İnsanoğlu neden benmerkezci olmasına rağmen genelde toplum dayatmalarına göre yaşamını şekillendirmek ister.

Buna neden olan kültürel olarak Köy/kent arasında sıkışmak mı? Yoksa toplum kurallarımı? 

Bugünkü pozitif hukuk yerine geçen adetler görenek ve kurallar olmasından mı kaynaklıdır.

Yoksa bireyin zihin altında yatan şeyin koruma/korunma güdüsü olduğunu, toplumun ve bireyin kendisini korunması olmaması mıdır.? Aslında tüm bu soruların cevabı tektir.

“Kendi benliğimi bastırmıyorum. Dayatmalar umurumda değil. İstediğim gibi yaşıyorum. İnsanlar ne der” diye düşünmem.

Toplum dayatmalarını hem red edip hem de toplumun kurmuş olduğu kurallara uymaya çalışmakta farklı bir bakış  ve bir çelişkidir.

 Topluma göre yaşamamanın özgürlüğüne nasıl kavuşabiliriz? Onlarca belkide bu konuda yüzlerce sorular akıllarda yer alabilir.

Bu nedenle bazı insanlar vardır mesela marjinaldir; adeta yalnızca bazı topraklarda yaşayabilen bitkiler gibidirler.

Başka semtlere yolu düşse de kendi renklerinden ve kokularından ödün vermezler. Kendilerini ve yetişme tarzlarını yansıtırlar.

Dünya ona uyar ya da uymaz; o dünyanın sorunudur. Bir de bu başlığa uyan insan tipi vardır. Toplum gibi düşünmez ama toplumun ne istediğini sezinler. İnançsızdır  Ama metroda namaz kılanların önünden geçemez. Herkes tv izliyorsa buna göre yorum yapar; Marjinal düşünceleri belli belirsizdir.

Bu da insanın yaşadığı toplumla, o toplumun değerleri ile yaşam standartlarının uyuşamamasının ne gibi sonuçlar doğurabileceği fikrini ortaya çıkarır.

İnsanın yaşadığı toplumda ve toplumun yaşam biçimi edilmiş olduğu ‘değerler ile uğraşamam’ demesi asimile olmak demektir.“Kendi benliğini kaybetmek olarak tanımlanabilecek bir durum” olan asimile, Kendine ait olanı yaşam biçimini reddedip başka bir benliği benimseme çabası içinde olmaktır.

 Buradaki başka bir benliği benimseme çabası ise, İnsan yaratılışı itibariyle bir topluluğa ait olmak ister ve eğer yaşadığı toplumda aidiyet yetisini yeterince tatmin edemiyorsa başka bir topluluk içerisine kayacak ve oradan uzaklaşacaktır.

Ve bu bireyler eninde sonunda asimile olacaklardır. İmkânlar dâhilinde bu uzaklaşmalar ve kopmalar bazen gözle görülür bazen de görülmez.

Birey asimile seçeneğini tercih ederken ise, içe kapanır ve toplumdan kendi kendini dışlar. Toplumun değer gerçekleri ile karşı karşıya kalmaktan korkar. Her zaman belli belirsiz korkular yaşar. 

Bir balığın yemyeşil çimleri istemesi ve kendini oraya ait hissetmesi mümkün olmadığı gibi toplumun değer yargılarına ters düşmekte yaşamı yangın yerine çevirir. 

 Peki toplumun değerleri ile bütünleşmek için ne gerekir? Her bireyin burada bilmesi gereken kendi toplumunun ve kültürünün tarihidir.

Kökeninin nerden geldiğini bilen insan kendi toplumu ile kendi arasındaki bağı daha kolay kurar ve kendini oraya ait hisseder.

Aidiyet hissinin yakalamak için de doğru bir tarih bilgisine ihtiyaç vardır.

İnsanların her biri biyolojik olarak farklı özelliklere sahip olduğu gibi sosyolojik olarak da farklı özelliklere sahiptir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.