banner34

Şimdiye kadar Cumhur ittifakı hayat pahalılığını görmezlikten geliyordu.

Uzun bir süre artan enflasyonu ve işsizliği pandemiye bağladılar.

Her konuşmalarında dünyada da enflasyon yükseliyor, Avrupa zor anlar yaşıyor diye insanları kandırıyorlardı.

Daha sonra artan fiyat artışlarını marketlere yüklediler.

Hâlbuki bu büyük marketlerin tamamına yakını AK Parti’yi destekleyen iş adamlarıdır.

Göstermelik baskınlarla bir kaç markete komik cezalar kesildi.

Ama bununla enflasyonu düşürmenin mümkün olmadığını gördüler.

TÜİK verilerine göre bile enflasyon yıllık yüzde 61,1 olmuştu.

Bizi kıskanan Avrupa ülkelerinde ise ortalama enflasyon yüzde 5-6’yı geçmiyordu.

Bu tezleri de kısa zamanda çöktü.

Sonunda işi savaşa bağladılar. Rusya Ukrayna’yı işgal etmeye başladığında bunlara sanki müjdeli bir haber gibi geldi.

Kendi kanallarında tek taraflı yapılan yayınlar halkın da gerçekleri görmesinin önüne geçti.

Şimdi yavaş yavaş enflasyonun etkilerini ve vatandaşların çektiği çileleri görmeye ve dillendirmeye başladılar.

Zam yapıldı ama azar azar yapıldı denilen ilk açıklamalardan sonra vatandaşın artan zamlar karşısında alım gücünün gittikçe düştüğünü itiraf etmeye kadar bir sürece girildi.

MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy katıldığı bir televizyon programında hayat pahalılığından dert yanarak sokaktaki enflasyonun TÜİK verilerinden daha fazla olduğunu açıkladı.

MHP hemen kesin ihraç İstemiyle disiplin kuruluna verdi ve Baki Ersoy partisinden istifa etti.

AK Parti’nin Manisa’da organize ettiği iftar programında Bülent Arınç artan zamların iktidarı zor durumda bıraktığını açıkladı.

Daha sonra yine bir televizyon programında aynı düşüncesini tekrarladı ve AK Partiyi uyaran açıklamalar yaptı.

Ardından başka bir Kayseri AK Parti milletvekili yine artan hayat pahalılığının milleti fakirleştirdiğini söyledi.

Bir zaman halkın arasına katılamayan iktidar partisi milletvekilleri böylece acı gerçeği görmeye başladı.

Hayat pahalılığını dış güçlere, pandemiye ve savaşa bağlayarak işin içinden sıyrılamayacaklarını geçte olsa itiraf etmeye başladılar.

Evet, bu hayat pahalılığından birçok ülke etkilendi ama onlar bazı tedbirler alarak vatandaşlarını enflasyona ezdirmeme yoluna girdiler.

Merkez bankalarında faizi artırarak önlem alıyorlar.

Bizde ise tam tersi oluyor. Faizi düşürerek enflasyonu düşüreceklerini zannedenler büyük bir hata yaptılar.

Merkez bankasının bağımsız karar mekanizmalarını yok ettiler.

Kur korumalı mevduat hesaplarıyla dövizi baskı altına almayı denerken sadece ilk dönemde 11.700 milyar ödeyerek hazineye bir yük bindirdiler.

Yani fakirden alarak zengine verdiler ve böylece halkın daha fazla ezilmesine yardım ettiler.

Yeni Tarım Bakanı Vahit Kirişçi tarım ürünlerinin ithal edilmesinin yanlış olduğunu söylüyor.

Peki, yıllardır bu politikayı savunan muhalefet miydi?

Paramız var ki ithal ediyoruz diyen eski Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli bu hükümetin bakanı değil miydi?

Artan mazot, gübre, tohum ve yem giderlerinin çiftçinin belini büktüğünü yeni mi öğrendiler?

Demek ki sahadan aldıkları bilgiler iktidarları açısından pek olumlu değil.

İşi başkalarının üzerine atarak bir yerlere varılamayacağını geçte olsa anladılar.

Bir sorunu inkâr etmekle çözülemeyeceğini bilen bir iktidarın yapması gereken tedbirleri bir an önce almasını bu millet dört gözle bekliyor.

Bu sorun çözülmediği takdirde hiç bir iktidarın yerinde kalması mümkün değil.

Sorunu başka bir sorunla çözemeyiz.

Bilimsel ve akıllı politikalarla çözebiliriz ama şu anda böyle bir ihtimalde ufukta gözükmüyor.

Bir kere ipin ucu kaçtı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner27

banner19