213 sayılı Vergi Usul Kanununun 31.12.2003 tarihli bilançoda yer alan parasal olmayan
kıymetlerin nasıl düzeltileceği ile ilgili hükümlerin yer aldığı Geçici 25'inci maddesi ile Malî
tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin  ne şekilde enflasyon düzeltmesine tâbi
tutulacağı ile ilgili hükümlerin yer aldığı mükerrer 298'inci maddesinin (A) fıkrasının 5'inci
bendinde; "...Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir
hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin
kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tâbi tutulur. Ancak öz sermaye
kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup
edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kâr
dağıtımı sayılmaz." hükmü yer almaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Tasfiye" başlıklı 17'nci maddesinin birinci
fıkrasında her ne sebeple olursa olsun tasfiye haline girmiş kurumların vergilendirmesinde
hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağı, tasfiyenin kurumun tasfiyeye
girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının
tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan
dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve sonraki dönem için ilgili takvim yılı
başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönemin bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı
hükme bağlanmıştır.
Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise tasfiye halindeki kurumların vergi matrahının
tasfiye  kârı  olduğu,  tasfiye  kârının  da  tasfiye  döneminin  sonundaki  servet  değeri  ile 
tasfiye döneminin   başındaki   servet   değeri   arasındaki  olumlu  fark  olduğu,  tasfiye kârı
hesaplanırken,  ortaklara  veya   kurum   sahiplerine   tasfiye  esnasında  avans  olarak 
veya  diğer şekillerde yapılan her türlü ödemelerin tasfiye  sonundaki  servet  değerine; 
mevcut  sermayeye  ilave  olarak  ortaklar  veya  sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile
tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratların tasfiye
döneminin başındaki servet değerine ekleneceği; beşinci fıkrasında da tasfiye döneminin
başındaki ve sonundaki servet değerinin, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki
bilançosunda görülen öz sermayesi olduğu hüküm altına alınmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15'inci maddesinin ikinci fıkrasında ise vergiden
muaf olan kurumlara dağıtılan (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) Gelir
Vergisi Kanununun 75'inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde
yazılı kâr paylarından (2009/14594 sayılı BKK ile  3.2.2009 tarihinden geçerli olmak üzere %
15), 30'uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da tam mükellef kurumlar tarafından, Türkiye'de
bir iş yeri veya daimi temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç olmak üzere dar
mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan (Kârın
sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) ve Gelir Vergisi Kanununun 75'inci maddesinin
ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr payları üzerinden (2009/14593
sayılı BKK ile 3.2.2009 tarihinden geçerli olmak üzere % 15) bu Kanunun 15'inci maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tabi tutulanlar hariç olmak üzere vergi kesintisi
yapılacağı,
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı
bendinin (b) alt bendinde ise, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere,
gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara, dar mükellef
gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye'de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla
kâr payı elde edenler hariç) gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere
dağıtılan, 75'inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bendlerinde yazılı kâr

AHMET AKIN 2
paylarından (2009/14592 sayılı BKK ile 3.2.2009 tarihinden geçerli olmak üzere % 15) birinci
fıkrada belirtilenler tarafından tevkifat yapılacağı, hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 4842 sayılı Kanun'un 17'nci maddesi ile eklenen Geçici 62'nci maddesinde; "
1. Kurumlar vergisi mükelleflerinin;
            a) 31.12.1998 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde
ettikleri kazançlarının,
            b) (a) bendi kapsamı dışında kalan ve 31.12.2002 veya daha önceki tarihlerde sona
eren hesap dönemlerinde elde edilen, kurumlar vergisinden istisna edilmiş kazançlarının,
            c) Geçici 61 inci madde kapsamında tevkifata tâbi tutulmuş kazançlarının,
            Dağıtımı halinde 94 üncü madde uyarınca tevkifat yapılmaz....." hükümlerine yer
verilmiştir.
Konu ile ilgili açıklamaların yer aldığı 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "15.6.3.
Gelir Vergisi Kanununun geçici 62 nci maddesi uygulaması" başlıklı bölümünde;
Söz konusu geçici maddede yer alan düzenleme uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerinin
31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kârlarının
dağıtımı halinde, bu kâr payları üzerinden vergi kesintisi yapılmayacaktı denilmektedir. Aynı
şekilde 1/1/1999 ve 31/12/2002 tarihleri  arasındaki  hesap  dönemlerinde  elde  edilen 
kurumlar  vergisinden  istisna  kazançlar  ile  Gelir  Vergisi Kanununa 4842 sayılı Kanunla
eklenen geçici 61'inci madde kapsamında vergi kesintisine tabi tutulacak kazançların
dağıtılması halinde ayrıca vergi kesintisi yapılmayacaktır.
Bu madde hükmüne göre, dağıtılan kâr 31/12/2002 veya daha önceki tarihlerde sona
eren hesap dönemlerinde elde edilen ve Kurumlar Vergisi Kanunu veya özel Kanunları
uyarınca kurumlar vergisinden istisna edilen kazanca ilişkin ise (serbest bölge
kazancı, teknoloji geliştirme bölge kazancı, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı
gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazanç, mülga 5422 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanununun geçici 24 ve geçici 28 inci maddelerinde düzenlenen istisna
kazançlar gibi) dağıtılan kârın bu kazançlara isabet eden kısmı üzerinden dağıtım
sırasında vergi kesintisi yapılmayacaktır.
Ancak, 2003 ve müteakip yıllardaki hesap dönemlerinde elde edilen söz konusu istisna
kazançların dağıtılması halinde, dağıtılan bu tutarlar üzerinden kâr dağıtımına bağlı vergi
kesintisinin yapılması gerekecektir.
Diğer taraftan, 1/1/1999-31/12/2002 tarihleri arasındaki hesap dönemlerine ilişkin normal
kazançların dağıtıma tabi tutulması halinde ise dağıtılan bu kâr payları üzerinden, kâr
dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacaktır" açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar uyarınca, tasfiye sonucunda düzenlenecek olan kesin bilançoda
yer alan, ödenmiş sermaye dışındaki, öz sermaye hesaplarının (net tasfiye karı dahil) 
ortaklara dağıtılması durumunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15'inci ve 30'uncu
maddeleri ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b maddesi hükümleri uyarınca, Geçici
62'nci madde hükümleri de göz önünde bulundurularak, kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi
yapılması gerekmekte olup, ödenmiş sermayenin ortaklara dağıtılması durumunda ise, vergi
kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan, daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark
hesaplarının, şirketin tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması halinde, işletmeden
çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası dağıtılan kazancın
da kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.