İlkokullarda, “Aile Bilgisi”

                Ortaokullarda, “Yurttaşlık Bilgisi”

                Öğretmen Okullarında “Milli Güvenlik” dersleri vardı.

                Hepsinde de öğretmenler sözleşmiş gibi “Amerikalıların on-yirmi yıllık planlar yaptıklarını” anlatırlardı.

                Şaşırır, anlam veremezdik.

                Önceleri, küçük olduğumuz için sonraları da ülke yönetiminin işleyişinden habersiz olduğumuz için…

                On yıllar sonrası için plan-program yapanları dudak büzerek izlemiştik…

                Ülkeler için önemli olanın, yönetimdekilerden öte yönetim biçimi olduğunu bir türlü kavrayamadığımız ya da kavramak istemediğimiz için elbette…

                Hem on yılların kişisel yaşam için uzun ve anacak toplumsal yaşam için kısa zamanlar olduğunu söyleriz ve hem de yaşama geçirilmek istendiğinde de komedi izliyormuş gibi güleriz…

                Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetimlerinin;

                Cumhuriyet’i sonsuza kadar yaşatıp-yaşatamayacağına bakmak yerine,

                Kişisel hırslardan uzak, ülke ve toplum yararına olup olmadığına bakmak yerine,

                Bir taraftan Atatürkçü olduğumuzu söyleyip diğer taraftan da komşularımızla olan görüşme-anlaşma-birlik ve beraberlik adımlarını görüp-inceleyip anlamak yerine, (Yurtta sulh-Dünyada sulh kimin sözü ve ne anlama gelmektedir acaba?)

                Rusya’yla olan-olması gereken ilişkilerimiz, Atatürk’ün isteği değil midir ki, Rusya’yla dostluk sürdürmemiz gerektiği yerine,

Bize yapılan düşmanlığın nereden geldiğini görmeden ya da bilmeden, iyi niyetle- ve işbirliği yerine, örneğin İran’la ilişkilerimizi küçümsemek, “Dinî baskı” korkusu yaratanlara karşı direnmek yerine,

Suriye ile hâlâ “Esed” diyerek ve “Rejim” tanımlamasını da ekleyerek dostluk geliştirilmesinin önüne adeta engel olmak yerine…

Ülkemizin dış politikalarına dokunmadan-görmeden-izlemeden-kaçarcasına uzaklaşmayı tercih etmek neyin anlatımı olabilir acaba?

Ekmeğimiz önemli,

Hayat pahalılığı çok önemli,

Üretmek en önemlisi,

Ancak dünyadaki konumumuz, bölge ülkeleriyle ilişkilerimiz, dış siyasetteki tutumumuz önemli değil mi? Aslında VARLIK nedenimiz olarak çok önemli…

Var olursak;

Sorunları çözeriz,

Üretiriz,

On yıllar sonrasını planlayabiliriz…

Samimiyetimizin ölçütü mü?

“Omurgalı duruşla kendi kendimize yetebilmeye inanmak”

Plan önemli, programla birlikte…

Başka yol da yok şans da…

“Kalkınma planlarını” anımsayalım mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.