İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu) 16 Eylül 1923 günlü toplantısında görüşülüp benimsendikten sonra vakit geçirilmeden Türkiye Büyük Meclisine sevk edilen Mersin Limanının Fransız Gronblad Şirketince yapılmasını ön gören kanun tasarısı 27 Ekim 1923 günü TBMM’ de görüşülür.

Koyulacak sermaye ve mukaveledeki diğer hususlar için Meclis Nafia ve Muvazenei Maliye Encümenlerine sevk edilir…

Görüşmelerden 2 gün sonra kurulan Cumhuriyet, oldukça yoğun gündem derken mevzu Meclisin 2. Dönem ikinci yasama yılına (1 Mart 1923-30 Ekim 1924) sarkar…

22 Mart 1923 günü Mersin Mebusu Niyazi Bey (Ramazanoğlu) Mersin limanı hakkında Muvazenei Maliye Encümeninin (Bütçe Komisyonu) mazbatasının öncelikle görüşülmesi için Meclis Başkanlığına hazırladığı takriri (önerge) sunar…

Önerge hakkında söz alır ve Meclis Genel kuruluna şu bilgiyi verir:

“Efendim, takririm hakkında izahat vereyim. Mersin Limanı hakkında öteden beri bir muamele vardır. Muvazenei Maliye Encümeni bir mazbata yapmış ve Heyeti Celileye (Genel Kurulu kast ediyor) takdim etmiştir, Heyeti Celile bu mazbatanın encümenin teklifi veçhile müstacelen müzakeresini kabul etmiştir. Bunun Nafıa Bütçesiyle alâkası vardır. Heyeti Celile müsaade buyurursa şimdi burada müzakere ederiz.”

Niyazi Bey’ in ardından Hasan Fehmi Bey (Gümüşhane mebusu ve sonradan Ataç soyadını alacaktır) Mart sonu yaklaşırken halen Mecliste onaylanmamış bütçe nedeniyle devlet işlerinin aksayacağından bunun önüne geçmek için geçici bütçe yapma mecburiyetinde olduklarından söz eder ve ekler:

“Mersin Limanı ve sair umuru nafıaya müteallik şeyler (Bayındırlığı ilgilendiren işler) için de Meclisi Âli ne karar verirse o karara göre bütçeye ilâve edilir veya edilmez. Nafıa Vekâleti Bütçesini, Nafıaya ait tekmil işleri intac edildikten (sonuçlandırdıktan) sonra müzakere edelim demek bütün bütçeyi müzakere etmemek demektir. Binaenaleyh bütçeyi çıkaralım Mersin Limanına ait mesele de Meclisi Âlinin müstacel ruznamesindedir. Onu da müzakere ettiği zaman bütçeye ilâve edilir veya edilmez.”

Bakanlar Kurulunca benimsenip Meclise sevk edilen Mersin’ e liman yapılması hakkındaki kanun tasarısı onca gel-git ardından nihayet 12 Nisan 1924 günü toplanan TBMM genel kurulunun 35. Oturumunda görüşülmeye başlanır…

İlk sözü konuya en vakıf ve yakın takipçisi Niyazi Bey alır özetle şunları söyler:

“Mersin limanı hakkında nazarı âlinize bir mazbata vaz edilmişti. Asıl burada bendeniz bu limanın bir an önce inşası ve devlet idaresinde bulunması lüzumu hakkında Encümen namına izahat vereceğim. Nafia Vekaletince (Bayındırlık Bakanlığı) tab ve azayı kirama tevzi (basılıp sayın üyelere dağıtılan) edilmiş bulunan programın sekizinci sayfasında şu kayda tesadüf edilir:

“Birinci derecede Mersin’ de bir liman inşası lazımdır”

 Aynı veçhile buna merbut (bağlı) haritada izahat meyanında birinci derecede inşası lazım olan liman yanında Mersin kaydı konmaktadır. Bu Nafıa Vekâletinin programında da dâhildi. Filhakika (gerçekten de) 1325 tarihinde (1908) Nafıa Nezaretinin layihasında şu ifadeye tesadüf eder, Asya’ yı Osmani’ de yapılması icap eden limanlar hakkında şu kaydı görürüz:

“Demiryolu şebekesi nihayetülemir Dersaadetle Basra Körfezi beynine ve Bahrısefit ile Bahrisiyah arasında kain hududu asliyeye teferrü eylediğinden bu hududun müntehaları olan dört noktada gayet mükemmel limanlar tesisi lazım gelir ki, bunlar; Haydarpaşa ve Basra ile Samsun ve Mersin’dir. *

Bugün mükemmel olmasa da yine Haydarpaşa’ da bir liman mevcuttur. Basra Körfezi artık elimizde değil. Şu halde 1325 tarihinde bile, o vasi (geniş) Asyayı Osmani’ye sahip olduğumuz zaman bile Mersin’ de bir liman inşası zaruri görülmüş ve bunun birinci derecede liman olduğu kabul edilmiştir. Filhakika haritaya göz gezdirecek olursak büyük Asya kitlesinin garbına (batısına) doğru uzanarak Anadolu’nun teşkil ettiği köşede bir limanımızın bulunduğunu görürüz. O da Mersin’dir.

