Seçimlere bir yıldan biraz fazla bir zaman kaldı ama şu an Türkiye fiili olarak seçim atmosferine girdi.

Seçimler yaklaşırken gerilimi artıracak emareler görülmeye başladı.

İktidar bu seçimi kaybetmemek için tüm gücünü seferber etmeye çalışıyor.

Şu an devletle siyaset iç içe girmiş, bu seçimin güvenli olarak yapılıp yapılmayacağı konusunda kafa karışıklığını beraberinde getirmeye başladı.

Türkiye’de uzun süredir hukukun bağımsızlığı ve adil yargılama konusunda bir tartışma var.

Muhalefete göre ülkede hukuksuzluk almış başını gidiyor.

Vatandaşların büyük çoğunluğu ülkede hukukun ayaklar altına alındığını düşünüyor.

Son zamanlarda vatandaşın bu konudaki haklılığını gösteren somut gelişmeler görülüyor.

Gezi davasında beş yıldan fazla tutuklu yargılanan Osman Kavala sonunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken diğer 7 sanık 18’er yıl ceza aldı.

AİHM’nin Osman Kavala hakkında haksız olarak içeride tutulduğuna dair kararını Türkiye tanımadı.

Tam Gezi davasından beraat etmiş hem de iki kere tahliyesine karar verildiği gün başka bir dava ihdas edilerek tekrar tutuklandı.

Mahkeme sonucu gördük ki ikinci dava olan casusluk davasından beraat verilirken iki kere beraat ettiği Gezi davasından müebbet hapis cezası aldı.

Bu dava hem ülkemizde hem de birçok Avrupa ülkesinde çok tartışıldı.

Tabi yargı süreci devam ediyor. Daha istinafı var, Yargıtay’ı var, AİHM’si var ama bu karar vicdanları yaraladı ve hukukun nasıl siyasallaştığını gösterdi.

En son CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen 4 yıl, 11 ay, 20 gün hapis cezasıyla siyaset yasağına girdi.

8-9 yıl önce attığı Twet ile ilgili yıllar sonra yargılandığı davada ceza aldı ve tüm siyasi görevleri sonlandırıldı.

Ben Kaftancıoğlu’nun Ermeni soykırımı ve Sakine Cansız ile ilgili yaptığı paylaşımları pek hoş görmüyorum.

Bu sivri ve absürt çıkışlarını tasvip etmem mümkün değil.

Üstelik bu paylaşımlarının arkasında durarak işi iyice çıkmaza soktu.

Burada benim üzerinde durduğum konu bu paylaşımların yapıldığı zaman neden bir soruşturma açılmadı da şimdi açılıyor ve alil acele Yargıtay kararı onaylıyor.

Bunun esas sebebi bence İstanbul seçimleridir.

İktidar hiç bir zaman İstanbul seçimlerinin kaybedilmesini kabullenemedi.

Bu başarıya imza atan Canan Kaftancıoğlu’na ceza vererek intikam alıyor.

Şimdi sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun olduğu söyleniyor.

İstanbul seçimlerinin iptal edilmesiyle ilgili ahmak sözcüğünden dolayı YSK’yı kastettiği söylenerek açılan davanın kararının 1 Haziran’da verileceği söyleniyor.

Buradan da Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak geleceği iddia ediliyor.

Şayet böyle bir karar çıkarsa İstanbul iktidarın eline geçecek.

Geçenlerde Gaziantep’te Deva partisine miting izni verilmedi.

Görülüyor ki seçimler yaklaşırken daha farklı davalar ve baskılarla karşı karşıya kalınacak.

İktidar devletin gücünü kullanarak kendine muhalif kim varsa ekarte etmeye çalışıyor.

Özellikle gerilim politikasından beslenen iktidar her enstrümanı ciddi şekilde kullanıyor.

Halkın çektiği sıkıntıların tartışılması yerine gündemi kendi belirleyerek esas sorunu gündeminden düşürüyor.

Seçimler yaklaşırken bunun farklı versiyonlarını göreceğiz.

Bu seçim diğer tüm seçimlerden daha farklı bir özgül ağırlığa sahip.

İktidar bu kazanımlarını korumak İçin her yolu mübah görüyor.

Tıpkı yerel seçimlerde çocuk katili APO’nun mektubunu okutmak ve Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarmak gibi seçimi tekrar kazanmak İçin her yolu deneyecektir.

Hayırlısıyla şu seçimlerde bir geçse de vatandaş derin bir soluk alsa.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner38

banner40