MİLLET İTTİFAKININ DIŞ POLİTİKA ÇIKMAZI

Millet ittifakı 6. toplantısını Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapacak.

Ben gazeteye yazılarımı önceden yolladığım İçin toplantının sonuç bildirisini daha sonraki yazımda değerlendireceğim.

Dikkat edilirse her toplantının gündemi farklı.

Zannedersem bunu toplantıdan önce ev sahibinin diğer liderleri ziyaret ederken birlikte kararlaştırıyorlar.

Şu ana kadar yapılan 5 toplantıda temel sorunlar ele alındı.

Komisyonlar kuruldu,raporlar değerlendirildi.

Anlaşılan millet ittifakı çok titiz bir şekilde çalışmalarına devam ediyor.

Binanın temeli sağlam atıldığı İçin çökme ihtimali yok gibi gözüküyor.

Cumhur ittifakının işin içine çomak sokma taktikleri tutmadı.

Özellikle 7. ortağın Hdp olduğuna dair suçlamalar Hdp’nin farklı bir ittifak kuracağını söylemesinden sonra biraz daha değersiz hale geldi.

Ama bu söylemlerin seçime kadar devam edeceğini tahmin ediyorum.

Seçimlere on aydan daha az süre kaldı.

Tabi erkene alınmazsa.

Liderler ülkeyi karış karış geziyorlar.

Vatandaşın dertlerini dinliyorlar.

Şu anda ülkenin en büyük iki sorunu var; bunlar ekonomi ve sığınmacılar.

Ak partinin yaptırdığı anketler ve saha izlenimlerinde de bu iki sorun öne çıkıyor.

Bu iki sorunla ilgili görüşlerimi defaetle bu sayfada dile getirdim.

Bugün farklı bir konuya değineceğim.

İç politikanın önemi kadar dış politikanında önemi gittikçe artıyor.

Kendinizi dünyadan soyutlayamazsınız.

Hele bizim gibi ateş çemberinin ortasında bir coğrafyada bulunuyorsanız bu imkansız.

Ak partinin dış politikasını yirmi yıldır ezberledik.

Daha Erdoğan yasaklıyken bir çok Avrupa ülkesine giderek iktidara geldiklerinde neler yapacaklarını anlattı.

Avrupa Birliğine üye olmak İçin iktidarının ilk yollarında önemli adımlar attı.

Özellikle 2011 yılına kadar büyük mesafeler katettiğini biliyoruz.

Ama o tarihten sonra nedense bir güç zehirlenmesi yaşadı Ak parti.

Sanki Avrupa Birliğine girmekten vazgeçti.

Her şeye şüpheyle bakan,olumlu veya olumsuz her demeçte bunu hükümete yapılmış gibi bir hezeyana kapıldı.

Bir dış güçler sendromu yaşamaya başladı.

Bu güne kadar bu paranoyadan kurtulamadı.

Sıfır sorunla çıktıları yolda sorunsuz bir devlet kalmadı neredeyse.

Özellikle Ahmet Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik kitabını ön adım olarak ele alan farklı bir yol izledi.

Bir çok ülkeyle kavga etti ve zaman zaman bu kavgayı ileri boyutlara taşıtı.

Taki ülkede büyük bir ekonomik kriz çıkana kadar.

Paranın tatlı yüzü hürmetine daha önce ters düştüğü ülkelerle görüşmeye başladı.

Suudi Arabistan,BAE,Mısır,İsrail,Suriye bu ülkelerin başında geliyor.

Ak partinin görüş ve U dönüşleri böyle iken millet ittifakının dış politikada ki görüşlerini içinizde bilen var mı?

Zaman zaman liderler bazı açıklamalar yaparak görüşlerini açıklıyorlar.

Ama madem bir ittifak kurdunuz,iktidara talipsiniz bu konuda ortak bir düşünceniz var mı?

İktidara geldiğimizde şöyle adımlar atacağız diye bir duyum almadım henüz.

Halbuki her partide çok değerli hariciyelerimiz var.

Bunların çoğu büyükelçilik yapmış konusunda uzman kişiler.

Neden bunlardan faydalanılmıyor 

Sadece Türk halkı seçimi beklemiyor,tüm dünya bu seçimin sonucunu merakla bekliyor.

Özellikle yabancı sermayederler seçimin sonucuna göre hareket edecekler.

Ülkenin kaynakları belli.

Bizim dış sermayeye acil ihtiyacımız var.

Şu anda güven ortamı olmadığı İçin yabancı sermaye ülkemize mesafeli duruyor.

Millet ittifakı bu konuyu acil olarak masaya yatırmalı ve yapacaklarını ortak bir metinle dünyaya duyurmalı.

Her partinin dış politikadan uzmanları bu ortak metinle birlikte dünya ya geniş bir sunum yapmalı.

Avrupa Birliği ile ilgili görüşleri ne?

NATO ile ilgili görüşleri ne?

Yabancı sermayenin ülkeye girişini teşvik edecek ne gibi planlarının olduğunu açık açık anlatmalılar.

Bu yöndeki görülmeler ülkemiz açısından çok önemli.

Yoksa yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayamazsınız.

Millet ittifakı paydaşlarının şöyle bir yanılgısı var?

Erdoğan giderse herşey düzelir.

Böyle bir sığ düşünceyle başarılı olmak mümkün değil.

Dünyada dostluk ve barışı sağlayacak her türlü adımın şimdiden atılması gerekir.

Mesela liderler neden ayda birde olsa bir kaç ülkeyi ziyaret etmezler.

Gerekirse aralarında ülke paylaşımı yaparak farklı ülkeleri ziyaret edebilirler.

Nedense millet ittifakında böyle bir yönteme ratlayamıyoruz.

Bir Doğu Perinçek kadar olamıyorlar.

Şimdi dış politika Perinçek’in İnsifiyatına kaldıysa vay başımıza gelene...

Devlet yönetmek ciddiyet işidir.

Diyelim bir cumhurbaşkanı adayı belirlediniz.

Peki bu aday dış politikada ehil olacak mı?

Kafalar bu yönde karışık.

Sonra gelen gideni aratmasın?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.