken İnsan Hakları Derneği Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, “Bir hükümet gerçekten halktan yana bir hükümetse kendi görevlilerinin de suç işleyebileceğini de bilmeli, en azından onlara da kendi elemanlarını eğitme konusunda veri sağlamış olur” dedi.

Göz altıların İstanbul’da daha yoğun olduğuna dikkat çeken Demir, “İnsanların en demokratik hakkı olan 1 Mayıs için alanlara çıkmasına ve o günü yaşamalarına fırsat verilmemesi Türkiye’deki insan haklarının ne boyuta geldiğinin de göstergesi. İşçilerin emekçilerin kendi bayramlarını kutlamalarına engel çıkarıldı. Bu engele rağmen anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak isteyen insanlara da insanlık dışı uygulamalar yapıldı. Polis aşırı güç ve şiddet kullandı. Televizyonda gördüğümüz görüntüler ‘Bu ülkede artık bunlarda mı oluyor?’ dedirtti. Kamuoyunun bu konuda duyarlı olması gerekir. Bu şiddet bazen cezaevlerinde bazen de sokakta işçilere uygulanıyor. İnsanlar ‘Nasıl olsa bana uygulanmıyor’ dememeli, sıranın kendilerine de geleceğini düşünmeli ve öyle hareket etmeli. Çünkü sıra kendilerine geldiği zaman çevrelerinde seslerini duyacak kimse kalmayacak.

“İNSANLARIN ARTIK KORKUP ALANLARA ÇIKAMAYACAĞINI HESAP ETTİLER AMA TAM TERSİ OLDU”

Türkiye’de tam kapanma kararı ile aslında insanların yaşam biçimine bir saldırı yapıldı. Tüm ülke genelinde hafta sonu sokağa çıkma yasağı olduğu için demokratik kitle örgütleri 1 Mayıs’ı 1 gün önceden kutlama kararı almıştı. Ne hikmetse hükümet bütün kapanmalarını hafta sonuna denk getirirken, Perşembe akşamından başlattı. Burada amaç 1 Mayıs’ın kitlesel anlamda alanlarda kutlanmasını engellemekti. AKP hükümeti kamuoyunu yoklamakta maharetli. Nevruz’da bütün illerde yasaklama olmadı. O sırada parti kapatma davası açıldı, kayyumlar atandı, gözaltılar, baskılar oldu ve insanların artık korkup alanlara çıkamayacağını hesap ettiler ama tam tersi oldu. 100 binlerce insan sokaklara çıktı ve bağımsızlık taleplerini dillendirdiler. Hükümet benzer bir kutlamanın olacağını düşünerek 1 gün öncesine aldı bu sokağa çıkma yasağını” dedi.

“500 POLİS KORKUNUN GÖSTERGESİDİR”

Mersin’de ki temsili 1 Mayıs’ı hatırlatan Demir, “Emek ve Demokrasi Platformu’na bağlı kurumların temsilcileri katıldı sadece. Cumhuriyet Alanı’na giderken 5-6 noktada durdurulduk. Alana gittiğimizde de 500’e yakın polis vardı. Bu da korkunun ve aynı zamanda kamu kaynaklarının ne kadar pervasız kullanıldığının da göstergesi.

Ayrıca yeni bir uygulama konmaya çalışılıyor, gazeteci olmayan kişilerin görüntü alması engellenmek isteniyor. ‘Özel hayatın gizliliği’ deniyor buna da. Aslında bu çaba daha sonra yapacakları anti demokratik davranışların vatandaşa yansıtılmaması için oluşturulmuş bir çabadır. Una fırsat verilmemesi ve sert bir tepki ile geri dönüş yapılması lazım. Bugün dünyanın birçok yerinde polisin insanlara uyguladığı şiddet bu tür fotoğraflarla kanıtlanabilir. Polisin kendisinin bunu çekmesi düşünülemez. Bir yandan da kamu denetlenmiş oluyor. Bir hükümet gerçekten halktan yana bir hükümetse kendi görevlilerinin de suç işleyebileceğini de bilmeli, en azından onlara da kendi elemanlarını eğitme konusunda veri sağlamış olur.

“DEVLETİN BEKASI DEDİKLERİ ŞEY ASLINDA KENDİ BEKALARI”

AKP-MHP bloku tümüyle halkı susturmaya yönelik çabalar içinde ve bütün yaptıkları hukuksal değişiklikler de buna dönük. Yani halkın yararına, ülkenin yararına dönük bir uygulamayı bu hükümet zamanın da düşünmek eşyanın tabiatına aykırı. Çünkü bunlar kendi geleceklerini ülkenin geleceğinin önüne koymuş durumda. Devletin bekası dedikleri şey aslında kendi bekaları. Halkın artık bunlardan bıktığını ve halkın yararına çalışmadığını, artık sermayenin de belli bir kesimine çalıştıklarını görüyoruz. İkizdere’de de köylüler kendi doğalarını korumak için Cengiz İnşaata karşı direniyor. Kim köylüleri gözaltına alıyor? Devletin polisi ve jandarması Cengiz İnşaatı korumak için köylülere saldırıyor. Jandarma ve polisler bütün ülkenin gözü önünde kadınlara, yaşlı insanlara şiddet uygulayarak gözaltına alıyor. Bundan sonra da iktidar blokunun sıkıştıkça şiddet politikalarının artacağının da göstergesi.

“DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALIYIZ”

Burada bu baskıları öngörerek Türkiye’deki demokrasi cephesinin daha çok bir araya gelmesi, aralarındaki ayrılıkları bir kenara bırakarak Türkiye’nin demokrasisine baraj oluşturmaları gerekir. Bunun için de dayanışma içinde olmak lazım. Dayanışma birbirimizin sorunlarına destek olarak oluşabilir. İşkence Kürtlere yapıldığı zaman batıdaki insan bunu görmezden gelmemeli. Türkiye bunun aksi görüntülere layık değil. Mersin’de 45 yaşında bir insan evini geçindiremediği için intihar etti. Onun acısını biz hissetmeli ve ona sahip çıkmalıyız. Bu iktidar blokuna karşı böyle bir mücadele ortaya konabilir” dedi.

YEŞİLBOĞAZ: “POLİSİN KAMU GÖREVİ YAPARKEN DE ŞEFFAF, OBJEKTİF VE KANUNLARA UYGUN YAPMASI GEREKİYOR”

Yaşanılan durumun tam bir hak ihlali olduğunu söyleyen Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Burada aslında iki kavram çatışıyor. Kişisel verilerin korunması hakkındaki kanunla, özel hayatın gizliliği ihlali gibi. Hiç kimsenin özel hayatı ihlal edilsin demiyoruz ama burada polis kamu görevi yapıyor ve kamu görevi yaparken de şeffaf, objektif ve kanunlara uygun yapması gerekiyor” diye konuştu.

Kongrelerin lebalep yapıldığını hatırlatan Yeşilboğaz, “Virüsün yayılmasına katkı sunmasından sonra emekçi insanların tarihteki en önemli günlerinden biri olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını kutlamak için sınırlandırma getirilmesini kimse kabul edemedi. Pandemi önlemleri almadan, aşılama yapılmadan işçilere çalışın diyorlar. Ancak kendi günlerini kutlamaya gelince de mahrum bırakılıyorlar. Bu tezattır ve insan haklarına aykırı bir tutumdur. Keşke bu salgından kurtulmak için herkes aynı özveriyi gösterseydi. Başta İstanbul’da olmak üzere ki Taksim Meydan’ı 1 Mayıs için çok anlamlıdır, grup olarak Taksim Meydanı’na geçmelerine izin verilseydi de bayramı kutlayan insanlara katkı sağlamış olsalardı.

BARO DAVA AÇACAK!

Duyumlarımız gözaltına alınanların serbest bırakıldığı. Bunla ilgili yasal işlemler yapacaklar ama ne yapacaklar o da belli değil. Herhangi bir tutuklama bilgisi yok. Polisin kullandığı orantısız güç gündemde tabii ki. Aslında bir iki gün evvelden çıkarılmış genelgede görüntü alma yasağı vardı. Bu birtakım şeylerin habercisiydi. Yasak varsa polis gerekli önlemlerini alabilir ama çok kolay müdahale edecekleri azınlıkta insan vardı sonuçta. Orantısız güç kullanmaları kabul edilemez. Genelgeye istinaden de görüntü çekmek isteyen özellikle gazetecilerin engellenmesi tam bir anayasa hak ihlalidir diye düşünüyoruz. Bunla ilgili de pazartesi itibariyle de davamızı açacağız.  Burada aslında iki kavram çatışıyor. Kişisel verilerin korunması hakkındaki kanunla, özel hayatın gizliliği ihlali gibi. Hiç kimsenin özel hayatı ihlal edilsin demiyoruz ama burada polis kamu görevi yapıyor ve kamu görevi yaparken de şeffaf objektif ve kanunlara uygun yapması gerekiyor. Burada çekilen görüntülerin insanların özel yaşantıları değil sonuçta. İnsanlar buradaki haksızlığı, orantısız gücü göstermeyi yani görevini yapıyor. Emek ve dayanışma günü dedik ama maalesef ülkemizde bizim de çok kabul etmediğimiz bir durum yaşandı” sözlerine yer verdi.

GÖK: “PANDEMİYİ BAHANE EDEREK 1 MAYIS’I YASAKLAYANLARA NEDEN KONGRELER YAPILDI?”

Mersin Üniversite Dayanışması üyesi Onur Gök ise, “İktidarının tüm baskı ve yasaklarına karşı il il, sokak sokak, fabrika fabrika, evde, balkonda, pencerede kısacası her yerden ‘Yaşasın 1 Mayıs’ sesleri yükseldi. İşçisiyle, kadınıyla, LGBTİQ+ ile öğrencisiyle direnenlerin, boyun eğmeyenlerin sesleri yükseldi. Pandemiyi bahane ederek 1 Mayıs’ı yasaklayanlara neden kongreler yapıldı? Neden toplu cenaze törenleri düzenlendi? ‘Neden bu zamana kadar ‘Tam’ kapanma olmadı?’ diye sormak en doğal hakkımız.

“KAMPÜSTEN SOKAĞA BİZ KAZANACAĞIZ!”

Yasakları tanımıyoruz diyerek olağan koşullarla sokaklara çıkan Üniversite Dayanışmasından arkadaşlarımız ve birçok devrimci işçi arkadaşımız işkenceyle gözaltına alındı. İktidarın yıkılma çığlıkları ve kendini bilmez tavırlarıyla salladığı sopasını önüne gelene vurarak tüm direniş ve toplumsal hareketleri/dayanışmaları dağıtmaya çalışması kendi doğasında olan bir gerçekliktir.

Tutuklanmak üzere adliyeye sevk edilen arkadaşlarımız daha önce de olduğu gibi Vatan Emniyet’te sözlü, psikolojik ve fiziksel şiddete ‘maruz’ bırakıldı ve işkenceyle tehdit edildiler. Ayşegül, Lizge ve Şilan unutmasınlar ki tarih direnenleri yazacak. Bizler kalacağız onlar gidecek. Kampüsten sokağa biz kazanacağız!” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158