Acının tarifinin olmadığı anlardır kaybettiklerimiz(ölüm). Kaybettiğimiz, bazen bir baba, bazen bir evlat, bazen bir eş, bazen bir arkadaş, bazen bir kardeş olur. Bazen birden fazlasının kaybını aynı anda yaşayabiliriz. Kaybettiklerimiz gülüşümüzü alır bizden, umutlarımızı, hayallerimizi ve yaşam amacımızı. Ya da biz kaybettiğimiz an, böyle hissederiz, böyle acı çekeriz. Kaybettiklerimiz; hayatın, yaşadığımız dünyanın, gittikçe çürüyen bir toplum olduğunu gösterir bize.

Kaybettiklerimiz, hayata nasıl bakmamız gerektiğini, nasıl yaşamamız gerektiğini öğretir bize. Kaybettiklerimiz, belki de hayatımızın en acı tecrübeleridir. Önce mutluluğu çalsa da bizden, sonra daha çok sevmeyi, daha çok güçlü olmayı ve daha çok doğruları söylemeyi, kıymet bilmeyi öğretir bize. Etrafınıza şöyle bir bakın, yakınlarını kaybetmiş insanları gözlemleyin. Yaşadıkları o ilk travma ve yas tutma dönemi ardından, nasıl değiştiklerini, hayata bakışlarının nasıl farklılaştığını göreceksiniz. İster olumlu, ister olumsuz anlamda olsun,  şu kelimeleri “ onu kaybettikten sonra çok değişti, şunu kaybettikten sonra, artık kimse onu tanıyamıyor, aklını kaybetmiş gibi davranıyor, sanki başka bir boyuta geçti vs.” çokça duymuşuzdur. Kaybettiklerimiz bizi olgunlaştırır, tecrübe sahibi kılar. Kaybettiklerimiz, ölümlü olan bu dünya da, hiçbir şeyin sınırsız bir ömrünün olmadığını gösterir. Elimizdekilerin ya da yanımızdakilerin, bir gün kaybedebilme olasılığının, olabileceğini gösterir bize.

İşte o zaman, bir başka severiz her şeyi. Ölüm bize en derin acıları yaşatabilme gücüne sahiptir. Ölüm gerçekliği, bizim en büyük mutlulukları yaşamamız gerektiğini de öğretir bize.

Bunlar ölüm gerçekliğini, hem iyi yapar, hem de kötü. Ölüm, aydınlık ve karanlığın gerçekten iç içe geçtiği, aydınlık ile karalığın her daim bir birini besleyerek varlığına devam edeceğinin bir göstergesi olabilir.

Bu hayatta, okul, arkadaşlar, gruplar, düşünceler, inançlar vs. bize birçok şey öğretir. Fakat hiçbirinin ölümün bize öğrettikleri kadar, etkileyici ve keskin değildir. Ölüm bize mutluyken, aldığımız kararların ne kadar geçersiz olabileceğini gösterir. Ölüm bize üzgün iken aldığımız kararların, ne kadar hatalı olabileceğini gösterir. Ölüm bize öfkeli iken aldığımız kararların, yine bize hiçbir fayda getirmediğini gösterir. Ölümün bize tecrübe ettirdikleri, gerçek hayatın sırlarını deşifre eden, acıdan bir kılavuzun rehberliğinde yürümeye benzer.

 Ölümün, etkileyici öğretimine rağmen, telafisi zor acılarla örülü olması, onu çekici kılmamaktadır.  Ölümün öğretisi, bir kayıpla başlar ve hataları düzeltmek için ikinci bir şans yoktur. Ölüm ile hayattan ayrılan kişinin, yaşamak isteyip de yaşamadıklarının acısını, özlemlerinin acısını, hayallerine ulaşamamanın acısını, sevdiklerine devretmişçesine, hayatta kalanlar, ölen kişinin yerine yaşayabilirler. Ölen kişinin ardından, bu hayatta eksik ne bıraktığını düşünüyorsak, o eksik parçanın acısını yaşarız onlar adına. Mesela, daha çok gençti deriz. Ya da istediği kadar gezemedi, doya doya gülmedi gibi birçok cümleler kullanırız. Ölüm hep bir şeyleri yarım bırakmış gibi algılarız. Ve bunun için hayatta kalanlar, ölüm gerçekliğinin ardından, kendi hayatlarını gözden geçirmeye başlarlar. Hiçbir şey, onda yarım kalmasın diye.

   Hiçbir zaman bir başkasının ölümünü istemeyecek biri, öldürülmüşse şayet, sevdikleri ölen kişi adına intikam duyguları ile hareket edebilir. Ölüm, bizi gerçek bir canavara da dönüştürebilir, iyilik çiçeklerini de. Ölümün, insanı yıkıcı duygulara götürebilme gibi bir gerçekliği olsa da, genelde mutlu yaşam azmini attırır.   

 Ölüm bize sevmeyi, aşık olmayı öğretebilir. Ölüm, bize gerçekten yaşamamız gerektiğini öğretebilir. Ölüm, bize her canlının bir yaşam süresi olduğunu anlatan, somut bir hikaye gibidir. Ölüm önce ağlatır, sonra güldürebilir. Ölüm, sonsuzluğun resmi dili gibidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.