banner41

Ataerkil bir dönemde yaşıyoruz ve bu dönemin neredeyse tüm kavramsallaştırmaları kadını ikinci plana atarak, değersizleştirme üzerine kuruludur. Bu dil yıllardan beri kullanıla geldiği için, artık bir hakaret içerdiğinin farkında olmadan bile çokça kullanıyoruz. Bundandır ki, aydınlanmış bir beyin bu kavramların farkında olabilir ve bu kavramlara tepki duyabilir. Fakat okumuş ama eleştirel mantığın işlemediği beyinler, bu kavramların anlamının farkında olmadan günlük hayat içerisinde kullanabilir. Lakin bu kavramlara aşırı tepki duyup, hepsini düzeltmeye çalışmanın da kadına bir faydası olabilir mi? Aşırı öfkenin dile yansıması, doğruların ortaya çıkmasını engelleyebilir ancak. Çünkü düşünce değişmeden dile yapılan müdahaleler, sadece kişiyi baskı altına alır, susmasını ya da tepki duymasını sağlayabilir. Baskılanmış bir insan, hangi kelimeyi nerede kullanacağını şaşırabilir, tepki görmekten korkabilir. Ve böylelikle ister kadın, ister erkek olsun, karşınızda duran insanı susturmuş olursunuz. İnsanları susturmanın, ezilen hiçbir cinse faydası olamaz.

 Bayan, hanım, hatun, hanımefendi sözcüklerinin hepsi ataerkil zihniyetin kavramsallaştırmaları olarak görünürken, kadın demenin yüceliğine nereden varıyoruz acaba. Ataerkil zihniyette, kadın sözcüğü bile, ikincil bir bakış açısına sahiptir. Bize kadın diye hitapta bulunan insanlar çok iyi, bayan diyenler insanlara çok kötü diyebilir miyiz? Kullandığımızı dil, her zaman düşüncelerimizi yansıtmayabilir. Kullanılan dile kızarak, düşünce sistemi değiştirile bilinir mi?

 Kavramlara anlam, mana yüklemek insana has bir durumdur. Kavramlar bir düşünceyi, bir nesneyi, bir durumu vs. betimlemek için kullanılır. Peki, bu kavramı iyi ya da kötü yapan şey nedir. Bizim o kavramdan anladığımız ya da yorumladığımız şey, bizi o kavrama karşı olan bakışımızı belirler. Bazen de bir kavrama, bilinen anlamından öte anlamlar yüklemeye çalışırız. Herkes kendince bir yorum getirerek, daha sonrasında bu yorumu, kavramın gerçek anlamıymış gibi kabul eder. Örneğin, bir cinsi belirtmek için bayan kelimesi kullanılmıştır. Sözlük anlamına baktığımızda bayan kelimesi TDK da “isim, kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü. Kadın, eş, karı, kadınlara bir seslenme sözü.” anlamına geliyor.  Peki hal böyle iken, kadınların rahatsız oldukları şey nedir. Belki de yüklenen manalar. Peki bu manaları kim yüklüyor, hangi sebeple. Bu niyete, olan güvenmeme duygusundan kaynaklı olabilir. Peki niyet kötü ise, Türk Dil Kurumunun, yorumladığı tüm kavramları kötü görmek gerekmez mi? Birde bu kavramlara yüklenen bireysel manalardan, herkesin haberi var mı? Çoğu insan, günlük konuşma eylemi içerisinde ya da bir saygının ifadesi olarak bayan kelimesini kullandığında neye uğradığını şaşırabiliyor. İlk kez muhatap olduğunuz birisine öfke ile “bana, bayan deme dediğinizde afallayabilir, gördüğü tepki karşısında susabilir, konuşmaktan vazgeçebilir. Kadın cinsini ifade eden bu kelimeye yasak getirmişseniz ve karşınızda duran insanın bundan haberi yok ise ve bu kelimenin yerine koyacağı alternatif bir kelime bulamıyorsa, o insana yazık etmiş olabilirsiniz. Belki de çok hümanist duygulara sahip, doğayı, hayvanları seven, merhametli bir yüreği ezmiş olabilirsiniz. Bayan demeyecekse size, karı, avrat demeyi düşünebilir ve bunları da yerel üslup olduğundan ve bir ön saygı sözcüğü içermediğinden, söylemekten korkabilir. Direk isminiz ile de hitap etmek istemeyebilir, saygısızlık olmasın diye.

Hitabet, zor bir sanattır. Çünkü insanların istekleri, duyguları, hayata bakış açıları ve dolasıyla tepkileri de değişebilir. Doğru hitabet şekli, insandan insana değişebiliyor maalesef. Bundandır ki, insanlara hitap ederken, her an herhangi bir tepki ile karşılaşabilme olasılığına karşı, hazırlıklı olmak gerekebilir. Hitabette, erkekleri çok zorladığınız da, dönüp size söyleyeceği ilk cümle “ Aman, kadınları anlamak gerçekten zor, nerede, nasıl tepki verecekleri belli olmuyor” demekten öteye gitmeyecektir. Eğer ki, bir kavrama karşı, aşırı tepki duyuyor iseniz, ilk tanıştığınız insana, kendinize nasıl hitap edilmesini istediğinizi mutlaka, baştan söylemelisiniz.

 Her kavrama takılıp kalmak, geliştirip dönüştürmeyen bir kısır döngü ve sığ bir düşüncenin, gelişmeyen bir beynin, ifadeleri olabilir. Örneğin evinize bir misafir geliyor ve ona “çay ister misiniz yerine, çay koyayım mı” dediniz. Buradaki amacınız sadece misafirinize çay ikram etme isteğidir. Ama misafiriniz bu konuşmadaki, “koyayım mı” kelimesinden rahatsız olsun ve “ne biçim konuşuyorsun, koyayım mı demek, sapık mısın sen” diye size tepki gösterirsin, o dakikadan sonra, misafir ile bir sohbete girmeye korkabilirsiniz. Ya şimdi bilmeden yanlış bir şey daha söylerim, yine aynı tepkiyi alırım diye. İşte bu insanı, kavram dünyasında, bir hapishanenin içine tıkmaya benzer.

Ataerkil zihniyettin tüm kavramları ya erildir ya da dişil olanı küçümsemek içindir. Bilim adamı, müdür, mühendis, doktor, gazeteci vs. tüm kavramlar ya erkeği nitelemektedir ya da sadece erkek için kullanılmıştır. Bundandır ki hiçte kendimizi yorup kullandığımız bazı kavramları eleyerek, aman işte böyle ataerkil zihniyetin oluşturduğu bir kavramdır, kadını kötülemektedir vs. demeye gerek yoktur. Bir şeylerin farkında olmak iyidir, fakat her şeyin farkında olmak iyi olmaktan daha iyidir.

TDK da anlamı itibarı ile küfür ve hakaret içermeyen, hiçbir kavrama aşırı tepki göstermeye gerek yoktur. Kavramlar insanları belirli kalıplara koymak için vardır. Ve bunlara aşırı takılmak, insanı derin bir sessizliğe ve anlamsızlığa itebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner44

banner46

banner42

banner40