Seçimlere bir yıldan daha az bir süre kaldı. Hatta son yapılan açıklamalarda Nisan veya Mayısa çekileceği konuşuluyor. İster zamanında yapılsın ister erkene alınsın şu anda ülke seçim atmosferine girmiş vaziyette. İktidarı pek sahalarda göremesek bile muhalefet liderleri ülkeyi karış karış geziyorlar.

     Bu seçimler neden geçmiş seçimlere göre daha önemli?

     Çünkü bu seçimler sadece bir milletvekili veya Cumhurbaşkanı seçimi olmayıp, ülkenin rejiminin oylanacağı bir seçim olacak. Ya eski sistem yani partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi devam edecek veya millet ittifakının dile getirdiği güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilecek. Bunun kararını millet verecek.

     Bugün ülkenin en büyük sorunu ekonomi. Bunu muhalefet yüksek sesle dillendirirken hükümet kanadından ülkede açlık ve kriz yok diye açıklamalar geliyor. Hatta muhalefeti bu konu da şov yapmakla suçluyorlar. Bunun sebebi iktidarın ne yazık ki halkın arasına çıkmaması, dolayısıyla yaşananları görememesi.

      Bugün yüksek enflasyonda milletin beli bükülmüş vaziyette. Memur, emekli, asgari ücretli inim inim inliyor. Boş ver ev, araba almayı birçoğu kirasını ödeyemiyor. Evine ekmek götüremeyen çok sayıda aile var. Ekmek birçok kentte 5TL oldu ve fırıncılar yakında 7 TL olacak diyor. Dört kişilik bir aile günde 4 ekmek yese bu bütçeye büyük bir yük olacak.

      Her ne kadar hükümet ülkede kriz ve açlık yok dese de onlarda işin farkında. Her gün yapılan anketleri onlarda takip ediyor. Ne kadar anketler manipüle edilirse edilsin sokağa çıkan biri çıplak gözle bunu fark ediyor. İnkâr edilerek bir sorun çözülmez. Halkın alım gücünü attıracak önlemlerin alınması gerekir. Çünkü seçim var ve halk bunun faturasını hükümete keser.

        Kendisi de bir ekonomik kriz neticesi iktidara gelen AK Parti evde tencerenin kaynamadığı bir ortamda başına ne geleceğini çok iyi bilir. Millet her türlü fedakârlığı yapar ama bir yere kadar. Bunun faturasını seçimde keser. Bunu bilen iktidar vatandaşın gelirlerini artıracak bir takım tedbirleri alacaktır. AK Parti genel başkan vekili Numan Kurtulmuş asgari ücretli, memur ve emeklinin temmuz ayında maaşlarına yüzde 40 civarında zam yapılacağını açıkladı. Bu ancak geçmiş dönemin telafisi olacak.

       Hükümet en son meclise bir ek bütçe sundu. Bu ek bütçenin 1 trilyon 80 milyar olacağını açıkladı. İlk 6 ayda biten 2022 bütçesi enflasyonun ne boyutlarda olduğunu bize gösteriyor. Her ne kadar inkâr edilse de, TÜİK her ne kadar verilerde oynayarak enflasyonu düşük gösterse de gerçekten enflasyon üç haneleri geçmiş vaziyette. Bu ek bütçenin Kur korumalı mevduat hesaplarına 40 milyar TL bir yük getirdiği görülmektedir. Peki, bu sistem neyi çözdü. Dolar aldı başını gidiyor. Bu sistem den vazgeçilmezse hazine büyük zarar edecek ve bu milletin cebinden çıkacak. Yani bir avuç tefeci zenginleşirken halk daha da fakirleşecek. Cumhurbaşkanı maaşı 141.703 TL olurken insanların alım gücü gittikçe düşüyorsa burada adil bir dağıtımdan söz etmek mümkün değil.

       Hükümet bir taraftan meclise ek bütçe kanunu sunarken diğer taraftan dış borç almak için çaba sarf ediyor. Bunun için Suudi prensi Selman iki gün önce Türkiye’ye geldi. Kaşıkçı cinayetinden sonra gerilen ikili ilişkiler dosyanın Suudi hükümetine devredilmesiyle bu ilişkiler zımnende olsa düzeldi. Şimdi gözler Suudilerden gelecek sıcak paraya çevrildi. Çünkü tam seçime giderken hükümetin bu paraya çok ihtiyacı var. Bu sadece Suudi hükümetiyle değil BAE, Katar, Libya ve Mısır ile de ilişkili.

       Bir taraftan yine orman yangınları tekrar başladı. Yazıyı yazdığım dakikalarda henüz Marmaris’te başlayan yangın söndürülmemişti. Hükümet yangınların Temmuz ve Ağustos ayında başlayabileceğini öngörerek büyük bir hata yaptı. Hazırlıklar tam manasıyla yapılamamış, doğa erken davranmıştı. Gece görüşlü helikopter ihalesi en erken 4 Temmuzda yapılacakmış. Bunca tecrübeye rağmen bu yanılgı neyi nesi?

       Türkiye bir zaman Pınar Gültekin cinayetiyle sarsılmıştı. Katil Pınar Gültekin’i nasıl öldürdüğünü açık açık anlatmıştı. Bu dava sonuçlandı. Katile verilen ceza hayal kırıklığı yarattı.14 yıl hapis yatacak katil tekrar aramıza katılacak. Hâlbuki başta cumhurbaşkanı olmak üzere birçok yetkili bu katilin en yüksek cezayı alması gerekir diye açıklama yapmıştı. Vicdanları yaralayan bu karar ülkede hayal kırıklığına neden oldu. Böyle kararlar boş ver caydırıcılığı kadına şiddetin daha da artmasına sebep olacaktır.

       Değerli okuyucu; bu sorunlar daha da uzayacak ve toplumsal gerilim daha da artacak gibi gözüküyor. Neyi ele alsak elimizde kalıyor. Sorun çok ama çare ufukta gözükmüyor. Umarım ülkede toplumsal bir öngörü hâkim olur. Sorunun üzerini örterek değil üzerine gidilerek ancak bir çözüm bulunabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.