Bu noktai nazardan (açıdan) Mersin Asya’nın Akdeniz kapısıdır. Keza Mersin, Bağdat hattıyla Nusaybin’ e merbuttur. (İstanbul-Bağdat arasında uzanan ve Türkiye sınırını Mardin’ in güneyindeki Nusaybin ilçesinde terk eden tren hattı ile Yenice üzerinden Mersin bağlantısına dikkat çekiyor.)

Bu suretle Anadolu’nun Şark ve Cenubi Şarkisindeki havalinin (doğu ve güneydoğu) varidatını (gelirler) bu hat temin edeceği gibi atiyen Asya ticareti de bu hat vasıtasıyla olacaktır ve bu hattın Akdeniz’ de mersası da (limanı) Mersin’dir…

Diğer cihetten yine haritaya dikkat edecek olursak, Haydarpaşa’dan başlayarak Anadolu’yu şimali garbiden (kuzeybatı) Cenubu şarkiye (güneydoğu) kadar kat eden bir hat görürüz. Bu demiryolu da Anadolu’yu hem Akdeniz’e hem Bosfor’a (İstanbul Boğazı Marmara) rapteder. Akdeniz’ de iskelesi yine Mersin’dir. Sonra Samsun’dan itibaren Sivas’a bir hat temdit ediyoruz. (uzatıyoruz) Bunu kabul ettik. Sonra Çester projesinde** mevzubahis olduğu veçhile bu hattın Hacı Şefaatli mevkiinden itibaren Kayseri’den Ulukışla’ya temdidi mutasavverdir(tasarlanmış). Üç yüz kilometrelik bir kısımdır. Atiyen (gelecekte) bu hattın inşasıyla Mersin aynı zamanda Karadeniz’ i Akdeniz’e raptedecek olan Samsun-Mersin ana hattının Akdeniz’ de limanı vazifesini ifa edecektir.

Diğer cihetten, Anadolu’nun heyeti umumiyesini yine harita üzerinde tetkik edecek olursanız bu kıtanın sahili cenubisinin sahili şimalisi (güney ve kuzey kıyıları) gibi iki tabii girintiyi ihtiva ettiği ve tabii girintilerden mukaariyetlerden (oyuk/ girinti) biri üzerinde Mersin’ in olduğu görülür.

Şu halde efendiler, Mersin dün de bugün de mevkii mühimi haiz olduğu (önemli konumu taşıdığı) gibi bilhassa atide (gelecekte) çok mühim rol ifa edecektir. Buna gerek 1325 tarihinde Nafıa Vekâleti takdir etmiş ve programlarına dercetmiştir.***

Diğer taraftan, Anadolu’nun bir kısmı Toros’ un maverasına (arka yüzü, gerisi) isabet eden kısmı bugün yegane bu Türk limanına bağlı olabilir. Yalnız Adana vilayetinin değil, Maraş, Antep, Malatya, Urfa, Siverek, Mardin, Diyarbekir, Ergani’nin ve bunların hinterlantlarına tesadüf eden memleketimizin yegane bir limanı varsa ve olabilirse bugünkü hudutlar dahilinde bu Mersin’dir…”

İstanbul’dan Basra’ya uzanan ve tüm Anadolu’yu içine alan coğrafyada tek önemli liman olarak Mersin’i işaret eden vizyoner bakış…

İmparatorluğun külleri arasından doğmakta olan yeni Türkiye’nin jeostratejik tablosunu ortaya koyarken aynı Türkiye’nin dünyaya açılan önemli hatta tek kapısı olarak örneğin İzmir’i değil de Mersin’i işaret eden Niyazi Bey’in TBMM genel kurulunda yaptığı tarihi konuşma ve Mersin’ e atfedilen önem bu kadarla da sınırlı değildi…

Devam edeceğim Niyazi Bey’in çizdiği tabloyu yansıtmaya…

*İstanbul’u Basra Körfezi’ne bağlayan Bağdat demiryolu güzergâhı ve Ege ile Karadeniz arasında kalan bölgenin kalbini oluşturan stratejik 4 limana atıfta bulunuyor.

** 10 Nisan 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Ottoman-American Development Company arasında imzalanan demiryolu ve maden işletmeciliğine dair anlaşma. Amerika Birleşik Devletlerinin Yakın Doğu'daki ilk büyük ölçekli maden çıkarma anlaşması olması bakımından tarihi öneme sahip Chester Projesi adını emekli amiral Colby Mitchell Chester'den almaktaydı.  Anlaşma Ottoman-American Development Company'nin sözleşme şartlarını yerine getirememesinden dolayı 18 Aralık 1923'te Türkiye tarafından feshedilmiştir.

***1908 Hallaçyan’ın planladığı liman projesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.