Sosyoloji nedir? Sosyoloji sıradan bir akademik disiplin değildir ve bu konu hakkında bir şeyler öğrenmek ya da neler sunabileceğini fark etmek asla sıradan bir entelektüel yolculuk değildir. Gerçek şu ki, “Sosyoloji nedir?” sorusunu sorarak aslında siz sadece bir gözlemci ya da katılımcı olarak değil aynı zamanda bir yaratıcı olarak da sizi çevreleyen dünyanın derinliğine doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Sosyoloji temelde bizim (yani insanların dolayısıyla toplumun), yarattığımız dünyanın çalışmasıdır. Düşüncelerinizin ve duygularınızın incelenmesi olan psikolojinin veya geçmiş eylemlerin incelenmesi olan tarihin aksine, sosyoloji dünyaya yarattığımız gibi bakar ve bunu yaparken, insan çekirdeğini tam olarak açıklamaya çabalar.

Şimdi doğal olarak kafanızda şöyle bir düşünce oluştu: “İçimde yaşadığım dünyayı ben yaratmadım, bunun içinde doğdum.” Böyle bir soruya ne diyebilirim ki? Kesinlikle haklısınız. Siz doğduğunuzda dünya olduğu gibi oradaydı ve kimse size fikrinizi sormadı. Bu dünyaya, onun kurallarına ve düzenine sıkışıp kaldınız. Siz doğar doğmaz, başkalarının beklentilerine ve tercihlerine göre bir sisteme sokuldunuz ve bunun hakkında hiçbir söz hakkınız yoktu. Açıkçası yaşadığınız dünyayı siz yaratmadınız. Peki gerçekten böyle mi? Sadece önceden var olan kuralları, normları, rutinleri; yaşamak ve öğrenmek için önceden hazırlanmış ve öğretilmiş bir dünyaya sıkışmış olmanız, dünyayı yaratmadığınız anlamına gelmez. Başlangıçta bu durum sizin için açık olmayabilir, ancak bu bir gerçektir. “Kuralları takip etmeye” ve “oyunu oynamaya” başlar başlamaz çevrenizdeki sosyal dünyanın yaratılmasına ve yeniden inşasına katılmaya başlarsınız. Ve sürecin bir parçası olmanız uzun sürmez. Sistemi, zımnen ve kuralları bilinçsiz olarak kabul ederek yeniden yaratırsınız. Sistemi yaratır, yeniden yaratır ve aktif olarak uygularsınız. Sistemin pasif bir yuvası değilsiniz; bu dünyanın aktif bir yaratıcısısınız! Peki ya yarattığımız dünya? 

Dünyayı yarattık doğru, ama yarattığımız dünya çirkin bir yerdi. Sosyologların ortaya çıkardığı gibi, toplumsal hayat gerçekten korkunç bir tezatlık dünyasıydı. İşte sosyoloji de aslında tam olarak toplumsal hayattaki bu tezatlık ve karmaşadan ortaya çıktı. Sosyolojinin temel ilgisi toplumsal hayatın araştırılması üzerinedir. Sosyoloji asla hareketsiz kalmayan, daimi olarak değişen kuramlarıyla pek akıl sır ermez olarak görülen bir konudur. Sosyolojinin görevi daimi olarak değişen toplumsal dünyayı anlamak ve açıklamaktır. Sosyoloji hiçbir zaman tek bir düşünce topluluğunun herkes tarafından geçerli sayıldığı bir disiplin olmamıştır. Sosyologlar çoğu zaman, insan davranışlarının nasıl araştırılacağı ve araştırma sonuçlarının nasıl yorumlanması gerektiği konusunda aynı fikirde olmamaktadır.

Diğer bilimlerden farklı olarak sosyoloji, bizim kendimizi araştırmamızla ilgilenir ve bu özellik bizim uzun zamandan beri taşıdığımız görüşlere ve tutumlara karşı çok ciddi bir meydan okuma durumu ortaya çıkabilir. Sosyoloji, sarsıcı ve rahatsız edici olabilir. Sosyoloji yalnızca kitap gibi kaynaklardan bilgi edinmenin rutin bir süreci değildir. Sosyoloji, insanın kendi içinden geçerek, toplumsal olana doğru yapmış olduğu entelektüel yolculuğun adıdır. Sosyolojik düşünebilmek ve olaylara yeni bir bakış açısıyla bakabilmek için, günlük yaşamımızın bildik rutinlerimizden kendimizi uzaklaştırarak düşünmemiz gerekmektedir. Sosyolojik düşünmeyi öğrenmek, hayal gücümüzü geliştirmek demektir. Sosyolojinin gücü, bize potansiyel olarak dünyayı dönüştürme yeteneği vermektedir. Bu, sosyolojiyi var olan en güçlü ve heyecan verici sosyal disiplin haline getirir. Sosyoloji bize dünyayı öğretir; sosyoloji bize onu nasıl yarattığımızı öğretir; sosyoloji bize onu nasıl değiştireceğimizi öğretir.

 Sosyoloji toplumu değiştirmek için ihtiyacımız olan araçları bize sağlar ve başka hiçbir disiplin bunu yapamaz. Tıp, sofistike bedenlerimizi yönetmemizi sağlar; mühendislik bir şeyler inşa etmemizi sağlar; psikiyatri bize içinde yaşadığımız dünyanın sınırları içinde mutlu olmanın bir yolunu sunar; ve tarih; geçmiş, güç ve ayrıcalık ihlallerini kataloglar; ancak sadece sosyoloji bize dünyayı değiştirecek araçlar verebilir. Aslında her şeyde sadece kendimizi arıyoruz. Hepimiz daha “iyi bir yaşam” istiyoruz. Ancak toplumsal hayattaki bunalımlar gerçekleri acı bir şekilde hatırlatana kadar, bireysel iyi olmanın yolunun toplumsal iyiden geçtiğini unutuyoruz. Sosyoloji bireysel yaşam kalitemizin, toplumsal yaşam kalitemizden bağımsız düşünülemeyeceğini iddia eden bir bilim dalıdır. Sosyoloji her şeye rağmen “daha güzel bir dünya” olabileceğine inananların çabasıdır. Sosyolojinin nihai hedefi daima çabalamaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner92

banner97